Şizoid kişilik bozukluğu, kişinin sosyal ilişkilerden kaçındığı ve insanlarla etkileşim halinde olmaktan rahatsızlık duyduğu bir durumdur. Bu bozukluğa sahip kişiler yakın ilişkiler kurmaktan kaçınırlar, topluma karışmaktan rahatsızlık duyarlar ve duygularını ifade edemedikleri için soğuk görünürler. Duygu durumlarını açıkça gösteremezler; sevinçlerini, öfkelerini ve üzüntülerini dışa dönük bir biçimde yaşayamazlar; hissiz sıkılgan ve kayıtsız görünürler. Cinsel yakınlaşmaya çok az ilgi gösterirler veya hiç ilgi göstermezler. Yakın ilişkilerde aşırı duyarlı, alıngan ve kuşkucu davranabilirler.

Dokuz tane şizoid faktör vardır; içe dönüş, geri çekilme, narsisizm, kendine yeterlilik, üstünlük hissi, duygulanım kaybı, yalnızlık, depersonalizasyon, regresyon.

Şizoid bozukluğu olan kişiler, kendi ev ve aile yaşantılarını neredeyse hiç anlatmamayı, sessiz kalmayı veya daha entellektüel konulardan konuşmayı seçebilirler. Libidinal enerjisi yaratıcı bir faaliyet etrafında şekillenen hastalarda, borderline ve narsisistik olanların aksine, çalışmaların sonuçlarını görmek için yıllar geçmesi gerekebilir. Baskıcı bir ülkeden gelen mülteciler gibi, şizoid kişiler de libidinal olarak yatırım yaptıkları içsel nesnelerini, potansiyel olarak tehlikeli, ihmalkar veya yıkıcı olabilecek şeylerden uzak tutarak gizlerler. Örneğin gayet zeki ve yaratıcı fikirlere sahip olabilirler ancak yeterince iyi olduklarından emin olamadıkları için hiçbir şey dile getirmeyebilirler.

Geri çekilme, dış dünyadan ayrılma, kopma olarak tanımlanabilir. Açık bir şekilde çekilme gösteren pek çok şizoid birey vardır ancak bu kişiler bu tanımlamanın küçük bir bölümünü oluştururlar. Temelde şizoid olan ancak etkileşimli bir kendilik tarzı gösteren pek çok kişi vardır. Bu hastalar gizli şizoid kategorisine girerler. Hasta, özünün çalınacağından korktuğu için geri çekilme gösterebilir. Tek başlarına takılmak isterler, sosyalleşme ihtiyacını anlayamazlar.

Şizoidin narsisizmi kendini kapsama kapasitesi ile ilişkilidir. Kendiliği kapsama kişinin içsel duygu durumunu, özellikle de kaygı ve depresyonunu belli sınırlar içinde tutarak düzenleme becerisidr. Bu beceri, borderline ve narsisistik bozuklukların tersine, şizoid bozuklukta özellikle belirgin ve gelişmiştir. Şizoid bozukluğu olan kişilerin kendi kendine kalma kapasitesi yüksektir ve kendi kendilerine evebeynlik etmek zorunda kalırlar. Bu temel duygulanımları kendi kendine öğrenmiştir çünkü başka şansı yoktur.

Kendine yeterlilikte, şizoidler ne kadar kendilerine dayanırlarsa, ötekilere o kadar az ihtiyaç duyarlar ve bu yaslanma ihtiyacı, onlar için daha da kötüsü olan bağımlılık ihtiyacıyla ilintili potansiyel tehlike ve kaygılara o kadar az açık hale gelirler. Şizoid bireylerin büyük bir bölümü kendine yeterlik, kendi kendilerine yaşama, bağımsız ve otonom olarak kendi dünyalarını kurma konusunda inanılmaz bir beceriye sahiptirler.

Kendine yeterliliğin doğal bir sonucu olarak, kimseye ihtiyacın olmadığını bilmenin üstünlüğü ortaya çıkar. Kişinin öteki insanlar olmadan da yapılabileceğini bilmesi, öteki kişilerden farklı olduğuna dair inancını ortaya çıkarır.

Kendini kapsama ve kendine yeterliliğin bedeli duygulanım kaybıdır. Duyarlılık, güvenlik uğruna feda edilir. Zaman zaman, bu tip bir duygulanım kaybı, soğukluk olarak algılanabilir. Bu anlamda şizoid bireyin bağlantısızlığının bedeli hem iç hem de dış dünyanın boşalması ve sakatlanmış ve hasarlı bir kendilik duygusudur. Şizoidinbağsızlığı tuzaktan kurtulmaya çalışan tilkinin kendi patisini koparmasına benzetilebilir.

