Prostat, erkek üreme sisteminin bir parçası olup rektumun önünde ve mesanenin hemen altında yer almaktadır. İdrar akımını sağlayan üretra tarafından çevrilen prostat bezinin normal büyüklüğü ceviz kadardır. Prostatın görevleri; seminal sıvının bir kısmının üretilmesi ve cinsel boşalma yoluyla spermlerin dışarıya atılmasını sağlamaktır. Prostat, erkeklerde 40 yaşından sonra büyümeye başlamaktadır ve protastatın büyümesi üretraya baskı yaparak idrarın mesaneden penise akımının yavaşlamasına ya da durmasına neden olmaktadır.

Prostat kanseri oluşumuna neden olan etkenler kesin olarak bilinmemektedir. Araştırmalara göre prostat kanserinin oluşmasında etken olan risk faktörleri şu şekilde sıralanmaktadır.

1. Yaş: Prostat kanserinde en önemli risk faktörü yaştır. 45 yaş altında prostat kanserine nadir olarak rastlanırken yaş ilerledikçe görülme sıklığı da artmaktadır.

2. Kalıtım: Aile içinde erkek kardeşte prostat kanseri görülmüşse, risk de artmaktadır.

3. Irk: Beyaz ırkta prostat kanseri daha az görülmektedir.

4. Belirli Prostat Değişiklikleri: Prostat kanseri riski, prostatik intraepitelyal neoplazizi olan hücreleri yüksek olanlarda artmaktadır.

5. Beslenme: Bazı çalışmalar, hayvansal gıdaları fazla tüketenlerde prostat kanseri riskinin arttığını göstermektedir.

Prostat Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Prostat kanseri hiçbir belirti göstermeden ilerleyebileceği gibi; hastalarda idrar yapma ile ilgili sorunlar, ereksiyon güçlüğü, idrarda ya da menide kan veya sırt, bel, uyluk ve kalça ağrıları gibi şikâyetler görülebilmektedir.

En çok karşılaşılan şikayetlerin başında idrar yapma ile ilgili sorunlar gelmektedir. Bunlar; idrar yapamama, idrar yapmaya başlama ya da durdurmada güçlük çekme, gece ya da gündüz sık sık idrara çıkma, idrar akımının zayıflaması ve kalınlığının azalması, kesik kesik, zorlanarak veya ağrılı idrar yapma şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Bu belirtilerin doğrudan prostat kanserine işaret etmeyip iyi huylu prostat büyümesi ya da idrar yolları enfeksiyonu belirtileri de olabilmektedir. Belirtilen sorunlardan herhangi biriyle karşılaşılması halinde zaman kaybetmeden bir üroloji uzmanına başvurulmalıdır.

Prostat Kanseri Tanısında Hangi Yöntemlerden Yararlanılır?

Prostat kanseri olduğunu düşündürecek belirtiler görülmese de erken tanı amacıyla 50 yaşından itibaren tüm erkeklerin yılda bir kez tarama yaptırması gerekmektedir.

Prostat kanserinin tanısında kullanılan yöntemlerin başında prostatın parmakla muayenesi gelmektedir. Rektumdan yapılan muayenede prostat sert ve nodüler alanlar açısından taranmaktadır.

Kanda prostat spesifik antijen aranması anlamına gelen PSA testinde ise, kan örneği incelenerek PSA seviyesine bakılmaktadır.

Tanıda ilk etapta kullanılan parmakla muayene ve PSA testi yöntemlerinde şüpheli bir bulguya rastlanması halinde; transrektal ultrason, transrektal biyopsi, evreleme, kemik sintigrafisi, bilgisayarlı tomografi ve magnetik rezonans görüntüleme gibi yöntemlere başvurularak hastalığın evresi ve etkileri değerlendirilmektedir.

Prostat Kanseri Tedavisi

Prostat kanseri tedavisi, lokal ya da sistemik olarak uygulanabilmekle birlikte; farklı tedavi seçenekleri de söz konusudur. Lokal tedavi olarak adlandırılan tedavi seçenekleri arasında cerrahi ve radyoterapi yer almaktadır. Cerrahi ya da radyoterapi ile prostattaki kanseri yok etmek hedeflenmektedir. Kanserin vücudun diğer bölgelere yayılması halinde sistemik tedavi ile kanseri kontrol edilmesi sağlanır.

Cerrahi, prostat kanserinin erken teşhis edildiği durumlarda en yaygın olarak kullanılan lokal tedavi yöntemidir. Cerrahi müdahale ile prostatın tamamı alınabilmektedir. Tümörün durumu ve konumuna göre sinir koruyucu yöntemle ameliyat tercih edilebilmekte ve bu sayede ereksiyonu sağlayan sinirler korunabilmektedir. Ancak tümör büyükse ve sinirlere çok yakınsa sinir koruyucu cerrahinin uygulanması mümkün olamamaktadır.

Hormon tedavisi ise, sistemik tedavi yöntemi olarak uygulanmakta ve hastalığın yayılması önlenmektedir. Tedavinin planlanmasında tümörün hangi evrede olduğu, hastanın gösterdiği belirtiler ve genel sağlık durumu temel alınmaktadır. Uygulanacak tedavinin tipine ve süresine göre yan etkiler de değişim göstermektedir.

Tüm kanser tedavilerinde olduğu gibi prostat kanserinin tedavisinde uygulanan yöntemlerde de tedavinin olumlu ve olumsuz etkileri olabilmektedir. Tedavi planı yapılarak uygulamaya geçilmeden önce hasta ve doktorun tüm olasılıkları, görülebilecek yan etkileri ve tedavi sonrasında yaşanabilecekleri detaylı olarak konuşmaları gerekmektedir.

Prostat kanseri, hastanın kendi hayatını olduğu kadar yakınlarının hayatını da etkileyen ve baş edilmesi güç bir hastalıktır. Tedaviler, hastanede kalma süreleri, yan etkiler gibi pek çok sorun nedeniyle hastalar kaygı yaşamakta ve günlük aktivitelerini sürdürememekten endişe etmektedirler. Bu süreçte sağlık çalışanlarının hastalara vereceği desteğin yanı sıra yakınlarının da moral ve motivasyonlarını arttırmak üzere yanlarında yer almaları son derece önemlidir.


Bursa Ürolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!