Robotik sistem böbrek ameliyatlarında yaklaşık 10 yıldır uygulanan bir yöntemdir. Böbrek kanserleri, nonfonksiyone böbrek dediğimiz böbreğin fonksiyonunu yitirmesi durumları ve böbrekten çıkan ana idrar kanalının doğuştan dar olduğu durumlarda robotik böbrek ameliyatları uygulanabilmektedir.

Böbrek cerrahisinin büyük çoğunluğunu kanser cerrahisi oluşturmaktadır. Kitlenin yeri (Böbreğin üst bölgesinde yerleşmiş tümörler, Böbrek damarları ile yakın komşulukta olan tümörler) ve boyutuna (> 4 cm) göre ya böbreğin tamamı (Radikal Nefrektomi) ya da sadece kitlenin çıkarılması (Parsiyel Nefrektomi) gerekmetedir. Kitlenin tamamının çıkarıldığı operasyonlarda, eğer kanser tedavisi için yapılıyorsa, böbreğin kapsülü ile birlikte içeride kanserli doku bırakmadan çıkarılması gerekmektedir. Bazı kanser ameliyatlarında çevrede lenf bezlerinin de çıkarılması gerekir. Sadece kitlenin çıkarılması gereken operasyonlarda böbrek damarlarının dikkatli bir şekilde korunması gerekmekte, kitle ile sağlam böbrek dokusunun kesin olarak ayırdedilmesi gerekir. Böbrek kalpten çıkan ve kalbe dönen büyük damarlarla yakın komşulukta olduğu için dikkatlice uygulanması gereken bir işlemdir.

Diğer ameliyat gerektiren böbrek hastalıkları ise böbrekten gelen idrarı toplayan ana kanalların darlığı (Üreteropelvik bileşke darlığı) ve böbreğin çalışmaması (Nonfonksiyone böbrek) durumlarıdır. Böbreğin çalışmadığı durumlarda böbrekte apse gelişimi ve bu apsenin vücuda yayılarak sepsis denilen vücutta genel enfeksiyon hali oluşması, tansiyon yükselmeleri durumları oluşabilir. Bu gibi durumlarda çalışmayan böbreğin cerrahi olarak alınması faydalı olabilir. Böbreğin idrar kanalının doğuştan dar olduğu durumlarda böbrek giderek fonksiyonunu yitirerek tamamen çalışmayan bir duruma gelebilir. Böbreğin büyük damarlarla yakın komşuluğu; geçirilmiş enfeksiyon durumlarında böbreğin etraf dokulara yapışık olması; darlığın tam olarak giderilmesi ve tekrarlamaması için dikkatli ve hassasiyetle yapılması gereken ameliyatlardır. Ayrıca onarım esnasında dikiş atılması böbreğin pozisyonu açısından zor bir işlemdir.

Tüm bu bahsedilen hastalıkların cerrahi tedavisinde günümüzde artık son teknoloji olan da Vinci robotik cerrahi sistemi başarıyla uygulanmakta olup, açık ve laparoskopik cerrahiye karşı çeşitli avantajları bulunmaktadır. Büyük bir kesi yerine daha küçük kesilerden girilerek yapılması ve ameliyat sonrası kozmetik görünümün daha iyi olması, ameliyat sonrası dönemde ağrının az olması ve daha çabuk ağızdan alınabilen tedaviye geçilmesi, ameliyat esnasında kan kaybının daha az olması, yara yerinden fıtıklaşma olmaması, yara kesilerinin küçük olmasından dolayı ameliyat sonrası dönemde yara yeri enfeksiyonunun daha az olması, daha çabuk iyileşme, daha az hastanede yatma ve daha hızlı normal hayata dönüş, obez ve aşırı kilolu hastalarda ameliyatı daha kolay hale getirmesi, 3 boyutlu görüntü eşliğinde robotum ameliyatları yaptığımız aletlerinin her yöne hareket edebilmesi ve 12 kat daha büyük görüntü elde edilmesiyle yaralanma ihtimalinin daha az olması açık ve laparoskopik yönteme karşı üstünlük sağlamaktadır.

Adrenal bez (böbrek üstü bezi), böbreklerin üstünde bulunan çeşitli işlevleri bulunan hormonlar salgılayan bir bezdir. Bu bezde fazla hormon salgılamaya başlayan veya malign (kötü huylu, kanser olabilecek) bir tümör saptanması durumunda veya nadiren tümör saptanmamasına rağmen çift taraflı adrenal bezin yaygın olarak büyüyerek fazla hormon salgılaması durumunda adrenalektomi (böbrek üstü bezinin cerrahi olarak alınması) işlemi uygulanması gerekir.

Önce hastaya 45 derece yan pozisyon verilir. Adrenalektomi yapılacak tarafa göre karnın sağ veya sol üst kısmına 3 veya 4 adet kesi yapılır. Bunlardan birisi 12 mm iken, diğer ikisi ya da üçü yaklaşık 8-10 mm boyutlarındadır. Bu kesi yapılan alanlardan robotik cerrahide kullanılan uzun, ince aletler ve görüntüyü ileten yüksek çözünürlüklü ve cerrahi alanı 10 kat daha büyük gösteren 3 boyutlu kamera girmektedir. Cerrahi sonrası alınan adrenal bez bir çeşit cerrahi torba içine konur ve en büyük kesi alanından dışarı alınır.

Kesilerin küçük olması sebebiyle ameliyat sonrası ağrı açık cerrahiye göre oldukça az olacaktır. Robotik cerrahide kullanılan yüksek çözünürlüklü (HD) ve ameliyat alanını 10 kat büyük gösteren teleskopik kameralar sayesinde her ayrıntı seçilebilmekte, en ufak anatomik yapılar dahi görülebilmektedir. Titremeyen, yüksek manevra kabiliyetli, çok işlevli robotik kollar sayesinde anatomik olarak zor ulaşilabilir ve kanamaya sebebiyet verecek anatomik yapıların bulunduğu bu alanda rahatça çalışılabilmekte, minimum kanama riski ve diğer yapılara en az zarar verme ihtimaliyle bu işlem yapılabilmektedir. İşlemin robotik olarak yapılması durumunda açık cerrahide yaşanan büyüklükte ağrı olmamakta, hasta daha erken taburcu olup (yaklaşık 1-2 gün içinde) günlük yaşamına daha erken dönebilmektedir. Açık cerrahide görülen ameliyat kesi yerinde fıtıklaşma görülmemektedir. Açık ameliyat esnasında kesi yerinde sinirlerin ve kas dokunun harabiyetine bağlı uzun dönemde görülen kronik ağrı, nöropatik ağrı gibi durumların gelişme ihtimali çok düşüktür.

Robotik cerrahinin 3 boyutlu görüntü, geniş hareket kabiliyeti ve hassasiyeti böbrek cerrahisinde de ön plana çıkmakta ve kanserli dokunun tam olarak ve çevre dokulara zarar vermeden çıkarılması; hassasiyet gerektiren ince işlemlerin kolaylıkla ve en düşük hata ile yapılabilmesi ameliyat sonrası sonuçları ve iyileşmeyi önemli ölçüde etkilemektedir.


İstanbul Ürolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!