Kendi içine dönmenin kaçınılmaz bedeli yalnızlık ve özlemdir. Çoğu şizoid birey bağlanma umudunu yitirmiş ve kendi izolasyonları içinde sessizce yaşamaktadır. Ancak bunlar genellikle hasta olarak ortaya çıkmazlar çünkü şizoidi tedaviye getiren şey ilişkiye duyduğu özlemdir.

Depersonalizasyon, kişiye aslında duygusal olarak orada olmadığı halde bir yerlerde olmasına izin veren disosyatif bir mekanizmadır. Gözleyen ve katılımcı ego arasındaki bölünme kendiliği aşırı uyarılma ve kaygının yol açtığı duygusal duygusal fırtınalara karşı koruyan afektif bir kendilik regülatörü işlevi görür. Kendi kendinden uzaklaşmış ve yabancılaşmış hisseder.

Şizoid kişi derinliklerinde dış dünyaya karşı dehşete düşmüş durumdadır ve ondan kaçmaya çalışır, sanki ana rahminin güvenliğine kadar geri gitmek ister. Örneğin pek çok şizoid hasta çocukken masaların altında, dolaplarda veya odalarının köşelerindeki küçük kapalı mekanda oturduklarını anlatırlar.

Şizoid kendi içerisinde özelliklerine göre 3 gruba ayrılabilir. Salt Şizoid gruba has özellikler geri çekilme, içe dönme ve duyguların noksanlığıdır. Şizoid hastanın ötekiler karşısında güvenli ve süreğen bir kişilerarası bir mesafe tutturabilmesinin en doğrudan ve açık ifadeleridir. Bu özellikler hem açık hem de gizli şizoid bireylerde tanısal kriterlerdir. Sahte narsisistik grup kendine dayanma ve üstünlük özelliklerini taşıyan gruptur. Ötekilerden belirli bir mesafe alabilmek için ihtiyaç duydukları özerklik ve bağımsızlığın yansımasıdır. Sahte narsisistikşizoid ile hakiki narsisistik arasındaki en önemli fark, altta yatan motivasyondur. Narsisist zenginlik, güç, güzellik ister veya idealize edeceği birini ister. Oysa şizoidin amacı ötekilerden üstün olduğu hissiyle kendine güvenli bir alan yaratmaktır; onlardan daha iyi olmak için değil, onlara yaslanmak zorunda kalmayacak kadar güvende hissetmek için. Sahte borderline grup yalnızlık, regresyon ve depersonalizasyon özellikleri gösterir. Bu özellikler, geriye çekilme halinde olan ve ilişkiler dünyasından kopukluk yüzünden en fazla tehdit altında hisseden hastalarda görülür. Sahte borderlineşizoid hastanın bir canavar ya da ucube gibi hisseden bir kendilik temsili vardır. Borderline hastalarda da bu duygu vardır ancak kötü hissetmelerinin sebebi, suçlu, yetersiz, yenik, kötü veya önemsiz ve sevgiyi haketmediklerini düşünmelerinden kaynaklanır, oysa şizoid hastalar kötüdürler çünkü farklı, garip, ötekilerden ayrı ve sevgiyi deneyimleyemeyen, insani temaslara uygun değillermiş gibi olduklarını düşünürler.

Şizoid bireyin kişisel deneyimi, herhangi bir iletişim çabasının taciz veya açık ihmalle son bulmasıdır. Çocukluğunda, soğuk davranan, ilgisiz, ihmal eden anne ve baba figürü vardır. Öznel deneyimi, aile sistemi içinde sağlıklı veya patolojik canlı bir varoluş değildir, kendiliksizleşmiş insan dışı bir amacı vardır ve bu işlevden sonra arka rafa kaldırılır. İhtiyaç dışında ihmal edilen bu çocuklar, iç dünyasında yalnızlık ve kişilerarası sıcaklık veya klavuzluk ışığından mahrum bir halde karanlıkta yollarını bulamamanın yarattığı kafa karışıklığı vardır.

Samimi, yakın ilişkilerle ilgili oldukça gizli olarak terörize olmuş kaygıların, korkuların ve endişelerin bulunduğu ama yine de bu dünyanın bir parçası olmayı çok istedikleri dinamiklerin yer aldığı bir iç dünyaları olabilir. Onlar için arzunun tehlikelerinden kaçmak için bir yol olarak kendine yeterlilik halini seçmek kaçınılmaz bir gereklilik olur. Samimi olmayı çok istese de karşısındakine köle olma korkusuyla uzak durabilir veya çok yakınlaşırsam benim için değerli olan her şeyimi alabilirler diye düşünebilir ve kendilik duygusunu yitirme korkusu yaşayabilirler. Çok uzaklaşırsa da bağlantısız olma ve ilişki eksikliği korkusuyla yakınlaşabilirler. Bu yüzden şizoid birey, karşısındaki kişiyle mesafeyi kendi ayarlar.

