Türkiye'de madde kullanımı
Türkiye'de madde kullanımı

Madde kullanımı ve bağımlılığı problemi ülkemizde ve dünyada yenilerde yaşadığımız bir sorun değildir ve problemin insan tarihi ile eşdeğer bir geçmişe sahip olduğunu söylemek abartma olmaz.Kişi,şu veya bu sebeple ruh sağlığını ve buna bağlı olarak duyumsamasını/tutum ve davranışını etkilemek,değiştirmek üzere bazen bilinç ve bilgiyle bazen bunlar olmadan madde kullanmaya yönelmiş ve böylelikle farklı hayat deneyimi gelişirken adı yıllar sonra konulacak bir problemi de hazırlamıştır. (B.Doğan, 2001)

Bu gelişim sırasında bazı toplumlar veya toplumun bir kesimi buna tamamen karşı bir tavır geliştirirken,bazı toplum veya toplum kesimlerinde madde kullanımı yaşamsal ve kültürel bir gereklilik gibi algılanmıştır. (B.Doğan, 2001)

Uyuşturucu madde alışkanlığı birçok ülkelerde korkunç felaket halindedir.Dünyada en fazla kullanılan uyuşturucu maddeler,esrar,afyon,morfin,eroin,kokain ve psikotrop maddelerdir.Uyuşturucu madde müptelası olanlar düzenli çalışma gücünden yoksun oldukları için,her çeşit yasa dışı yollara başvurabilirler.Uyuşturuculara bağımlı hale gelmiş kişiler bu maddeleri bulabilmek için ya da bu hususta parayı bulabilmek için mehtelif suçlar işlemektedir.Ülkemizde uyuşturucu madde kaçakçılığı merkezinin;Van,Diyarbakır,Gaziantep,Konya,İstanbul şehirlerini teşkil etmiştir.Yurtdışından adeta serbest ve kontrolsüz bir şekilde,ülkemizde uyuşturucu madde sevkedilmiş ya da ülkemizde bir köprü gibi kullanılmıştır.

Görülmektedir ki,uyuşturucu madde kaçakçılığı madde kaçakçılığının yegane gayesi büyük kar elde etmek ve bunun sonucunda silahlanmaktır.Bir kısım yerlerde,çeşitli grup ve kişilerce sevk ve idare edilen silah ve uyuşturucu,kaçakçılığı yardımı ile ülkemizden elde edilen gelirin bir kısmı,ülkemizde örgütlerin ihtiyacına harcanarak kendi paramızla ülkeyi içten çökertme hedeflenmiştir.Ezcümle,Güneydoğu ve Doğu Anadolu ile dış ülkelere sevkedilen uyuşturucuların yurtdışında bilhassa bu iş için bazı ülkelerce oluşturulan şirketler önemli ölçüde kar sağlamakta ve bu elde edilen kazançları muhtelemen tehdit merkezine transfer etmektedir. (Akbulut, 1997)

Emniyet Genel Müdürlüğü Uyuşturucu Maddeler Bürosu İcmal Bültenlerinde suçluların nitelikleri,sıfatları,kullanılan uyuşturucu madde,suçluların yaşları ve meslekleri yönünden de ilginç belirlemeler ortaya çıkmıştr.Bunlara göre,uyuşturucu madde kullananların en yoğun olarak bulunduğu yaş dilimini 21-25 yaş dilimi teşkil etmekte ve belirli bir işi olmayan,boşta gezen,işçi,esnaf,seyyar satıcı gibi gruplarda en fazla kullanma olayına rastlanmaktadır.Bunları,serbest meslek erbabı ve çiftçi-köylü grubu izlemektedir.Yapılan istatistiklerde,ülkemizde uyuşturucu madde kullanımında ve bu maddelerin içinde en tahlikelisi olan eroinde belirli bir artmanın olduğu ortaya çıkmaktadır. Kullanılan maddelerin etkilerine ve sonuçlarına baktığımızda kadınların sigara,alkol ve diğer ilaçların fiziksel etkisine erkeklere göre daha yatkın olduğu ve düşük dozda kullansalar bile daha çok etkilendiği görülmüştür. (Kutlu, 2011) Uyuşturucu madde kullanımı ile ilgili bu iyimser tabloya karşılık uyuşturucu madde ihracında,organize suçluluk içinde Türk vatandaşlarının son senelerde etkin rol oynadıkları görülebilmektedir.Bugün Avrupa’nın çeşitli ülkeleri,Türkiyemizin aksine,uyuşturucu madde kullanımının salgını altında bulunmaktadır.Avrupada eroin kullanımı giderek yaygınlaşmakta,eroin ve barbitüratların yüksek dozda alınmaları sonucu meydana gelen ölüm olayları artmakta,psitropik maddeler gittikçe daha fazla kullanılmakta,kokain kullanımı geniş boyutlara ulaşmakta,birden fazla uyuşturucu madde ve psikotropları aynı zamanda kullanma eğilimi görülmekte,esrar ve afyon kullanımı vahim ölçülere ulaşmakta ve maddelerin alınmasında daha çok damara şırınga gibi yeni alım şekilleri uygulanmaktadır. (Bayraktar, 1985)

