Fiziksel yorgunluk kadar ruhsal yorgunlukta hissedebilmek mümkün, zihinsel olarak pek çok şeyi düşünüyor ve sürekli çözüm aramaya çalışıyoruz. Uykuya dalmakta güçlük çekmek bunların en başında gelen davranışsal bir durumdur. Zihin sürekli bir şeyler düşündüğünde, onların nasıl üstesinden geleceğini, nasıl başaracağını veya nasıl konuşup düzeltilebileceği planlamaya çalışabilir. Bu da uzun zaman sürebilir ve hep aynı yere döner çözümlemeden tekrar düşünmeye devam edilir.

Zihin sürekli aynı düşüncelerle meşgul olduğunda ve çözümleme üretemediğinde psikolojik olarak gergin ve bir şeyler yapma konusunda isteksiz olabilir. Burada düşünmek çözüm vermiyorsa eğer sorunu tekrar değerlendirmek yarar sağlayabilir. Sorun değerlendirdikten sonra belki de eskisik gibi zihinde yer etmemesi gereken bir düşünce olarak kalacaktır, sonuçta her insan her şeyi tamamen doğru tamamen kusursuz yapamayabilir, kendinize ve çevrenizdekilere taviz verin elbette geçmişte bir çok şeyi başarmışsınızdır, çözümlemişsinizdir, bu da sizin belki de zamanla üstesinden gelebileceğiniz bi olay olarak kalması gerekebilir. Ruhsal yorgunluk yaşarken bazı anlar birey bir şeyler yapma konusunda çekingen davranabilir ve ya günlük aktivitelerinde sürekli erteleme ve kaçınma davranışında bulunabilir.

Birey bunları yaşarken kendisini depresyonda gibi hissedebilir ve çevresindende depresyonda mısın ? gibi duyumlar alabilir fakat depresyon, mevsimsel geçişlerde yaşanan yorgunluklar ve ruhsal yorgunluk karıştırılmamalıdır. Depresyon bireyin, düşünce, duygu ve davranışını etkileyen psikiyatrik hastalıktır. Üzüntü hali, iştahta ciddi azalma veya ciddi artış, sosyal aktiviteleri yapmaktan zevk almama, yapılan günlük işlerin yapılmasında isteksizlik, suçluluk hissi, sürekli kendi hatalarını ve eksikliklerini düşünme, fiziksel ağrılar, yorgunluk gibi başlıca tanıyı ayıran semptomları vardır. Her hastalıkta olduğu gibi her kişide aynı semptomlar aranmamaktadır, her depresyon tanısı alan bireye aynı tedavi şekli uygulanmayabilir, bu sebeple alanında uzman ruh sağlığı çalışanlarıyla tedavi sürecine girmek yarar sağlamaktadır. Psikiyatrinin uygun göreceği ilaç kullanımı ve psikologla beraber yürütülen psikoterapiyle olumlu sonuçlar almak mümkündür. Depresyon genelde 20-50 yaş aralığında görülmekle birlikte kimi zaman çocuklarda da görülme olasılığı vardır.

Depresyon tanısının konulması için, belirli süre halsizlik, yorgunluk, sosyal yaşama karşı ilgi kaybı gibi semptomların en az 2 hafta sürmesi gerekmektedir. Kadınlarda depresyon tanısı erkeklere oranla daha fazladır. Depresyon tanısı almış kişilerin yıllar içinde depresyon tanısını tekrarlama olasılığı yüksektir. Depresyon tedavisini yarım bırakan hastalarda da yine tekrarlama durumuyla karşılaşılmaktadır. Depresyonu oluşturan risk faktörlerinde; travmatik olaylar, boşanma, ebeveyn kaybı, kişilik yapısı, madde ve alkol kötüye kullanımı, düşük sosyoekonomik düzey, işsizlik, hormonal değişiklikler oluşturabilmektedir. Depresyonun tedavisinde yatarak tedavi bazı durumlarda tercih edilmektedir, ayakta tedavinin olasılığı daha yüksektir. Psikiyatri gözetimi altında ilaç kullanımı ve psikolog işbirliğiyle gerçekleşecek psikoterapi seansları önerilmektedir.


Bolu Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!