Şizoid bozukluğa sahip bireyler, sürekli oturdukları yeri, işlerini değiştirirler veya birden fazla iş ve eşleri olur. Bir yere veya ilişkiye kıstırılmış yaşarlarken, diğerlerinin fantazisini kurarlar. Aşık olduklarında farketmezler çünkü sevebilme özelliğinden yoksun olduklarını düşünürler. Kendi kendilerine yaşama, bağımsız ve otonom olma konusunda inanılmaz beceriklidirler. Kimseye bağımlılık ve ihtiyaç duyma kaygısı yaşamak istemezler. Adaptasyon becerisi ve dayanıklılık yüksektir. Herhangi biri onların bağımsızlıklarını bozmaya ve özel hayata karışmaya çalışırlarsa sinirlenebilirler. Duyarlılık, duygular güven uğruna feda edilir ve bir şey hissetmeme ve bağlantısızlık bunun bedelidir. Öfke ve neşe gibi duyguları nadiren yaşadıklarını idda ederler. Daha az duyusal, bedensel veya kişiler arası zevk alırlar. Yakın akrabalarıyla yakın ilişkiler kurmaktan kaçınırlar. Çoğunlukla yalnız yapabilecekleri aktiviteleri seçerler. Takıntılı oldukları aktiviteyi, etkinliği sürekli olarak tekrarlamayı ve bunu insanlardan uzak bir ortamda yapmayı tercih edebilirler. Çevrelerindeki kişilerin kendilerini övmesine ya da yermesine tepki vermezler.Çok zengin bir iç yaşama sahiptirler, kendini izlediği filmlere, okuduğu kitaplara, izin verdiği fantazilere, rüyalara verir.

Şizoid kişilik bozukluğuna sahip bireyler için tedavi zor olabiliyor. Bu rahatsızlıktan muzdarip kişiler, genelde değişmek isteyip istemediklerini bilmezler. Çünkü, insanlarla ilişki kurmadan ve duygusal bir bağ oluşturmadan uzun süre hayatlarını devam ettirebilirler. Değişim fikri bu kişileri korkutabilir ve değişimin gereksiz olduğunu düşünebilirler.

Şizoid kişilik bozukluğuna sahip kişiler için en etkili yöntem psikoterapidir. Uzun bir süreç alan tedavi, kimi durumlarda hayat boyu devam edebilir, bazen hayat boyu devam etmeye gerek olmadan sonuç verebilir. Terapistin tavrı burada çok önemlidir çünkü şizoid rahatsızlığı olanlar doktora güvendiklerinde konuşmaya başlayacaklardır. Tedavinin ilk hedefi kişinin anlamlı ilişkiler içinde yer alıp almayacağını anlamaktır. Böylece, hastanın neden korktuğu ve ne istediği açığa çıkar. Kişi düzenli olarak terapiye katıldıkça, başarı sonuç alma ihtimali o kadar yükselir.

Grup terapileri de tedavi için bir seçenek olabilir. Bu terapiler sayesinde şizoid rahatsızlığa sahip birey başkalarının da aynı rahatsızlıktan muzdarip olduğunu görür ve bu konuların konuşulabiliyor olması içini rahatlatır. Grup terapileri bireyin sosyal becerilerini arttırmaya yardım eder.

Bu hastalığın ilaç tedavisi için spesifik olarak ilaç bulunmasa da bazı ilaçların kaygı ve depresyon gibi durumların azalmasına yardım ettiği düşünülüyor.

Bu durumdan muzdarip kişiler kendileri içn en işe yarar tedaviyi bulmak için zaman ayırmalıdır. Tedaviler sayesinde doyurucu ve daha sağlıklı bir yaşam sürebilirler.

KAYNAKÇA

Arık, Menekşe,haz.çev., Gök, Emine, çev., Topal, Mustafa,çev., Çamkerten, Ayşe, çev., Özdemir, Pınar, çev., Kohen, Sandy, çev., Üzeltüzenci, Pınar, çev., Selek, Mustafa, çev., Helvacıoğlu, Büşra, çev., Psikoanalitik Psikoterapi Masterson Günleri-V “Borderline, Narsisistik, Şizoid Kişilik Bozuklukları”, ( İstanbul: Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları,2011.). 126-136.


Antalya Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!