Madde kullanma sebepleri psikolojik (kişisel özellikler,yeterli sosyal ilişki kuramama,sorunları çözebilme yetisinin zayıf olması,uyum sağlama çabası,zihindeki problemleri değişime uğratarak kendini rahat hissetme çabası), çevresel sebepler (sosyoekonomik sorunlar,işsizlik), sosyal ve kültürel sebepler,sorunlu aile ilişkileri,maddeye erişebilmenin kolay olması demek doğrudur.Madde kullanımının temelinde eğitimsizlik vardır.Eğitimden anlaşılması gereken sadece okullarda verilen örgün eğitim değil,kişinin doğduğu andan itibaren özellikle kişiliğinin oluştuğu yaşlar ve sonrasına kadar ailesinden alacağı eğitim,kültür,sevgi ve saygıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 58.Maddesinde Gençlik ve Spor bölümünde gençliğin korunması başlığı altında konu ele alınarak;devlet,gençleri,alkol düşkümlüğünden,uyuşturucu maddelerden,suçluluk kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korunmak için gerekli tedbirleri almakla sorumlu tutulmuş,madde bağımlılığı gençlerimize yönelik tehditler arasında sayarak konuya verdiği önemi ortaya koymuştur.Bu çerçevede madde bağımlılığı ile mücadele sosyolojik bir problem olarak ele alınmış ve mücadele bir devlet politikası haline gelmiştir.İçişleri Bakanlığı tarafından Bağımlılık Yapıcı Maddeler ve Bağımlılıkla Mücadelede Ulusal Politika ve Strateji Belgesi’nin uygulanması içim eylem planı hazırlığı yapılmaktadır.İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan Bağımlılık Yapıcı Maddeler ve Bağımlılıkla Mücadelede Ulusal Politika ve Strateji Belgesi’nin uygulaması için 2010-2012 eylem ve kişinin maddeden uzak tutulmasının sağlanması olarak tanımlamıştır.Talep azaltımını toplumun maddeyle tanışmasının önüne geçilmesine yönelik bilgilendirme amaçlı olarak yürütülen her türlü faaliyet olarak tanımlanabilir.Uluslarası ve ulusal boyutta talep azaltımı faaliyetine önem verilmelidir.Bu amaçla ülkemizde uyuşturucu kaçakçılığı,madde kullanımı ve bağımlılığı ile bunların sonuçları hakkında karşılaştırılabilir,güvenilir ve objektif bilgi toplanması,analizi ve kullanımı amacıyla Avrupa Birliği bünyesinde 1993 senesinde kurulan EMCDDA hem uluslar arası toplu uyuşturucu yakalamalarına yönelik hem de ulusal operasyonlarla sokak satıcılarına yönelik çalışmaları görülmektedir.Madde kullanımı ile mücadele anlamında kolluk kuvvetleri ülke genelinde madde kullanıcılarına uyuşturucu ve uyarıcı madde satan sokak satıcılarına yönelik yapmış oldukları operasyonlar çok önemlidir. (Prof.Dr.Burhanettin can, 2015)

