Diyabet, pankreastan salgılanan insülin hormonunun yetersizliği veya yokluğu sonucu kandaki şeker miktarının artmasıdır. O nedenle halk arasında bu hastalığa ŞEKER HASTALIĞI deniyor.
Yediğimiz besinler vücudun yakıtı olan şekerin en küçük formu glikoza parçalanır ve kana geçerler. Bu glikoz pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımıyla hücrelere taşınır. Şeker Hastası, daha doğrusu hastayı kaldırıp şekerli ya da diyabetli diyelim. Diyabetik olan kişilerde ise insülin eksik veya etkisizdir. Bu nedenle glikoz, hücre içine girip gerekli yerlerde kullanılamaz ve böylece kanda şeker miktarı yükselir. Ayrıca vücudumuz yaşamsal faaliyetleri için gerekli yakıtı başka yollardan bulma yoluna gider. Bunun sonucunda da organizmada bir takım değişiklikler olur. Sık idrara çıkma, susama, terleme, bitkinlik, bulanık görme, çarpıntı, sinirlilik, açlık hissi, dikkat dağınıklığı, deride kaşıntı gibi. Diyabetli bu şikâyetlerden bazılarıyla doktora başvurur. Diyabet, grip gibi bir enfeksiyon hastalığı değildir. İlacınızı alıp dinlendiğinizde geçmez. Diyabet, parmak ucundan beyine kadar tüm vücut sistemimizi etkileyen metabolik bir hastalıktır. O yüzden diyabet ancak kontrol altına alınabilir. Kısa süreli çözümler tedavide sonuç vermez.
Diyabeti kontrol altına almanın ilk adımı onu öğrenmektir. Şu gerçek ki bildiğiniz, tanıdığınız bir düşmanla savaşmanız, bilmediğiniz bir düşmanla savaşmaktan çok daha kolay olacaktır. Bu da diyabetlinin daha sağlıklı ve uzun ömür sürmesini sağlar. Çünkü diyabet kontrol altına alınamadığında sistemik bir hastalık olduğu için beyinde öncelikle göz etkilenir. Sinir sistemi harabiyeti, damarlarda yüksek dolaşan şeker, kan yağlarının yükselmesine ve bunun sonucunda da damar sertliği, yüksek tansiyon gibi şikayetlere yol açabilir. Damarlara yol açabileceği zararların yanında kanda yüksek dolaşan şeker mantar gibi deri hastalığına ve en sonda da vücuttan yüksek şekeri atmak için durmadan çalışan böbrek harabiyetine neden olur. Şekeri kontrol altına almak için;
· Tıbbi Beslenme Tedavisi
· İlaç Tedavisi
· İnsülin Tedavisi
· Fiziksel aktivitenin doğru yapılması şarttır.
Bunları bir bütün olarak düşünmesi ve yaşantısını buna göre düzenlemesi gerekir. Şeker Hastalığı teşhisini mutlaka bu konuda uzman bir hekim koymalı, tıbbi beslenme tedavisini de diyetisyen düzenlemelidir.Bilmemiz gereken en önemli nokta standart diyebileceğimiz bir tedavi programı olmadığı gibi beslenme programı da standart değil kişiye özel olarak düzenlenmelidir. Diyetisyen sizin yaşınıza, kilonuza, çalışma koşullarınıza, yeme alışkanlıklarınıza, sevdiğiniz ve sevmediğiniz yemeklere göre, yemek saatlerinizi ve yiyeceğiniz miktarları size özel olarak düzenleyecek kişidir. Tabii bu arada doktorunuzun belirlediği ilaç ya da insülin tedavisine göre alacağınız besinleri birlikte seçmenize yardımcı olur.
Şunu unutmamalısınız ki standart bir diyet olmadığı gibi standart besinde yoktur. Çok iyi bilirim ki bir hastamın pirinç ya da muz yiyince şekerinin yükseldiğini, başka bir hastamın da elma ve kuru fasulye yiyince şekerinin yükseldiğini gözlemişizdir. O yüzden başkasına iyi gelen bir besin size iyi gelmek zorunda değildir.

Tıbbi Beslenme Tedavisinin amaçlarına gelince;
· İnsüline olan ihtiyacı azaltarak kan şekeri düzeyini normale yakın düzeyde tutmaya çalışmak.
· Öğün saatlerini düzenleyerek Hipoglisemi (kan şekeri düzeyinin düşüşü) ve hiperglisemi (kan şekeri düzeyinin yükselişi)yi önlemek.
· İdeal vücut ağırlığını sağlamak. Kişiyi olması gereken ağırlıktan fazla ise zayıflatmak, az ise de şişmanlatmak. Yani her diyabetik çok az yer diye bir şey yok. Olması gereken ağırlığa göre beslenmesi düzenlenmelidir.
· Yazımında başında belirttiğim gibi diyabete bağlı tıp dilinde komplikasyon dediğimiz hastalıkları önlemek.
· Yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırarak yaşam süresi ve kalitesini arttırmaktır.

Tıbbi Beslenme Tedavisi İlkelerine gelince;

· Şeker, çikolata, pekmez, bal, reçel, şekerlemeler, meşrubat ve hazır meyve sularını basit karbonhidrat olduğu için hemen hemen tüketmemek. Ancak kontrol altındaki bir şeker hastası diyetisyeniyle birlikte düzenleyeceği Beslenme programında ölçülü ayarlamaları yapabilir. Ancak bu gıdalar yerine taze meyve ve meyve sularıyla tatlı ihtiyacını sağlamak.
· Lif oranı yüksek gıdaları tercih etmek. Örneğin kuru baklagiller, taze ve çiğ sebzeler, meyveler, bulgur, tam buğday, tam tahıllı ekmeği tercih etmek. Üstelik bu gıdalar içlerindeki lif sayesinde tokluk hissi veriyor, damarlarda biriken fazla kolesterolü ve doymuş yağı da temizliyor, kabızlığı önlüyor ve kan şekerinin yavaş yükselmesini sağlıyor.
· Günlük protein ihtiyacı değişmez. Ancak fazla alınması da zaten kalp-damar hastalıklarına yatkın olan diyabetiği tetikler.
-Günlük bir porsiyon kadar kırmızı et, tavuk, balık veya yumurta yenmeli, diğer öğünde sebze veya baklagil yemeği tercih edilmeli.
-Etli, tavuklu yemeklere de ayrıca yağ eklenmemelidir.
-Yemeklerde mutlaka zeytinyağı kullanılmalı
-Sakatatlar, salam, sosis, sucuk gibi gıdaları tüketmemeye özen göstermeli ya da çok azaltmalıyız.
-Yemekleri pişirirken yağda kızartma yerine haşlama, fırında pişirme yöntemlerini tercih etmeye özen gösterilmeli.
-Yaşam koşullarına, kullandığı ilaç ve insülin tedavisine göre öğün saatleri yaklaşık 5-6 öğün olacak şekilde düzenlenmelidir.
-Düzenli olarak sık aralıklarla açlık ve tokluk kan şekeri ölçümü yapmalı, düzenli olarak doktor ve diyetisyeni tarafından kontrol altında olmalıdır.



İzmir Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!