Evliliğin ilk şartı, o evliliğin oluşmasına sebep, en temel etken tabiki aşktır, sevgidir. Sevgi, saygı ve sadakat. Bir ilişki ister evlilik ister flört olsun bunlar üzerinde kurulur ve yükselir.

Çünkü sevgisiz evliliklerde insanların birbirlerine tahammül edebilme gücü olmaz. İkinci olarak saygı büyük bir ihtiyaçtır. İki insanın saygısızca bir ilişki yaşamaları, bir hayat paylaşmalarını elbetteki mümkün kılmaz.

Anlayış sevginin olduğu yerde muhakkak olur, insanların birbirlerinin tahammüllerini kolayca zorladığı günümüzde, ilişkilerde kilit bir kelimedir anlayış. Tabi ilişkiler özveri gerektirir. İnsanlar artık hayatlarını tek başına yaşamak istemedikleri için evleniyorlar. İki kişilik hayat yalnızken sahip olduğunuz bir sürü alışkanlığınızdan vazgeçmenizi gerektirebilir. Bu tür durumlarda çok gönüllü olmasanız da birliktelikte özveri göstermek, bunlardan vazgeçmek gerekebilir. Evlilik iki insanın bazen kendilerine bile katlanamazken birbirlerine katlandıkları bir birlikte yaşam modelidir.

Artık, hemen hemen her üç evlikten biri boşanmayla sonuçlanıyor. İlişkiler ise kısa ömürlü. Devam eden ilişki ve evliliklere baktığımızda ise çoğunun kör topal, tatsız-tutsuz sürdüğünü ya da bitti-bitecek olduklarını görüyoruz.

Çiftlerde, ister evli ister sevgili olsunlar gördüğümüz en önemli sorun saygının bitmiş olması. Seviyor olmak ilişkiyi bir süre daha yürütüyor ya da kördüğüm bir ilişkiye yol açıyor. Ama saygı bittiğinde sevgi tek başına bir işe yaramıyor. Sevgi azalsa da ilişki; merhamet, şefkat,kültürel değerlerimiz ve maddi nedenlerden dolayı saygı çerçevesinde devam edebilir. Saygısızlık incitir, yaralar, tahammülsüz kılar, tüketir ve bitirir.

Sevgi ve saygı birbiriyle bütünleşen ve birbirini tamamlayan, besleyen hislerdir. Saygı mecburi, sevgi tercihtir. Saygı varsa arkadan sevginin oluşması çok daha kolaydır. ( Sevgili olabilmek, hayattan, birbirlerinden ve ilişkiden beklentileri bilmek önemlidir.)

Evlilikte de, sevgililik ilişkisinde de temel gaye mutlu olmak ve paylaşmaktır. Saygı bittiğinde sevgi başarısız bir yapıştırıcı haline dönüşüyor. Evlilikte sevgi bir müddet sonra dönüşüm geçiyor. Uzun yıllar sonunda da hala birbirine aşık olan çift sayısı az. Sevgi değiştiğinde, dönüştüğünde ya da rutin bir hale geldiğinde, saygı evliği yürütür. Uzun yıllardır evli olan çiftlere baktığımızda birbirlerine duydukları saygının onları bir arada tuttuğunu görürüz. Çiftlerin birbirine saygı duyması ve bu saygıyı ilişkinin en değerli öğesi olarak korumaları gerekiyor.

Bir ilişkide yalanlar söyleniyorsa, hakaret, küfür, şiddet varsa, taraflar birbirlerini aşağılıyorsa, ihanet gerçekleştiyse, birbirilerini artık dinlemiyor ya da duymuyorlarsa daha da kötüsü konuşamıyorlarsa bunlar ilişkinin ölümünün işaretleridir. İlişkilerde karşı tarafın haklarına saygı gösterebilmek gerekiyor. Saygının olmadığı yerde sevgi bir işe yaramayacaktır.

İlişki sinyal verdiğinde çoğu insan bunları duymak istemez ya da bunları çözmekte geç kalır. İnsanlar evliliğin verdiği konfordan vazgeçmemek için, bağlılığı bağımlılıkla karıştırdıkları, kendileri inanmadıkları ya da güvenmedikleri için kördüğüm ilişkileri yürütmeye çalışırlar. Böyle bir ilişkinin içindeki insanın karşısındakine de saygısı biter daha da önemlisi kendisine olan saygısı biter.


Evliliğinizgücünüzü eşinize gösterme ya da ispatlama alanı değildir. Eşlerin birbirinden daha güçlü, daha akıllı, daha seksi, daha üstün olmalarına gerek yoktur. Eğer ilişkinizde saygının bittiğini düşünüyorsanız, yeniden gözden geçirme zamanınız gelmiştir. Bunu tek başınıza ya da bir uzmandan yardım alarak yapabilirsiniz. Yardım aramaktan çekinmeyin çünkü sadece bir tek hayatınız var ve mutsuz yaşanmış bir hayat hep eksik kalmış bir hayattır.


Sevgisizlik değil saygısızlık evliliği bitirir!

Her çift, her bölgeye ve inanışa göre farklı farklı gerekçelerle kurarlar evlilik kurumunu. Herkesin evlilikten farklı beklentileri vardır. Bazen karısından annelik bazen kocasından babalık bazen güven bazen aidiyet bazen de sadece kuru bir ekmek. Bazen bir erkek bir kadınla sırf güzelliği için evlenir,bazen aklı bazen kariyeri için. Bazen sırf yazgısı olduğuna inandığı için evlenmiştir. Kurum tek ama beklentiler insan sayısı kadar çok ve çok olduğu kadar da karmaşıktır.

Evlilik de diğer kurumlar gibi üretime dayalı teknik bir kurumdur esasında. Eşler birer ortak, sermayeleri ise sevgileri ve saygıları, üretimleriyse doğan çocuklarıdır. Her kurumda olduğu gibi bu kurumu da ayakta tutan temel değerler vardır. Bunlardan en önemlileri sevgi ve saygıdır. Bir yemin edilecekse bu evlilik adına, sevgi ve saygı üzerine yemin edilmelidir. Her kurumda olduğu gibi bazen evlilik kurumunda da sermaye sorunu yaşanabilir. ya sevgide eksilme olur ya da saygıda. Evlilikte saygı evlilik kurumunun anayasasına olan inançtır (zorunluluktur, mecburidir). Taraflar bu anayasaya uyacaklarına söz vererek bu kurumu kurmuşlardır ve bu kurum için çalışmaya söz vermişlerdir. Bazen bu kurumda çalışmak zor da gelse bu söze olan inanç tutar evliliği ayakta. Çünkü evliliğin anayasasına olan saygıdan ödün verilmemiştir. Severek olmasa da bir çok gerekçeyle sımsıkı sarılınır bu anayasal saygıya ve kurum ayakta kalır. Bir çoğumuz sevmediği işte çalışmıyor mu hatta o kurum için canla başla çaba sarfetmiyor mu? İşte evliliğin anayasasına olan saygı da bu şekilde korur evlilikleri ve ortaklar birbirlerini artık eskisi gibi sevmeseler de evlilik kurumu yıkılmaz ayakta kalır. Saygıyla ayakta kalmayı garantileyen evlilikler sevgiyle coşar ve sevgi dolu çocuklar yetiştirir.

Saygı, evlilik gemisini batmaktan kurtarır ancak o gemininbir panayır gemisi olmasını sağlayansa sevgi ve aşktır.


Antalya Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!