Sınav kaygısı ve sınavlar
Sınav kaygısı ve sınavlar

Sınav Kaygısı

Sınavlar, öğrencilerin eğitim-öğretim sürecindeki başa çıkmaları gereken önemli değerlendirme süreçleridir. Aile ve toplumdaki artan başarı beklentisi, öğrenciler üzerinde baskı oluşturmakta ve sınav kaygılarını yükseltmektedir. Türk eğitim sisteminde başarı odak kavram haline gelmiştir. Öyle ki, öğretmenlerin, anne babaların tüm çabaları öğrencinin derslerden yüksek notlar almasına yöneliktir. Anne babalar, çocuklarının üniversitede iyi bir lisans programına yerleşmesi için her türlü özveride bulunmaktadırlar. Buna karşın öğrencinin duygusal, sosyal, psikolojik, fiziksel, cinsel gelişimi ve sorunları ya dikkate alınmamakta ya da öğrenci ile ilgili ciddi bir sorun ortaya çıktığında ilgilenilmektedir (Yıldırım ve Ergene, 2003). Akademik olarak sürekli bir çaba ve yarış içinde olan öğrenciler, önce okullarında, sonra dershanelerde ve özel derslerde yoğun bir çalışma süreci geçirmekte ve yaşamlarını bu hızlı akış içinde sürdürmektedirler. Öğrencilerin okullarında, dershanelerinde ve özel dersleri süresince başarılı olmak ve eksiklerini belirlemek için girdikleri sınavlar, kendileri üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Bu durumların başında hiç şüphesiz ki "sınav kaygısı" gelmektedir. Birçok öğrenci için sınav önemli bir kaygı kaynağıdır ve okullarda sınavların ve bunlarla bağlantılı olarak baskıların artması nedeniyle genel olarak sınav kaygısının arttığı görülmektedir. Sınav kaygısı çeşitli şekillerde azaltılsa da sınav performansını olumsuz yönde etkilemektedir. Aşırı sınav kaygısına kapılan ergenler belirli bir süre sonunda tükenme belirtileri ile karşı karşıya kalabilmektedirler.

Kaygı ile ilgili çalışmalarda nesnesi olmayan belirsiz korku şeklinde, bireyin kendisini yetersiz hissettiği tehdit edilen, meydan okunan güç bir ortamda bireyin yetersizlik duyduğu durum olarak tanımlanmıştır (Morgan, 1991). Yine, Cüceloğlu (1998)’na göre kaygı kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir uyarılmışlık durumudur. Temel duygulardan birisi olan kaygı, insanın günlük yaşamının bir parçasıdır. Kaygı durumu literatürde durumluluk ve süreklilik olmak üzere iki biçimde ele alınır. Durumluk kaygı, tehlikeli koşulların yarattığı genellikle her bireyin yaşadığı geçici, duruma bağlı bir kaygıdır. Sürekli Kaygısı, objektif ölçütlere göre tarafsız olan durumların birey tarafından tehlikeli ve özünü tehdit edici olarak algılanması sonucu oluşan hoşnutsuzluk ve mutsuzluk duygusudur (Öner, 1990). Sürekli kaygı bireyin kişilik özelliğinden kaynaklanır. Durumluk kaygı bireyin herhangi özgül bir durum karşısında hissettiği olumsuz sonuç beklentisidir. Özellikle öğrencilerin sınavlara ilişkin hissettiği olumsuz sonuç beklentisi önemli bir durumluk kaygı örneğidir (Kapıkıran, 2002). Genel olarak olumsuz duyguların yaşandığı durumlar kaygının oluşmasına neden olur. Kaygıya ait belirtiler, kaygıyı oluşturan dış şartlardan onu yaratan kişiye doğru yaklaştıkça ağırlaşır. Duruma bağlı kaygı o şartlar içinde yaşanır ve kişiyi zorlayan durumun bitişi ile birlikte kaygıya ilişkin belirtiler de ortadan kalkar. Hâlbuki sürekli kaygı kişiye ait bir vasıf olarak var olur ve çeşitli durumlarda daha fazla hissedilmekle beraber hayatın bütününü kapsar (Baltaş ve Baltaş, 2008).

