Şifa bulayım derken sağlığınızı kaybetmeyin
Şifa bulayım derken sağlığınızı kaybetmeyin

Gün geçmiyor ki medyada çarpıcı açıklamalar yapılmasın. Bilim, doğruların artmasından ziyade yanlışların azalması ile de ilerler. Ancak özellikle sağlık ve beslenme alanında gündemi meşgul eden o kadar çok yöntemden söz edilmektedir ki; insanlar neye, kime inanacağına karar verememektedir.

Yakın bir tarihte ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre; tirajı yüksek 7 gazetede beslenme ile ilgili yayınlanan yazıların 2/3'ünün niteliksiz haber olduğu ve tüm yazıların sadece %18.3'ünün bir uzman tarafından yazıldığı saptanmıştır. Bu uzmanların idealist davranmayarak bilimsel olmayan açıklamalar yapma ihtimalini de hesaba alırsak, ortada çok büyük bir sorun olduğunu düşünebiliriz. Özellikle zayıflama alanı çok geniş bir yelpazede iş olanağı sağlamaktadır. Light ürünlerden zayıflama ilaçlarına, aktarlarda satılan karışımlardan ameliyatlara, spor aletlerinden zayıflama çaylarına kadar çok geniş bir pazar söz konusudur. Kimisi çıkıp tek tip diyetler, protein ağırlıklı formülalar, bitkisel tabletler, %100 doğal ürünler önerirken kimisi de bazı iğneler ile kişileri zayıflattığını iddia etmektedir.

Kimi zaman şifa bulmak, kimi zaman güzelleşmek, kimi zaman vücut direncini artırmak için tüketilen bitkisel ürünler, bilinçsiz kullanıldığında insan sağlığını tehdit ediyor. Marketlerdeki çay rafları rengarenk ambalajlarla süslenirken, ocaklarda şifa çayları kaynar, çok çeşitli otlar tüketilir, banyolarda güzellik vadeden maskeler yapılır oldu. Birçok insanın çantasına, beslenme destek ürünleri, vücut direncini artırıcı ya da tedavi edici olduğu öne sürülen bitkisel tabletler girdi. Bu tür ürünlerin hemen hepsinin paketinde “%100 Bitkisel” veya “%100 Doğal” gibi ibareler yer almaktadır. “Doğal olan her şey zararsızdır” görüşü kesinlikle kabul edilemez, bu tür ürünlerin doktor ve/veya diyetisyen tavsiyesi olmadan kullanılması insan sağlığını tehdit edebilir.

En çok tüketilen bitkilerin başında yer alan sinameki, vücuttaki suyun atılmasını hızlandırıcı etkiler içermektedir. Kullanılan diüretik çaylar (örnek; zayıflama ve form çayları) bağırsaklarda bulunan “mikrovillus” adı verilen tüycüklerin kısalmasına ve düzleşmesine, dolayısıyla kabızlığa yol açmaktadır. Sinameki kullanıldığı durumlarda besin öğelerinin emilimlerinde sıkıntılar yaşanabilir. Mesela potasyum emilimi azalınca kalp kaslarına olumsuz yönde etki eder. Sonuç, kalp hastalığına kadar gidebilir.

Doğadaki yararlı olan her şeyin fazlası da zararlıdır. Az içilen suyun zararı kadar fazla içilen suyun da özelikle kalp ve böbrek yetmezliği hastalıklarında zararı vardır. Bu bilgiler böbrek ve bazı sindirim sistemi hastaları için değişkenlik gösterebilir. Gereğinden çok fazla su içilmesi, vücutta toksik etki yaratarak su zehirlenmesine neden olabilmektedir ve kişiyi öldürebilir. Nitekim 2007 yılının başlarında İngiltere'de düzenlenen su içme yarışması sonrası genç bir kız hayatını kaybetmiştir.

Son günlerde özellikle zayıflamak için kullanılan yosun haplarının da çok ciddi yan etkileri söz konusudur. İçinde “sibutramin” adında sentetik bir etken madde yer almaktadır. İnsanlar yosunla zayıfladıklarını sanıyorlar, halbuki resmen ilaç kullanıyorlar. Geçen sene sibutramin etken maddeli bir ilaç, hekim kontrolünde alınmadığı için 34 kişinin ölümüne yol açtı. Doğadan toplanan mantarlar sebebi ile zehirlenen insanlara yönelik haberler, içinde bulunduğumuz ilkbahar - yaz aylarında sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Benzer şekilde, doğadan toplanan ve demlenerek içilen papatyalar da kimi zaman ciddi zehirlenmelere yol açabilmektedir. Çok çeşitli papatya türleri vardır. Farkı, uzmanlar dışında kimse ayırt edememektedir. Örneğin bir papatya türü böcek öldürücü, bir başkası migren, diğeri ise soğuk algınlığı tedavisinde kullanılmaktadır.

Kanser hastaları normal sınırların dışında vitamin kullanmamalıdır. Çünkü kanser tedavisinde programlanmış hücre ölümü söz konusudur, vitaminler buna engel olur. Isırgan otu, sadece bağışıklık sistemini güçlendirir, kanser hastalarına bu nedenle tavsiye edilir. Ancak, kanseri tedavi edici etkisi yoktur. Greyfurt suyu, antihistaminikler, antidepresanlar, tansiyon ilaçları gibi ilaçların kandaki seviyesini artırır. Dolayısıyla, toksik etki yaratabilir.

Bitkisel ürünlerin denetiminin ve kontrolünün Tarım Bakanlığı”ndan alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından yapılması gerekmektedir. Tarım Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı'nın inceledikleri şeyler birbirinden farklıdır. Bitkisel ürünler, piyasaya çıkmadan önce mutlaka test edilmeli, yan etkileri araştırılmalı, içeriği belirlenmeli ve insan sağlığına ne derece yararlı olduğu belirlenmelidir. Bu tür ürünlerin satışının da aktarlardan alınarak eczanelere verilmesi gerekir. Bilimsel denetim olmaksızın aktarlardan alınan ya da internetten sipariş verilen ürünlerin denetimi sağlıklı bir şekilde yapılamamaktadır.


Muğla Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!