Tikler, ani, hızlı, amaçsız, farklı kas gruplarını içeren düzensiz motor hareketler veya sesler olarak tanımlanmaktadır. Çoğunlukla zamanla değişirler, fakat herhangi bir noktada, tik repertuarı karakteristik bir tarzda tekrarlanır. Tourette sendromu (TS) ve diğer tik bozuklukları, büyük ölçüde hastaların öyküsüne ve klinik prezentasyonuna dayanan klinik teşhislerdir.

Tik bozuklukları 2013 yılında yayınlanan DSM-5 içinde, “Nörogelişimsel Bozukluklar” bölümündeki hareket bozuklukları kısmında sınıflandırılmaktadır. DSM-5’te yer alan tik bozuklukları; Tourette bozukluğu, kronik motor ya da vokal tik bozukluğu, geçici tik bozukluğu, tanımlanmış tik bozukluğu ve tanımlanmamış tik bozukluğu tanılarını içermektedir.

Geçici tikler (geçici tik bozukluğu) çocuklarda yaygındır ve çocukların yaklaşık %11 ila %20’sini etkiler. Bununla birlikte çocuklarda yaklaşık %3-4 oranında kronik tik bozukluğu ve yapılan son çalışmalara göre %0,8 oranında da Tourette sendromu görülmektedir. Bu çalışmalarda tespit edilen erkek-kadın oranı ise 2:1 ile 3,5:1 arasında bulunmuştur. Çocuklar ve ergenler, yetişkinlere göre tik bozukluğuna bağlı gelişen ek sorunlara 10 kat daha fazla maruz kalmaktadırlar.

Tik bozukluğunun nedeni kesin olarak belirlenememesine rağmen yapılan birçok çalışmada belirgin olarak, genetik, nörobiyolojik ve psikososyal faktörlerin çevresel faktörlerle etkileşiminin bir sonucu olarak ortaya çıktığı kabul edilir. Tikler genellikle basit motor tikler şeklinde 5-7 yaş arasında başlar. İlk belirtiler genellikle baş ve boyun bölgesinde meydana gelir, daha sonra gövde ve ekstremite kaslarını kapsayacak şekilde ilerleyebilir. Genellikle motor tikler, vokal tiklerden önce başlar ve yine genellikle karmaşık tikler basit tikleri takip eder.

Artan yaşla birlikte, hastalar tiklerini daha iyi kontrol ederler ve genellikle onları birkaç dakika veya birkaç saate kadar bastırırlar. Bununla birlikte, bir baskılama süresinden sonra, hastalar tiklerini bu sefer yüksek yoğunlukta sergilemeye kendilerini zorlanmış hissederler. Bu nedenle, bazı çocuklar okul günü boyunca tiklerini baskılayabilmektedirler; ancak çocuk eve geldiğinde tikler daha yoğun bir şekilde yeniden ortaya çıkar ve tiklerin bastırılmasıyla oluşan yüksek gerilim hissi geçici olarak rahatlamış olur.

Hastaların çoğu 10-12 yaşlarında tik şiddetini en üst düzeyde tecrübe ederler, bu dönemin ardından tik şiddetinde tedricen azalma olur. Heyecan, endişe, stres, yorgunluk, sosyal baskı, emosyonel travma dönemlerinde tik belirtileri genellikle şiddetlenirken; odaklanmış konsantrasyon ve ince motor hareket gerektiren aktiviteler (oyun aletleri, dans, spor yapma) tik sıklığını ve şiddetini azaltır.

TİK BOZUKLUKLARINDA TEDAVİ YAKLAŞIMLARI

Tik bozukluğu belirtileri hafif-orta dereceli olan ve sosyal işlevselliği bozmayan çoğu birey için ebeveynlere, öğretmenlere ve akranlarına psikoeğitim verilmesi ve bununla birlikte ilgili başa çıkma stratejilerinin geliştirilmesine yönelik girişimlerin eklenmesi genel olarak yeterlidir. Pek çok hasta psikoeğitimden sonra ‘bekle ve gör’ stratejisiyle iyi bir şekilde takip edilebilir. Tik Bozukluğunda psikoeğitim, belirtilere karşı tolerans geliştirmeye ve stres azaltışını desteklemeye yöneliktir. Psikoeğitim, tiklerin uzun ve kısa vadeli değişkenliği, doğal seyri hakkında ve olası ek sorunlar hakkında bilgi içerir.

Tiklerle ilişkili açık bir işlev kaybına sahip kişiler için psikoeğitimin yanı sıra, farmakolojik olmayan ve / veya farmakolojik müdahaleler de düşünülmelidir. Bu müdahalelerden tersine alışkanlık kazandırma terapisi (Habit Reversal Training-HRT), Tik Bozukluğunda kanıt temeline sahip, önemli bir davranışsal tedavidir. Bu terapi yöntemi üç temel bileşeni içerir, bunlar; farkındalık eğitimi, karşıt yanıt oluşturma ve sosyal destek mekanizmalarının desteklenmesidir.

Tik Bozukluğuna yönelik kapsamlı davranışsal müdahale ise tersine alışkanlık kazandırma terapisine ek olarak işlevselliğe dayalı müdahaleler, gevşeme eğitimi, Tik Bozukluğu hakkında psikoeğitim ve tedavi uyumunu artırmaya yönelik ödül sistemine dayalı yöntemlerdir. Davranışsal tedavilerin etkisiz olduğu, yapılamadığı, yaşına uygun olmadığı veya hastanın ya da ailenin tercihi olmadığı durumlarda, farmakolojik tedaviler düşünülmelidir.

Tik Bozukluğundaki psikofarmakolojik tedavinin amacı, tiklerin şiddetini azaltmak ve mümkün olduğunca az sayıda yan etki ile psikososyal işlevselliği mümkün olan en kısa sürede iyileştirmektir. Tik semptomlarına yönelik psikofarmakolojik tedavi verilirken komorbid ve eşlik eden durumların da gözetilmesi bu kılavuzlarda önerilmektedir. Ortalama olarak, tik semptomlarına için verilen ilaçlar 2-4 hafta içinde doza bağlı olarak tikleri %25-70 oranında azaltabilir.

Kaynaklar

McGoldrick KD. Tourette’s and tic disorders. İn Handbook of DSM-5 Disorders in Children and Adolescents; 2017. p.417-30.

J Child Psychiatry-Special Topics. 2019;5(1):64-8


Bursa Çocuk Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!