Çoğu resmi belgede alkol ve sigara için ‘zararlı alışkanlıklar’bunların dışındaki bağımlılık maddeleri için de ‘uyuşturucu maddeler’terimleri kullanılmakta ve böylesi bir yapay ayırıma dayanması sebebiyle de konu hakkında doğru ve sağlıklı bilgi derlemek mümkün görünmemektedir.Genelde,yakın zamana kadar alkol dışı maddeler için bildirilen sayılar oldukça düşük seyretmiştir.Fakat bugün görüş birliği içerisinde inanılan şey,tarihsel nitelikteki bu düşük oranların giderek hatta katlanarak yükselmeye başlamasıdır.Bağımlılık problemi etrafında risk grubu tanımı yapılırken 15-24 hatta 12-24 yaş sınırlarına dikkat edilmektedir.Böylece yukarda belirtilen sayılara bakarak ve de nüfus içinde bu yaş grubunun yüksek temsili sebebiyle ciddi bir sorun ile karşı karşıya olduğumuz sonucuna varmak abartılı bir yaklaşım değildir.

Dünya Sağlık Öğrgütü Avrupa Bölge Ofisi tarafından da hazırlanan ‘smoking,drinking,drungtaking in the European Region’ adını taşıyan ve 1997 yılında hazırlanan raporda Türkiye için bildirilen veriler ilginçtir.Çünkü raporda yalnız esrar ve opyatlarla ilgili rakamlara yer verilmiş olup,genç nüfus için herhangi bir verinin olmadığı özellikle belirtilmiştir.Alkol tüketimi konusunda doğrudan verilere sahip olmamaktayız.Fakat bilinen şey;her sene nüfus artışından bağımsız olarak,alkollü içkilerin üretiminin arttığı ve alkole başlama yaşının düştüğüdür.Alkole bağımlılık,alkol problemleri içinde sadece bir tanesidir.Diğer problemleri de kattığımız vakit en az ilki kadar ciddi bir toplum sağlığı konusunda karşı karşıyayız.Alkole bağlı trafik kazaları,ev kazaları,cinayet,yaralama vb.suçlar iş gücü ve iş gücü kaybı,hamile annelerin içmesine bağlı bozukluklar,karaciğer sirozuna bağlı ölümler ve daha pek çok dolaylı işaret,alkol içiminin bağımlı olsun olmasın;bütün içenlerin taşıdığı riskin kapsam genişliğinin doğrudan bir ölçüsü olmaktadır.Bununla beraber olan sorunlar Türkiye için bir başka ilke için olduğundan daha az öenmli değildir.Ülkemiz toplumsal sisteminden kau-ynaklanan özel zorluklar (veri kaybı,veri akışı olmayışı vb.)sahip olduğumuz sorunu bir başka ülkeye göre daha da ağırlaştırmaktadır.Daha sorunun tarifi aşamasında başlayan karmaşa çözüm seçeneklerini uygulama bir yana düşünmeyi bile neredeyse imkansız yapıyor. (B.Doğan, 2001)

Okul,popülasyonu dışındaki popülasyonlarda,özellikle sokakta ya da tutukevi ve cezaevi gibi ortamlarda kalan ergenlerde madde kullanımı yaygınlığının daha fazla olduğu belirlenmiştir. (Ögel, 2005)

Madde bağımlığı,farklı risk etmenleri ile koruyucu etmenlerin karşılıklı etkileşimleri ile ortaya çıkan,biyolojik olduğu gibi psikososyal kökenleri olan davranış sorunlarıdır.Madde bağımlılığı tedavisinin amacı,bireyin maddeden uzaklaştırışması ve tekrar kullanım (relaps) süresinin olabildiğince uzatılması olarak belirtildiğinde,bağımlının içinde bulunduğu sosyal koşulların tedavi sırasında ve sonrasında ele alınması önem kazanmaktadır.Bağımlının çevresinde,onu madde kullanımına iten sosyal faktörler göz ardı edildiğinde tedavinin uzun süreli başarı sağlaması olanaksızdır.Bu sebeple madde bağımlılığına ilişkin güncel yaklaşım,biyopsikososyal model çerçevesinde şekillenmektedir.Biyopsikososyal model,bağımlılığı biyolojik,psikolojik ve sosyal faktörlerin birleşimi ile açıklamaktadır.Buna göre bağımlılık,bu faktörlerin bileşimi ile açıklanmaktadır.Buna göre bağımlılık,bu faktörlerin sadece biritarafından değil bileşimi ile ortaya çıkmaktadır.Biyolojik yatkınlık,kişilik özellikleri,stres,ruhsal rahatsızlıklar,baş etme becerilerinde eksiklik gibi çok fazla faktörün yanısıra belli bir bölgede madde kullanımının örtük veya açık bir şekilde onaylanması,akran grubu ve kültürün etkisi,düşük sosyoekonomik düzey,maddenin ulaşılabilirliğinin yüksek olması gibi çok fazla faktör madde bağımlılığı üzerinde etkilidir.Madde bağımlılığı tedavisinde sosyal hizmet uzmanının işlevleri,değerlendirme,psikososyal müdahaleler ve taburculuk planlaması olarak gruplandırma yapılabilir:

