Tüp bebek, çeşitli tedavi yöntemleriyle gebe kalamayan kişiler için laboratuvar ortamında yumurtalıkların spermle döllendirilip tekrar rahmin içine enjekte edilmesi esasına dayanır. Kısaca yardımcı üreme tekniği olarak tanımlanmaktadır. Genellikle bu yöntem, kanalları tıkalı olduğu için sperm ve yumurtalıkların birleşemediği, ileri yaş nedeniyle yumurtlama problemi yaşayan kadınlarda uygulanmaktadır.

Ayrıca açıklanamayan kısırlığı, çikolata kisti ve bazı genetik hastalığı olan kadınlara da uygulanabilir. Erkek kısırlığı durumunda son derece ileri teknikler uygulanmaktadır. Sperm yokluğu olan erkek hastaların testislerinden ince iğne aspirasyonuyla alınan spermlerden elde edilen hücreler dErkeklerde İnfertilite (Kısırlık)

Pek çok faktör zayıf dölleme yetisine sebep olabilir. En çok rastlanan erkek kısırlığı sebepleri anormal sperm üretimi, fonksiyonu ve sperm morfolojisinde bozukluktur. Genel yaşam tarzı bu faktörleri etkileyebilir.

Erkeklerde infertilite (kısırlık) sebepleri şunlardır:

Sperm sayısının ve hareketinin azalması

Spermin yapısal problemleri

Menide hiç sperm hücresinin olmaması (Azospermi)

Aşırı sigara ya da alkol tüketimi

Kadınlarda kısırlık nedenleri:

Tüplerde tahribat veya tıkanıklık- Geçirilmiş enfeksiyonlar ya da karın içi operasyonlar

Azalmış yumurtalık rezervi- Erken menopoz

Endometriozis (çikolata kisti)

Yüksek prolaktin seviyesi

Polikistik Over Sendromu (PCOS): Bu durumda vücut çok fazla androjen hormonu üretir, bu da yumurtlamayı etkiler. Polikistik Over Sendromu insülin direnci ve obezite ile de ilgilidir.

Rahim Miyomları: Miyomlar rahim duvarında yer alan iyi huylu tümörlerdir.

Tiroid Problemleri: Tiroid bezindeki aksaklıklar (çok fazla veya çok az tiroid hormonu salgısı gibi), adet döngüsünü etkileyerek infertiliteye (kısırlık), neden olabilir.

Kanser öyküsü ve kanser tedavisi: Özellikle kadın üreme sisteminde meydana gelen kanserler kısırlığa yol açabilirler. Radyoterapi ve kemoterapi de kadının üreme becerisini etkiler.

Diğer Tıbbi Durumlar: Geç ergenlik, adet olamama, karaciğer rahatsızlığı, diyabet gibi rahatsızlıklar da kadında kısırlığa neden olabilir.

Kafein Alımı: Aşırı kafein tüketimi de infertiliteye yol açabilir.

Nedeni bilinmeyen infertilite:Bazen doğurganlık birden fazla faktöre bağlı azalırken bazen de infertiliteye hiçbir neden bulunamayabilir.

Bir kadının gebe kalması için on beş milyon sperme ihtiyaç vardır. Bu rakam beş milyonun altında olduğu zamanlarda doğrudan tüp bebek tedavisi önerilir. Açıklanamayan kısırlık durumu da günümüzde pek çok çiftte görülmektedir. Bu tabloda doğal yollardan çocuk sahibi olmayıp uzman yardımı almak isteyen çiftlere yapılan tetkiklerde herhangi bir neden saptanmamaktadır. Bu durumda genellikle ilk olarak aşılama yöntemi denenmekte, ardından başarı sağlanamazsa tüp bebek yöntemine geçilmektedir.

Tüp bebek yönteminde başarı oranı kişiden kişiye değişmektedir. Bu aslında yaşla ve yumurta kalitesiyle ilintili olan bir durumdur. Genç hastaların yumurtalıklarında yumurta sayısı fazla olduğu için tüp bebek tedavisinde başarı oranı artmaktadır. 35 yaş sonrası yaş ilerledikçe başarı oranı da azalmaktadır. Bu nedenle ne kadar erken yaşta tüp bebek tedavi yöntemi başlanırsa başarı oranı da yükselmektedir.

Genç çiftler istemelerine rağmen çocuk sahibi olamıyorlarsa mutlaka bir uzman doktor ile görüşüp bu durumun nedenleri konusunda araştırma yapılmasını sağlamalıdır. İleri yaş grubunda bulunan kadınların yumurtalıklarında yumurta rezervi yeteri kadar depolanmadığı için kadın erken menopoza girerek yumurtlama problemiyle karşı karşıya kalabilir. Bu durumda da 3 aylık bir tedaviye başlanır ancak hala sonuç alınamıyorsa tüp bebek aşamasına geçilebilir.

Tüp bebek tedavi yöntemiyle gebe kalanlar normal bir gebelik süreci yaşar. Burada yapılan işlem herhangi bir nedenle karşılaşamayan sperm ve yumurtaların laboratuvar ortamında karşılaşmasının sağlanmasıdır. Dini inançlara da aykırı bir durum söz konusu olmayıp, çiftlerin kendi sperm ve yumurtalarıyla yapılan bir işlemdir.

Geçtiğimiz yıllarda tüp bebek yöntemi daha ağır bir işlem olarak kabul edilmekteyken, günümüzde teknolojinin gelişimine paralel olarak işlem ve hasta konforu da artmış durumdadır. Kişi tedavi süresince normal yaşantısından geri kalmamaktadır. Yalnızca transfer gününden sonra bir gün dinlenmek yeterli olmaktadır. Ayrıca tüp bebek tedavisi sırasında hastanın stres yaşamaması, kendini rahat hissetmesi oldukça önemlidir.

Tüp bebek tedavi süreci; sabır, kararlılık ve profesyonel yaklaşım gerektiren çok özel bir dönemdir. Çiftler bu süreçte birbirine destek olmalı, doktoruna güvenmeli ve tedavinin tüm gerekliliklerini baştan sona yerine getirmelidir.

Tüp bebek uygulamalarında gebe kalma şansını belirleyen birçok nokta bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi, tedavi görmekte olan kadının yaşıdır. Gebe kalma şansı 35 yaşından genç kadınlarda en yüksek, 35-38 yaş arasında kabul edilebilir, 38-40 yaş arasında azalan, 40-42 yaş arasında yine de ümidimizi koruduğumuz, 42-44 yaş arasında ise gittikçe düşmüş durumdadır.

Tüm yaş gruplarına bakıldığında tek embriyo transferi ile gebelik beklentisi % 28 dolaylarında iken, çift embriyo transferi ile bu oran % 45’e çıkmaktadır. Tek embriyo transferi yapılan vakalarda geriye dondurulabilecek birçok embriyo kalmaktadır ve bunların kullanımı ile de ciddi oranda ilave gebeliklere ulaşılmaktadır. Ciddi derecede erkek faktörüne bağlı infertilitede, spermin ciddi şekil bozukluğu gösterdiği çiftlerde ve sperm üretiminin testiküler yetmezlik nedeniyle bozulduğu “azoospermik” vakalarda yine gebelik şansı tüp bebek tedavisinde düşmektedir.

Tüp bebek tedavisinin süresi, hekimin çift için uygun gördüğü protokole göre değişiklik gösterir. Genelde tedavi süreci 15-25 gün arasındadır (ilk ilaçların kullanılmaya başlamasından embriyo transferine kadar geçen süre).


Antalya Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!