Safra Kesesinin alınması yani tıbbi terim olarak Kolesistektomi ameliyatı en sık yapılan genel cerrahi ameliyatlarındandır. Türkiye’de yılda yaklaşık 100.000 kolesistektomi ameliyatı yapılmaktadır.

Safra kesesinin cerrahi olarak çıkarılması yani kolesistektomi ameliyatı hem açık hem de kapalı yani laparoskopik dediğimiz yöntemle yapılabilmektedir. Laparoskopik cerrahideki ilerlemeler ve cerrahların teknik becerilerinin artmasına paralel olarak laparoskopik cerrahi safra kesesi ameliyatlarında ilk seçenek haline gelmiştir.

Safra kesesi ameliyatına karar verilme aşamasıyla ilgili olarak okuyucularım “Her safra taşı eşittir ameliyat yaklaşımı doğru değildir” adlı makaleme göz atabilirler.

Safra kesesi ameliyatlarından sonra hastanın şikayetlerinin geçmemesi veya yenilerinin eklenmesi genel olarak “Kolesistektomi sonrası sendrom (Postkolesistektomi sendromu)” olarak adlandırılmaktadır. Bunun nedenleri ise çok geniş bir yelpazede incelenmektedir. Aslında postkolesistektomi sendromunun ortaya çıkması ameliyat öncesi değerlendirmenin yetersiz yapılmış olmasına ipucu oluşturabilir. Bunun dışında kalan hastalarda ise safra kesesinin çıkarılması sonrasında vücudun bu yeni duruma adaptasyon dönemi olarak tarif edilebilir. Bu yazımda bu sendromun ortaya çıkmasının sebeplerinden biri olan ve çok dramatik sonuçları olabilen safra yolu yaralanmalarına değinmeye çalışacağım.

Bu gelişmeler yanında safra kesesi ameliyatları sırasında özellikle safra yollarının cerrah tarafından istenmeden yaralandığı durumlar Türkiye ve Dünya’da azımsanmayacak oranlardadır. Dünya genelinde açık veya kapalı yöntemle uygulanan safra kesesi ameliyatlarında yaklaşık % 0.8 oranında safra yolu yaralanması meydana gelirken Türkiye de resmi olmamakla birlikte bu oran en az %2 olarak tahmin edilmektedir. Yılda 100.000 ameliyatın gerçekleştirildiği göz önüne alınırsa ülkemizde yıllık yaklaşık 2000 hastada hafiften ağıra safra yolu yaralanması olduğu gerçeğiyle yüzleşmek durumundayız.

Safra yolu yaralanması derecesi ne olursa olsun eğer ameliyat sırasında farkedilirse o zaman özellikle karaciğer safra yolları cerrahisi konusunda deneyimli bir cerrah tarafından yaralanma uygun şekilde tamir edilebilir. Tamir yöntemleri yaralanmanın derecesine göre değişir. Endoskopik yöntemle (ERCP) uygulanan tedaviler, basit dikişle safra yolu onarımı, T şeklindeki tüpün safra yolu içine bırakılarak üzerinden onarım veya ince bağırsaktan yeni bir safra yolu yapılması (hepatikojejunostomi) gibi değişik yöntemler uygulanabilir.

Asıl problem böylesi bir sağlık hizmetini hemen ameliyat sırasında alamayacak durumda olan hastalarda ortaya çıkmaktadır.

Ameliyat sonrasında diren denilen plastik tüplerden sarı-yeşil renkli safra gelmesi ve bunun günler içinde tedricen artması ve günlük 400ml’nin üzerine çıkması ciddi bir safra yolu yaralanmasına işaret ediyor olabilir.

Bir başka senaryo direnden sarı-yeşil safra gelmemesi ama hastanın direni alınıp eve gönderildikten sonra hastanın sararmaya başlamasıdır. Bu tip durumlarda safra yolunda ciddi yaralanma olasılığı olabileceği gibi ana safra yoluna düşen ve kanalı tıkamış bir safra taşı veya ameliyat öncesinde varolan fakat gözden kaçan safra yolu tümörü olasılığı akla gelmelidir.

Diğer bir senaryo ise diren koyulmamış olan hastalarda ameliyat sonrası birkaç gün içinde yaygın veya sağ üst karın bölgesinde hissedilen ağrı, bulantı, kusma, fenalık hissi, tansiyon düşüklüğü, nabızda hızlanma, yüksek ateş ve önce gözlerde sonra bütün vücutta sararma ortaya çıkması çok daha acil müdahale edilmesi gereken bir tabloyu işaret etmektedir.

Ameliyat sonrası erken dönemde (ilk haftalar içinde) olabildiği gibi özellikle ameliyat sonrası geç dönemde (ilk aylarda veya ilk yıllar içinde) kaşıntı, önce gözlerde sonra bütün vücutta ortaya çıkan sarılık veya üşüme - titremeyle yükselen ateş ve karın ağrısının ortaya çıkması safra kesesi ameliyatı nedeniyle meydana gelmiş beklenmeyen bir duruma işaret ediyor olabilir.

Bu tip durumlarda genellikle hastalar hem de ameliyatı yapan cerrahi ekipler hemen en kısa zamanda safra yolunun onarılmasını istemekte ve bunun planlanmasına girişmektedir.

Günümüz bilgisi ve özellikle sadece karaciğer safra yolları ve pankreas cerrahisiyle ilgilenen hepatopankreatobiliyer (HPB) cerrahların deneyimi, safra yolu yaralanması nedeniyle karın içine safra kaçağı olan hasta grubunda yapılacak erken tamir (rekonstriksiyon) işleminin teknik olarak mümkün olsa da uzun süreli sonuçları açısından oldukça yüksek oranda görülen safra yolu darlıkları (striktür) ile sonuçlandığını işaret etmektedir. Bu nedenle önerilen öncelikle karın içine akan safranın dışarı alınması ve eşzamanlı olarak safranın karın içine akmasına engel olunmasıdır. Çoğu zaman her ikisi de girişimsel radyoloji tarafından, ameliyata gerek kalmadan yapılabilmektedir.

Safra yolu yaralanması olan hastalarda hayat kurtarıcı olabilen, yaşam kalitesini arttıran ve vazgeçilmez olan “doğru yaklaşımdır”.

Kendinizi doğru yaklaşımı uygulayan hekimlere emanet edebilmeniz dileğiyle.


İstanbul Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!