Sünnet,
Sünnet,

Sünnet, erkeklerde en sık uygulanan cerrahi girişimlerdendir. Tarihin eski dönemlerinden beri geleneksel ve dinsel nedenlerle yapılagelen sünnet; tıbbi yönüyle pek çok yayına konu olmuş, yararlarını bildiren çalışmalar yanında komplikasyonlarını ön plana çıkaran ve çocuğun bilinçli tercihinin sözkonusu olmaması nedeniyle de etik yönünü gündeme taşıyan makaleler literatüre girmiştir. Sünnet yanlısı ve sünnet karşıtı platformlar oluşmuş ve her iki grup da birbirini bilimsel verilerin bütününü objektif değerlendirmeyip, spekülatif davranmakla suçlamıştır. Bu nedenle de konu üzerindeki tartışmalar ve bilimsel çalışmalar hala devam etmektedir.

Hangi tıbbi nedenlerle sünnet yapılır?

Sünnet, tedavi edici cerrahi bir işlem olarak ya da bazı klinik durumlardan korunma amaçlı uygulanır.

Tedavi amaçlı:

sünnet derisinin sıkı bir şekilde penis başına yapışması ve işemeye engel olması,

penis başı ve sünnet derisinin tekrarlayan enfeksiyon atakları,

sünnet derisinin penis başı gerisinde sıkı bir halka şeklinde penisi sıkması.

Korunma amaçlı:

cinsel yolla bulaşan hastalıklar,

penis kanseri

partnerde serviks kanseri

çocukluk çağı üriner enfeksiyonlarından korunma

daha iyi bir genital hijyen sağlama amacı.

Hangi durumlarda sünnet yapılması sakıncalıdır?

Kanama bozukluğu hastalığı

Hipospadias (idrar deliğinin penisin altında olması)

Gömük (saklı) penis

Yararları

Sünnetin sağlık için yararlı olduğu sonucuna varan çalışmalara göre; sünnet olmuş erkekler, olmamış erkeklere göre bebeklik çağı üriner enfeksiyonları, penis kanseri, penil dermatozlar, HPV virüs enfeksiyonu (dolayısıyla partnerde serviks kanseri gelişimi), partnerde Chlamydia enfeksiyonu gelişimi açılarından daha avantajlıdırlar.

Son yıllarda, sünnetin HIV den korunmada %50-60 a varan oranlarda katkı sağladığı sonucuna varan çalışmalar da yayınlanmıştır. Ancak bu konu, başka tartışmalara yol açmıştır: HIV den korunmada daha ucuz ve etkili alternatif yöntemlerin olduğu, sünnetli de olsa, enfekte bir partnerle ilişkiye giren erkeğin kondom kullanmaması halinde hastalığın bulaşma riskinin hala devam ettiği vurgulanmıştır.

Komplikasyonları

Genel olarak, hafif ve orta derecedeki komplikasyon oranları %1,7-7,6 ve ciddi komplikasyon oranı ise %0,2 civarında bildirilmiştir ve çoğunlukla hafif olan bu komplikasyonların saatler ya da günler içinde tedavi edilebildiği eklenmiştir. Komplikasyon oranlarının, sünneti yapan kişinin eğitim şekli ve derecesine ya da eğitimsiz oluşuna göre anlamlı şekilde değiştiği de bildirilmiştir.

Sünnet cerrahi bir işlemdir ve ameliyat sonrası dönemde kanama (%1), enfeksiyon (%0,2-0,4), hematom en çok beklenen komplikasyonlardır. Sekonder fimozis, glanuler yapışıklıklar ve ikincil cerrahi ihtiyacı, uygun olmayan tekniğe bağlı kötü kozmetik, inklüzyon kistleri diğer komplikasyonlardır. Üretra (dış idrar yolu) yaralanması, glans amputasyonu (penis başı kopması) gibi ciddi komplikasyonlar da bildirilmiştir.

Meatit ve meatal stenoz da sünnet olmuş çocukların %8-31 inde oluşur. Bunların, sünnet sonrası çıplaklaşan penis başının çocuk bezine sürtünmesi ve idrarla direkt teması nedeniyle ortaya çıkabileceği düşünülmektedir. Meatit olduğunda topikal antibiyotiklerle tedavi edilir, meatal stenozda ise küçük bir cerrahi müdahale gerekebilir.

Zamanlama

Cerrahi bir işlem olarak sünnet, tıbbi endikasyonun olduğu herhangi bir zamanda yapılabilir. Korunma amaçlı yapılması düşünüldüğünde ise risk faktörlerinin göz önüne alınması gerekir. Çocukluk çağı üriner enfeksiyonları sünnet olmamış çocuklarda, sünnet olmuşlara göre 3-7 kat daha sık görülür ve bu risk yaşamın ilk yılında daha belirgindir. Dolayısıyla eğer yapılacaksa, bu dönemin tercih edilmesi uygun olacaktır. Amaç cinsel yolla bulaşan hastalıklardan daha iyi korunma ise, cinsel yaşamın başlamasından hemen önce yapılabilir. Penis kanseri zaten çok nadir bir durum olduğundan ve sünnet de hemen daima çocukluk çağında yapıldığından, yetişkin çağına kadar ertelenen sünnetin bu patolojinin ortaya çıkma riskini nasıl etkilediği konusunda bilgi yoktur.

Öte yandan, psikoseksüel gelişimin fallik evresinde çocuğun bütün dikkatinin genital organı üzerinde toplanması, onun en değerli varlığı haline gelmesi, hatta onun başına kötü bir şey gelmesi korkusunu sürekli taşıması (kastrasyon anksiyetesi) nedeniyle, 3-6 yaş arasında sünnet yapılmasının ödipal fiksasyonlara neden olabileceği ve zorunlu olmadıkça bu dönemde genital organa yönelik cerrahi işlemlerin yapılmaması önerilmiştir. Ancak literatürde, fallik dönemde sünnet edilmiş yetişkinlerle, bu dönem dışında sünnet edilmiş olanları psikiyatrik ve ürolojik yönden kıyaslayan çalışma bulunmamaktadır. Aslında böyle bir çalışmayı tasarlayıp sağlıklı sonuç elde etmek de çok zor olacaktır. Pediatrik Üroloji polikliniğinde kendi gözlemimiz, bu yaş grubu erkek çocukların, genital muayeneden kaçınmak için çok büyük çaba sarf ettikleri yönündedir. Lokal anestezi altında, güç kullanarak yapılacak bir sünnetin, çocuk tarafından cezalandırılma olarak algılanması çok muhtemeldir. Öte yandan genel anestezi sadece, çocuğun işlemin farkında olmamasını sağlayacak, uyandıktan sonra cinsel organındaki acı, bandaj ve penis boyundaki kısalmayı fark etmesini engelleyemeyecektir. Bu nedenle, kliniğimize geleneksel sünnet için başvuran aileleri bilgilendirmekte ve fallik dönemdeki çocuklarda sünneti 6 yaşına kadar ertelemeyi önermekteyiz. Kuşku yok ki, psikoseksüel gelişim bireysel farklılıklar gösterecektir ve yukarıda belirtilen yaş aralığı vakadan vakaya daha erken ya da geç bir döneme kayabilecektir.


İstanbul Ürolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!