1-Kişi ve ailesine ilişkin değerlendirme:Bu değerlendirmedeki temel ilke ‘çevresi içinde birey’bakış açısının sağlanmasıdır.Örneğin;kişinin eğitim/çalışma hayatı,sahip olduğu sosyal ağlarının özellikleri,yaşanılan çevrede maddeye ilişkin riskler ve erişim durumu,aile içi dinamikler,bireyin geniş sosyal sistemlerle ilişkisi bu çerçevede değerlendirilebilecek kimi noktalardır.

2-Psikososyal Müdahaleler:Burada temel ilke,bireyin bulunduğu yerden başlamak olmalıdır.Kişinin ve ailesinin zorlukları ve kaynakları,tedavinin daha etkili bir şekilde yürütülmesi açısından ele alınmalıdır.

3-Tedavi sonrası sürecin belirlenmesi:Ülkemizde madde bağımlılığı tedavisi,oldukça net sınırlarla çizilmiştir ve tıbbi tedavi sonrası sosyal rehabilitasyon hizmetlerinde önemli bir boşluk vardır.Bu sebeple klinik ortamda çalışan sosyal hizmet uzmanı tedavi sonrasında kişinin sosyal yaşama dönem sürecini planlama açısından oldukça kilit bi konuma sahiptir.Çalışma/eğitim hayatına geçişi planlamak,tedavi sonrası önem kazanacak sosyal destek sisteminin güçlendirilmesi ve relaps süresine ilişkin hem kişi hem de aile ve yakın çevresinin bilgilendirilmesi önemlidir. (Polat, 2014)

Ülkemizde sigara,alkol ve madde bağımlılığının mücadelesinde kurulmuş en etkin kuruluş olan Yeşilay’ın internet sayfasında; ‘Madde kullanan ve tedavi olmak isteyen,bu konudaki problemlere çözüm arayan kişi ve yakınları hastanelere bağlı Alkol ve Madde Tedavi Merkezleri (AMATEM) ile psikiyatri kliniklerine başvurarak tedavi olabilirler.Hasta ve doktor işbirliğiyle yürütülen tedavi,2-6 hafta arasında hastanede yatarak arınma ve bir yıl süreyle psikososyal tedavi şeklinde gerçekleşmektedir.En iyi koruma yolu hiç başlamamaktır.’şeklinde yazmaktadır. (Göksu, 2018)

Kaynakça

Akbulut, İ. (1997). Ülkemizde uyuşturucu maddeler sorunu.

B.Doğan, P. (2001). Madde kullanımı ve bağımlılığı. Aile ve Toplum.

Bayraktar, D. (1985). Uyuşturucu Maddeler ve Suç Siyaseti. dergipark.

Göksu, O. (2018). Madde bağımlılığı ve Din: HİGED Örneği.

Kutlu, Y. (2011). Kadınların madde kullanımı ve bağımlılığı. Psikiyatri hemşireliği dergisi, 90-93.

Ögel, D. (2005). Madde kullanımı bzouklukları epidemiyolojisi. Türkiye Klinikleri J ınt MED sci.

Polat, G. (2014). Madde Bağımlılığı Tedavisinde Sosyal Hizmet Mesleği. Okmeydanı Tıp dergisi, 143-148.

Prof.Dr.Burhanettin can, H. M. (2015). Türkiye'de gençlikve uyuşturucu madde sorunu. İstanbul.


Mersin Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!