Sevgililer gününe ithafen sevgi ve aşkı yazmak istedim. Aşkın tanımını yapmak aşkın ne olduğunu açıklamak oldukça zordur. Aşk, insanın öznel dünyasında yaşanan, bizzat kendisinin tanımlanmasından ziyade etkileriyle anlatılabilen bir yaşantı türüdür.

Aşk, sevginin tutkulu ve derin biçimidir. Aşkın en önemli özellikleri; sadakat, bağlılık ve şefkattir. Aşık olan kişide önceliği duygular almış ve akıl yürütme ikinci plana düşmüştür.

Başlangıçta neşe, mutluluk, cazibe, aşkın bitiş sürecinde ise korku, öfke, nefret, hüzün ve depresyon yaşanmaktadır. Bazen ilk görüşte aşık olunmakta bazen de aşk uzun bir arkadaşlıktan sonra filizlenmektedir.

Platonik aşkın isim babası Platon’a göre aşk-sevgi, “her iyi olanı ve bizi mesut edeni arzulamaktır”

Descartes, aşkı bir heyecan olarak görmüş ve ona göre bu heyecan onu yani “ruhu kendine uygun görünen şeylerle, isteyerek birleşmeye teşvik eder” demiştir.

Mevlana ya göre ise aşk tanımlanamazdır. Mevlana aşk için; “kendinden geçme, karmakarışık olma halidir” demiştir.

Erich Fromm’a göre, hem aşk hem de sevgi birer sanattır. Sevgi öğrenilebilen bir yaşama sanatı iken aşk, kendisinin de nasıl olduğunu bilmediği, birdenbire ortaya çıkan ve öğrenilemeyen bir sanattır. Sevgi, birdenbire değil, yavaş yavaş öğrenilebilir; oysa aşk nerede ve ne zaman olacağı bilinmeden başlayabilir. Bu bakımdan sevgi kontrol altına alınabilir ama aşkı kontrol altına almak pek mümkün değildir. Sevgi umutlandırır, ıstırap vermez, sevdikçe mutluluk artar, sevginin kendisinden kaynaklanan bir ıstırap söz konusu değildir; fakat sevilen ve sevenler, birbirlerine gelebilecek zarardan dolayı mutlaka üzüntü duyarlar.

Aşkın ne olduğu ile ilgili birçok kuram ortaya atılmıştır. Bu kuramlardan benim en çok beğendiğim Lee’nin kuramıdır. Kanadalı bir sosyolog olan John Alan Lee ye göre göre aşk doğal bir davranış değil, öğrenilmiş bir yaşantıdır. Ebeveynler, akranlar, kültürel etkiler ve tarihsel değerler bireylerin aşka ilişkin geliştirdikleri değerlerin şekillenmesinde önemli rol oynar. Lee “Colours of love: An exploration of the ways of loving” adlı kitabında aşkı renklerle anlatmaya çalışmıştır. Buna göre üç birincil, üç te ikincil aşk tutumu vardır:

Tutkulu aşk (eros),

oyun gibi aşk (ludus)

arkadaşça aşk (storge), birincil aşk türleridir.

İkincil aşk türleri ise;

mantıklı aşk (pragma)= arkadaşça aşk + oyun gibi aşk;

sahiplenici aşk (mania)= tutkulu aşk + oyun gibi aşk;

özgeci aşk (agape)= tutkulu aşk +arkadaşça aşk türlerinin bileşimidir.

Tutkulu aşk (Eros): Fiziksel çekiciliğin ön planda tutulduğu aşk türüdür. Genellikle çok güçlü bir fiziksel çekimle başlar ve cinsel yakınlık önemlidir. Bu aşk türünü tercih eden aşıklar ilk görüşte aşka inanırlar ve aşık olmak çok arzulanan bir durumdur. Aşık olduklarında enerjileri artar, yeni güne iyi başlarlar. Onlar için ilk görüşme, ilk öpücük gibi olayların bütün detaylarını hatırlamak önemlidir ve aynısını partnerlerinden de beklerler. Bu tür aşıklar partnerlerini memnun etmek için sürekli yeni yollar ararlar ve her zaman ellerinden gelenin en iyisini sergilerler. Çok ve hızlı aşık olurlar, bununla birlikte ayrılıkları sancılı ve yıkıcı olur. Aşkın temel bileşeni kendine güvendir. Tutkulu aşıklar ilişkilerinde uyum arar ancak ideal bir güzellik kavramına bağlı oldukları için hayal kırıklığı yaşamaları olasıdır.

Oyun gibi aşk (Ludus): Eğlencenin ön planda olduğu, görece kısa süreli aşk türüdür. Aşkı oyun gibi görenler sevgilileri ile vakit geçirmekten hoşlanırlar. Bu aşk tutumuna sahip olan aşıklar, karşılarındaki kişi bir oyunmuşçasına aşkla oynayan, benmerkezci kişilerdir. En az bedelle en büyük ödülleri kazanmaya çalışırlar. Stratejilerden hoşlanırlar ve aynı anda birden çok kişiyle romantik ilişki sürdürüyor olabilirler. Oyun gibi aşkta kişiler aynı anda birden fazla kişiyle birlikte olabilirler. Beraber olmaktan hoşlandıkları ideal bir fiziksel tip tanımlayamazlar. Sevdiği kişi yanında olmadığı zaman yanındaki kişiyi severler. Doyum sadece ödülü almaktan değil, oyun oynamanın kendisinden gelir. Aşkı oyun gibi gören biri çok fazla kural, strateji ve beceriye gereksinim duyar. Her oyunda kandırma olabileceği gibi aşkı oyun gibi görenler de aldatmayı oyunun bir parçası olarak kabul ederler ve bunu yaparken aslında dürüst olduklarını düşünürler. Ayrıca eski sevgilinin zorluklarıyla baş etmek yerine yeni bir partner bulmayı tercih edebilirler. Bu tarz bir aşığın sevgilisi olmak eğlencelidir ancak uzun süreli bir ilişki için uygun değildir. Kendi kendine yeten ve talepte bulunmayan partnerler ararlar.

