Şişmanlık, vücut ağırlığının ideal kilonun üzerine çıkması durumudur. Şişmanlıkta yağ dokusu diğer dokulara (su ve kas yoğunlukları) göre artış gösterir. Şişmanlık, uzun süren enerji dengesizliği sonucu ortaya çıkan bir tablodur. Genelde alınan enerji yakılan enerjiden fazla olduğu durumlarda gözlemlenir. Besinlerdeki enerji miktarı ve enerji harcaması konusunda bilinçlenmek gerekmektedir. Çünkü şişmanlık, zamanında müdahale yapılması gereken bir hastalıktır.

ŞİŞMANLIK NEDİR?

Şişmanlık, vücut ağırlığının ideal kilonun üzerine çıkması durumudur. Şişmanlıkta yağ dokusu diğer dokulara (su ve kas yoğunlukları) göre artmıştır.

ŞİŞMANLIK NASIL SAPTANIR?

Şişmanlık, boy ve ağırlık ölçülerinin ilgili standartlarla (beden kitle indeksi, olması gereken ağırlık) karşılaştırılması, deri kıvrım kalınlıklarının ölçülmesi, klinik gözlemler gibi yöntemlerle saptanabilir.

Beden kitle indeksi: Boyun kiloya oranı beden kitle indeksini vermektedir. Beden kitle indeksinizi hesaplamak için kilonuzu, boyunuzun karesine bölmek yeterlidir. Çıkan değer 18’in altında ise hastalıklı zayıf, 18-19.9 arasında ise zayıf, 20-25 arası ise normal, 25-29.9 arası ise şişman, 30-35 arası ise ağır şişman, 35’in üstünde ise obez olarak değerlendirilir. Örneğin; boyu 1.62 m olan bir bayan 52 kilo ise beden kitle indeksi: 52/1.62 x 1.62 = 19.81 yani zayıf grubundadır fakat normal sınıra yaklaşmıştır.

Triseps deri kıvrım kalınlığı bayanlarda 30 mm, erkeklerde 23 mm üstü olması şişmanlığın göstergesidir.

Bedendeki yağ oranının toplandığı yer de çok önemlidir. Eğer yağ bedenin alt bölgesinde toplanmışa jinoid (armut tip), yağ bedenin üst bölgesinde toplanmış ise android (elma tip) şişmanlık olarak sınıflandırılır. Bunu belirlemek için de bel-kalça oranı ölçüt olarak kullanılabilmektedir. Bel-kalça oranının erkeklerde 1.0, bayanlarda 0.85 üstü olursa şişman olarak değerlendirilmektedir.

ŞİMANLIĞIN SEBEPLERİ NELERDİR?

Şişmanlık, uzun süren enerji dengesizliği sonucu ortaya çıkan bir tablodur. Genelde alınan enerji yakılan enerjiden fazla olduğu durumlarda gözlemlenir. Bunun belli başlı sebepleri vardır, açıklamak gerekirse:

Demogrofik faktörler: Irk, cinsiyet, yaş faktörü

Aşırı yeme davranışı: Fast food tarzı beslenme, aşırı yağlı yiyeceklerin çok sık tüketilmesi, gece yemek yenmesi, aşırı şekerli besinlerin sık tüketimi, karbonhidrat ağırlıklı beslenme, hamur işlerinin fazla tüketimi…

Düşük sosyoekonomik durumdan yüksek sosyoekonomik duruma geçiş

Köyden kente göç

Biyolojik faktörler: Doğum sayısı ve sıklığı, genetik yatkınlık. Yağ hücre sayısı, büyüklüğü ve depo edildiği yerler genelde kalıtımsal özelliktedir.

Fazla alkol ve sigara tüketimi

Fiziksel aktivite azlığı: Genellikle sedanter (hareketsiz) yaşayan kişiler, hareketli olanlar kadar yemektedirler. Bu durumda enerji dengesi de paralel olarak bozulmaktadır. Alınan enerji harcanılan enerjiden kat be kat fazla olacağı için de bu enerji kişiye kilo olarak geri dönmektedir. Ağır işte çalışanlarda şişmanlık daha azken, memur kesimi gibi oturarak çalışan kimselerde daha yaygındır. Bunun sebebi de fiziksel aktivite azlığıdır.

Psikolojik bozukluklar: Bazı kimseler üzüntü, sıkıntı, depresyon durumlarında kendilerini yemeğe vererek mutlu hissetmektedir. Tabiî ki bunun tersi durumlar da olmaktadır.