Sınav kaygısı, bilimsel olarak ilk kez 1960'larda Richard Alpert tarafından incelenmeye başlanmıştır. Alpert, girdiği sınavlarda hissettiği baskının kendisinin başarısız olmasına neden olduğunu fakat meslektaşı Ralph Haber'in sınavlardan önce hissettiği baskının onun daha iyi sonuçlar elde etmesini sağladığını fark etmiştir. Böylece Alpert ve Haber'in çalışmaları sonucunda iki tip kaygılı öğrenci olduğuna işaret edilmiştir. Birincisi, kaygı nedeniyle başarısı düşenler, ikincisi ise sınavda başarılı olma kaygısıyla motive olarak başarılı olanlar (Goleman, 1999). Sınav kaygısı, sınav öncesinde başlayan çeşitli fiziksel ve psikolojik değişimlerle ortaya çıkan bireyin sınav esnasında performansını olumsuz yönde etkileyen yoğun kaygıdır. Çocuklarda ve ergenlerde en sık rastlanan kaygı sınav kaygısıdır (Yavuz ve Akagündüz, 2004). Çünkü sınava girmek stres dolu ve kaygı yaratan bir yaşantıdır. Her birey sınava yüklenen anlam ve sınava yönelik bakış açısına göre kaygının etkilerini değişik şekilde yaşar ve hisseder. Özellikle sarsıntıya duyarlı bireylerde kolayca dengesiz davranışlara neden olabilir (Türkcan, Türkcan ve Uygur, 1992). Sınav kaygısı, yetersiz ders çalışma tekniklerini, aşırı fizyolojik tepkileri ve sınavla ilişkili olmayan düşünceleri kapsayan, okul ve sınavlardaki başarıya etki eden davranışlar bütünü olarak tanımlanabilir. Sınav kaygısı yaşayan öğrenci sınav stresi ile ilgili olarak mide bulantısı, baş ağrısı, kalp atışlarında artış gibi fizyolojik belirtiler, konsantrasyon bozukluğu, hiçbir şey düşünememe ve sınavdan kaçma isteği gibi zihinsel belirtiler gösterebilir (Kutlu ve Bozkurt, 2003).

Spielberger ve Vogg (1995) sınav kaygısının kuruntu ve duyuşsallık adlarını verdikleri iki boyut belirlemişlerdir. Sınav kaygısının kuruntu boyutu; bireyin sınav esnasında yapılması gerekeni yapamayacağına, karşılaştığı sorunu çözemeyeceğine inandığı “ya başaramazsam, ya yapamazsam” gibi olumsuz düşüncelerle dikkatinin dağılmasına neden olan süreçtir. Duyuşsallık boyutu ise; sınav kaygısının duyuşsal, fizyolojik yönünü oluşturan otonom sinir sisteminin uyarılmasıdır. Duyuşsallık hızlı kalp atışları, terleme, ani ateş basması ve üşütme, kızarma, mide bulantıları, sinirlilik, gerginlik ve bunu gibi bedensel tepkilerin bulunduğu süreçtir. Bu boyut sınav kaygısının adı üzerinde duyuşsallık boyutudur (Akt: Öner, 1990).

Sınav kaygısının oluşmasında bireyin algılama şekilleri etkilidir. Bireysel farklılıklar nedeniyle bazen aynı durumlar karsısında bireyler farklı tepkiler gösterebilmektedir. Sadece dış olaylar duyguların oluşmasında etkili değildir. Dış olaylara ait düşünceler, olaylara yüklenen anlamlar gibi iç olaylar, duygusal tepkilerin türünü ve derecesini de belirleyebilmektedir. Çünkü kendi başlarına sınav ve sınama durumları, bireyde heyecan yaratma etkisine sahip değildir. Hatta sınavların öğrenmeyi tamamlayıcı bir özelliği olmasına rağmen, sınavlara ilişkin farklı anlam yakıştırmalarında bulunulduğunda tepkiler de farklılaşmaktadır. Yani, sınavlara yüklenen anlamlar, kişiliğin sınava tabi tutulması anlamına gelerek bireyde sınav kaygısı yaşanmasına neden olacaktır (Öner, 1990)