Arkadaşça aşk (Storge): Zamanla gelişen, kişilerin ortak özelliklere sahip olmasının ve birbirlerini gözetmesinin önemli olduğu aşk tutumudur. Bu tür aşk, samimi bir ilişki içerisinde gelişmiş iyi bir dostluktan doğar. Arkadaşça aşık dostça ilişki, kendini ortaya koyma, birbirine muhtaç olma ve karşılıklı ihtiyaçların giderilmesi özelliklerine sahiptir. Bu aşk tutumu, en kolay tabiri olan “hayat boyu arkadaşlık” ile anlaşılabilir. Kişiler aşık olduklarına ilişkin özel bir nokta hatırlamazlar. Bu aşıklar ev rutiniyle tatmin olurlar ve bu rutini teselli edici, güvenli ve rahatlatıcı bulurlar.

Arkadaşça aşk tutumuna sahip bir aşık için tutku, paylaşılan etkinlikler arttıkça, zaman içinde gelişir. Tutkulu aşkta görülen yanlış anlamalar, ayrılıklarda yazılan mektuplar ve şiirler ya da oyun gibi aşkta görülen çabuk sıkılma ve yeni heyecanlar arama arkadaşça aşkta görülmez. Coşku yoktur, fakat iniş çıkışlar, üzüntü de yoktur. Sevgilinin uzun süreli yokluğu aşığı daha az strese sokar, uzun ayrılıklara katlanabilirler. Ayrılsalar da iyi arkadaşlar olarak kalabilirler.

Sahiplenici aşk (Mania): Kıskançlığın, güvensizliğin ve obsesyonun hüküm sürdüğü göreli olarak patolojik bir aşk tutumudur. Sahiplenici aşıklar ilişkilerine güvensiz olma ve sürekli olarak birlikte oldukları kişiyi kaybetme korkusu yaşama eğilimindedirler, ilişkileri sorunlu bile olsa, genelde bitiremezler. İlişkiyi bitiren çoğunlukla eşleri olur. Sahiplenici aşık partnerinin sevgi ve ilgisine doymaz. Sevgilinin varlığındaki coşku ile yokluğundaki umutsuzluk arasında gider gelir. Sahiplenici aşıklar ayrılığın olumsuz etkisini uzun süre üstünden atamazlar. İlişkilerinde ve ilişki bittikten sonra acı çekmekten hoşlanırlar.

Sahiplenici aşıklar bazı açılardan da aşkı oyun gibi görenlere benzer. Sevgililerini ellerinde tutmaya ve soğukkanlı olmaya çalışırlar, fakat başaramazlar. Bu noktada sahiplenici aşıkların oyun gibi aşkın kuralları ile tutkulu aşkın duygularını sürdürmeye çalıştıkları söylenebilir. Fakat ikisinde de başarısız olurlar. Aşka o kadar gereksinim duyarlar ki ilişkiyi kendi seyrine bırakamaz ve çoğunlukla mutlu sona ulaşamazlar.

Mantıklı aşk (Pragma): Kişiler için olumlu gelecek sağlayabileceğine ve devam edebileceğine inanılan ilişkilerde egemen olan aşk türüdür. Bu tip aşıklar sosyal ve kişisel özellikleri temel alarak birlikte oldukları kişi ile uyum içinde olmak isterler ve beraber oldukları kişinin özgeçmişi son derece önemlidir. İlişkide belirli ölçütlere uygunluk aranır. Geleneksel toplumlarda bu ölçütler arasında ırk, sosyal sınıf, etnik köken, gelir düzeyi vb., modern toplumlarda ise eğitim düzeyi, ortak ilgiler, dini inanış sayılabilir.

Özgeci aşk (Agape): Cömert, özverili ve kendini adamış aşık söz konusudur. Beraber olunan kişinin olduğu gibi kabul edildiği, kusurlarına rağmen sevildiği, iyiliğinin ön planda tutulduğu, bağışlayıcı ve destekleyici aşk tutumudur. Özgeci aşk ikincil aşk tutumlarındandır ve tutkulu aşk ile arkadaşça aşkın bileşiminden oluşur. Tutkulu aşıklar gibi yoğun duygular hissederler, arkadaşça aşıklar gibi sabırlı ve kararlıdırlar. Özgeci aşıklar başlangıçta partnerlerine çekim hissederler, fakat bu çekim hissi tutkulu aşktan farklı olarak fiziksel heyecan belirtilerini içermez. Tutkulu aşıkların tersine özgeci aşıklar çok az kıskançtır ya da hiç kıskanç değildir. Aşık oldukları kişinin diğer eylemlerinden yeterince doyum bulabildiklerinden aşklarının karşılık bulup bulmaması onlar için önem taşımaz.

Yukarıdaki aşk tutumları, insanların zaman içinde öğrendiği aşk ideolojileridir ve tüm ideolojiler gibi değişebilmektedir. Tüm insanlar yaşamları boyunca bu aşk çeşitlerini farklı derecede yaşayabilirler. Aşk tutumlarını belirleyen şey ilişkidir ve aynı anda değişik aşk türlerini içeren ilişkiler yaşamak olasıdır. Ayrıca aşk tutumu ya da tutumları, zaman, yaş ve ilişkinin aşamasına bağlı olarak da değişebilmektedir.

Sonuç olarak aşk dediğin laf değildir, güzel şeydir.


İstanbul Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!