Bazal metabolizma hızı: Bu terim, vücudun günlük yaktığı enerjiyi temsil etmektedir. Bazı kimselerde bazal metabolizma hızı çok yavaş olmasına karşın, bazı kişilerde de bir hayli yüksektir. Bazalı yavaş olanlarda alınan enerjinin fazla olması şişmanlığın sebebi olarak sayılabilir.

Metabolik ve hormonal bozukluklar: Özellikle zayıflama diyetlerine dirençli olan kişilerdeki şişmanlık hormonal ve metabolik nedenlere dayanmaktadır. Bazı hormonlar bazal metabolizma hızını etkilemektedir. Hormonal nedenle bazal metabolizma hızının yavaş oluşu, enerji harcamasını azaltarak alınan besinlerin bir kısmının yağ olarak depolanmasına sebep olmaktadır.

Şok diyetler: Hızlı yitirilen kilo, normal beslenmeye geçince aynı hızla geri alınır. Yeniden diyete başlanıldığı zaman zayıflama da bu nedenle daha yavaş olmaktadır. Oluşan bu döngü sonucunda da şişmanlık oluşmaktadır.

Şişmanlık bireyin sağlığını çeşitli yönlerde etkilemektedir. Bu etkileri sıralarsak:

Birey kendisini aynaya baktığında çirkin hissedecek ve ruh hâli bozulacak, kendisine olan güveni sarsılacaktır.

Orta yaşlı ve yaşlılarda, şişmanlık sonucu eklem hastalıkları görülebilmektedir.

Kalp ve damar hastalıkları oluşma riski artmaktadır.

Böbrek, pankreas ve karaciğerde fonksiyon bozuklukları oluşabilmektedir.

Kas hareketlerinin verimi azalmaktadır.

Kronik hastalık riskini arttırarak yaşam kalitesini düşürmektedir.

Şişmanlarda genelde kan-kolesterol düzeyi yüksek olmaktadır.

Hipertansiyon oranı şişman kişilerde daha yüksektir.

ŞİŞMANLIK NASIL ÖNLENİR?

Şişmanlık, zamanında müdahale yapılması gereken bir hastalıktır. Kişilerin besinlerdeki enerji miktarı ve enerji harcaması konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Uygulanan zayıflama diyeti:

Mutlaka kişinin değerlerine uygun hazırlanmalıdır. Unutmayınız ki diyet tamamen kişiye özgü beslenme programıdır.

Zayıflama diyetlerinde alınan enerji, kişinin harcadığı enerjiden az olmalıdır.

Hazırlanmadan önce kişinin beslenme hikayesi alınmalı ve kişinin beslenme alışkanlığına göre doyurucu bir program hazırlanmalıdır.

Fiziksel aktivite imkânı fazla olan kişilere egzersiz önerilmelidir.

Protein, karbonhidrat ve yağ dengesi beslenme ilkelerine uygun olarak hazırlanmalıdır. Tek tip besinle hazırlanan beslenme programları uygulanmamalıdır.

Kişiye su içme alışkanlığı kazandırılmalıdır.

Haftada yarım ya da 1 kilogramlık yağ dokusu kayıpları hedeflenerek hazırlanmalıdır. Aşırı eneri kısıtlaması yapılmamalıdır.

Kişinin boyuna göre olması gereken ideal kilo belirlenmelidir.

Enerjisi hesaplanmayan besinler yenmemelidir. Eğer farklı bir besin tüketildiği takdirde (misafirlikte yenilen pasta gibi) mutlaka onun karşılı olan besin diyetten çıkarılmalıdır.

Posalı besinler hem kan şekerini düzenler hem de acıkmayı geciktirir. Bu nedenle zayıflama diyetlerinde beyaz ekmek yerine kepekli ekmek, pirinç yerine bulgur ve kuru baklagiller tercih edilmelidir.

Suyun zayıflamaya birebir etkisi olmasa da yemeklerden önce içilen su şişkinlik yapacağı için önerilebilir.

Mutlaka yağ deposu kaybı hedeflemelidir. Kas ve su kaybı minumumda tutulmalı, hatta bu değerler az ise arttırılmalıdır. Zayıflamada su kaybı, kilo kaybı olarak görülmemelidir. Kilo kaybı eşittir yağ kaybı olmalıdır.

Normal ağırlığa ulaşıldığı zaman mutlaka var olan kiloyu koruyacak bir program uygulanmalıdır. Unutmayınız ki zayıflamak için beslenme alışkanlığınızın değişmesi gerekmektedir. Eğer program bitiminde eski alışkanlıklarınıza dönecek olursanız bu size yine kilo olarak geri gelecektir. Her şeyin fazlası zarardır ve her besini de tadında yemek gerekir.


İzmir Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!