BU MAKALE HANGİ SORULARA CEVAP OLACAK?

Sosyal fobik insanlar ve diğerleri arasındaki fark nedir?

Neler sosyal fobiye sebep olur?

Neler yapılmalı?

Sosyal fobi kısaca topluluk önünde, sosyal ortamlarda konuşamamak, kendini ifade edememek olarak tanımlanmaktadır. Bir diğer adı sosyal kaygı bozukluğudur. İnsanlar sosyal ortamlarda endişeli olma konusunda bazı farklılıklar göstermektedirler. Kimileri daha fazla kaygılıdır, kimileri ise daha rahattırlar. Yapılan araştırmalarda erken çocukluk dönemlerinde çok fazla eleştirilen çocukların ve zorbalığa maruz kalmalarının, 30 yıl boyunca utangaç oldukları gözlemlenmektedir ( Cospi, Elder & Bem, 1998).

Çocuklukta başlasa da devam ettiğini gözlemliyoruz. Bunun en büyük sebeplerinden bir tanesi de kişilerin, diğerlerinin kendileri hakkında olumsuz değerlendirme yapmalarını tahmin etmeleri. Bu konu hakkındaki görüşler, sosyal kaygı yaşayan kişilerin diğerlerinin kendileri hakkında olumsuz düşündüklerine odaklanmaları. Diğerlerinin negatif şeyler düşündüğünü tahmin etmek kişileri strese sokuyor ve performanslarını olumsuz etkiliyor. Diğer bir sebep ise sosyal kaygılı kişilerin, diğerleri üzerinde olumlu bir etki bırakacağına inanamamasıdır. Bu şekilde düşünen kişilerin dikkati kendilerine kayıyor ve kendilerine odaklandıklarında kaygı seviyesi artıyor. O dakikadan sonra düşündükleri şey, anlattıklarından ziyade diğerlerinin ne düşündüğü ve diğerleri tarafından nasıl göründüğü oluyor.

Bir araştırma şu hipotezi oluşturuyor: sosyal kaygılı kişiler diğerlerinin kendileri hakkında olumsuz düşünme eğilimi olduklarını. Bunu test etmek için iki grup oluşturuyorlar. Gruplardan birini tehdit ediyorlar ve diğer gruba herhangi birşey yapmıyorlar. Daha sonra iki gruba da olumlu ve olumsuz kelimelerden oluşan bir liste veriyorlar. Tehdit edilen grup daha çok negatif kelimeleri seçtiğini kaydediyorlar. Yani bir tehdit algıladıklarında kişiler olumsuzu düşünme eğiliminde oluyor.

Sosyal fobiye sebep olan bir diğer nokta ise şu: bedensel belirtilerimizi yorumlamak. Kaygı anında vücüdumuzda bazı belirtiler ortaya çıkmaktadır; kızarma, terleme, ellerin ve sesin titremesi... Bu belirtiler ortaya çıktığında, kişi bu belirtileri şu şekilde yorumlar; demekki gerçekten iyi bir performans sergilemiyorum, diğerlerinin hakkında düşündüğüm negatif yorumlarım gerçek... Bu düşünceler olduğunda kişinin yapacakları bellidir, KAÇMAK. İkincisi ise kendini izlemeye devam etmek; diğerleri ne düşünüyor, kalbim çarpıyor....

Kaygıyı bilişsel olarak açıklamak gerekirse şu tanımı yapabiliriz; farkındalık olmaksızın hatırlama görevini yapan örtük bellek, kaygılandığımız anda çalışmaya başlar. Yani bu şu demek oluyor. Kaygılandığımız zaman anlamlı bir çıkarım yapamayız. Rahat olduğumuz zamanlarda diğeri benim berbat biri olduğumu düşünüyor demeyiz. Ancak kaygılı zamanlarımızda ne yaparsak yapalım diğerlerinin berbat biri olduğumuzu düşündüğüne adımız kadar emin oluruz. Bu gerçeği yansıttığından değil; yalnızca kaygılı olduğumuzdan ve örtük belleğimizin çalıştığından kaynaklanıyor. Bu yüzden bir duygudan çıkarım yaparak, aklımızdaki negatif düşünceleri doğru kabul etmek bizi yanıltacaktır.

Ne yapmalıyız?

Aklımıza her gelen olumsuz düşünceyi doğru kabul etmemeliyiz.

Topluluk önünde konuşacağımız zamanlarda, karşıda oturan her kişinin ne düşündüğünü tahmin etmeye çalışmak bizi yorar ve yıpratır.

Nefes egzersizleri, sosyal ortamlara girmeden önce bizi rahatlatabilir.


Bursa Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!