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, sınav kaygısının oluşumunda tek nedenden söz edilememektedir. Turan Başoğlu (2007)'ye göre sınav kaygısı nedenleri şu şekilde sıralanmaktadır:

- Öğrencinin özgüveninin düşük olması,

- Ebeveynin öğrencinin performansına yönelik yüksek beklenti düzeyi,

- Özellikle ergenlik döneminde öğrencinin aile ve çevresi tarafından başarısız olarak değerlendirilme korkusu,

Öğrencinin sınava girmeden sınavda başarısız olacağını düşünmesi

- Öğrencinin sınavı öğrenilen bilgilerin test edilmesi olarak algılamayıp kendi kişiliğinin değerlendirileceğini sanması

- Öğrencinin sınav sonucuna odaklanması

- Öğrencinin düzenli ders çalışma alışkanlığının olmaması

- Öğrencinin görev ve sorumluluklarını sürekli ertelemesi

- Öğrencinin çalışma zamanlarında ve sınav esnasında zamanı iyi kullanamaması

- Ebeveynin otoriter ve baskıcı tutumu

- Yargılayıcı ve eleştirici tutumların var olduğu bir ortam

- Tutarsız ebeveyn ve öğretmen davranışları

- Öğrencinin başarılı olan kişi/kişilerle kıyaslanması

- Öğrencinin önceki başarısızlıklarından dolayı yeni denemelerde de başarısız olacağı düşüncesi

- Öğrencinin sınavı araç olarak değil amaç olarak algılaması

- Fizyolojik ihtiyaçların karşılanmaması (uykusuzluk, yorgunluk, yanlış beslenme gibi)

Kaynakça

Yıldırım, İ. ve Ergene, T. (2003). Lise son sınıf öğrencilerinin akademik başarılarının yordayıcısı olarak sınav kaygısı boyu eğici davranışlar ve sosyal destek. Hacettepe Üniversitesi eğitim Fakültesi Dergisi 25, 224–234

Morgan, T. (1991). Psikolojiye giriş. (Çev. H. Arıcı ). Ankara: Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Yayınları.

Cüceloğlu, D. (1998). İnsan ve davranışı, psikolojinin temel kavramları. (8. Baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi.

Öner, N. (1990). Sınav kaygısı envanteri el kitabı. İstanbul: YÖRET

Kapıkıran, Ş. (2002). Üniversite öğrencilerinin sınav kaygısının bazı psiko-sosyal değişkenlerle ilişkisi üzerine bir inceleme. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 1 (11), 35–44.

Baltaş, Z. ve Baltaş, A. (2008). Stres ve başa çıkma yolları. (25. Baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi A.Ş.

Goleman, D. (1999). Duygusal zeka: neden IQ'dan daha önemlidir? (14. Baskı). (Çev. B. S. Yüksel). İstanbul; Varlık Yayınları.

Yavuz, Ç. ve Akagündüz, N. (2004). Çocuk olmak. İstanbul: Ümraniye Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü Yayınları.

Türkcan, S., Türkcan, A. ve Uygur, N. (1992). Lise son sınıf öğrencilerinde ÖSS öncesi ve sonrası dönemle psikiyatrik semptomatolojiyi etkileyen kişisel ve ailesel beklentiler.. İzmir: Saray Tıp Kitabevi. (Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Günleri Kongre Kitabı).

Kutlu, O. ve Bozkurt, M. C. (2003). Okulda ve sınavlarda adım adım başarı. Konya: Çizgi Kitabevi.

Spielberger, C. D. ve Vagg, R. (1995). Test anxiety: theory assesment and treatment. Washington, DC: Taylor & Francis

Turan Başoğlu, S. (2007). Sınav kaygısı ile özgüven arasındaki ilişkinin erinlik döneminde incelenmesi. Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji, İnsan Bilimleri ve Felsefe Yüksek Lisans Programı. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.


Mersin Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!