Sınav kaygısı denince ne yapılmalı?
Sınav kaygısı denince ne yapılmalı?

Sınavlara çok az bir zaman kala birçok öğrenci velisi çocuğunun sınav kaygısına yönelik yardım almak istediğini belirtiyor. Genel olarak duyduğum ortak cümle ise; “Oğlum-kızım çok düzenli çalıştı girdiği sınavlarda iyi sonuçlarda çıkarıyordu ama şimdi (karın ağrısı, titreme, bulantı-kusma, kalp çarpıntısı gibi)fizyolojik şikayetlerle hastaneye gidiyoruz. Ama yapılan tahlillerde herhangi bir teşhis verilemiyor ve doktorumuz stresten kaynaklanabileceğini söylüyor.”

Uzun soluklu çalışma süreçlerinde sınava yakın zamanlarda somatik belirtilerle ortaya çıkan sonrasında duygusal ruh hallerindeki enerji azlığı ile bireyin başarısız olacağına dair inancı artmaya başlar.

Yaşamlarının en çalkantılı dönemlerinde: Ergenliğin ilk yılları ortaokul sınavlarına, ergenliğin son yılları ise üniversite sınavlarına denk gelir. Ergen kendi benliğini keşif ve inşa sürecinde sıkıntılar, çatışmalar ve krizler yaşar. Ergenlik ikinci doğum evresidir; karakterini geliştirir, şekillendirir, oluşturur. İşte bu sancılı dönemlere tekabül eder hayatlarının en önemli köşe taşları olan sınavlar. Öncelikle aile olarak bunları bilmek önemlidir. Daha sonrasında ise sınav kaygısı seviyesine göre olumlu-olumsuz etki yaratabilir. Sınav kaygısının yokluğu çocuğun sınava karşı sorumluluğu olmadığı anlamına gelebilir, çokluğu ise var olan potansiyelini en iyi performansla ortaya koymasına engel olacaktır. İdeal olan orta yolda dengede kalmaktır. Yukarıda bahsettiğim danışanlarımdan hareketle zaten çalışan çocuklarımız bu stresi yaşamaktadır. Basit bir örnekle açıklamak gerekirse; elimizde olan sebze, meyve, tahıl, et türündeki yiyecekler ile bir yemek yapar öğrencimiz. Elimizdeki malzeme öğrencimizin potansiyelidir. Bu malzemeleri birleştirip ortaya bir yemek çıkarabilmesi ders çalışma sürecini temsil eder. Hazırlanan bu yemeğin yenememe durumu ise; sınav kaygısıdır işte. Hazırlanan bu yemeğin yenememesinin her birey için farklı bir gerekçesi olabilir. Yeterli bulmayabilir, başkalarının beğenmeyeceğini düşünebilir, diğerlerinin daha hoş görünen yemekler hazırladığını görebilir, hayatında hazırlayabileceği TEK ve EN ÖNEMLİ yemek olduğuna inandığı için yanlış yapmamak adına güvensizlik nedeniyle yemeği yapmaya başlayamamış olabilir.

İşte buradan hareketle anlıyoruz ki çocuklarımızın sınavlara yüklediği anlam farklılaşabilir . Ama sonuçta birçoğu bu kaygısının esiri olarak sağlıklı bir performans ortaya koyamayabilir. Bu süreci daha rahat atlatabilmenin yolu öncelikle çocuğumuzun bu sınava yüklediği anlamın ne olduğunu keşfetmesine yardımcı olmaktır. Bir danışanıma sınavı kazanamazsa ne olacağını sorduğum soruya; “ölürüm, biterim, kahrolurum, mahvolurum.” diye cevap vermişti. Anlıyoruz ki sınav sadece yaşamının merdiveninde çıkılması gereken bir basamak değil merdivenin kendisi olmuş bu birey için. Bu gerçeklikten uzak anlamlandırma sürecini profesyonel destek yardımıyla aydınlatıp bireyin “Sınav Yönetimi Becerisi”nin geliştirilmesi gerekmektedir.

Anne baba olarak çocuğunuza tüm gayretinizle yardımcı olmaya çalışsanız da çocuğunuzun sınava yönelik yüklediği anlamı fark edemeyebilirsiniz ya da bu mücadeleniz çocuğunuzun kaygısını daha da tetikleyebilir. Bu noktada psikolojik destek istemekten ve çocuğunuzu bu konuda cesaretlendirmekten çekinmeyin.

Sağlıkla ve afiyetle kalın…


Osmaniye Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!