Prostat kanseri nedir?

Prostat, ceviz büyüklüğünde, spermlerin beslenmesinde ve taşınmasında rol alan meni sıvısını üreten salgı bezidir. Mesane çıkışında yer alır ve üretra adı verilen idrar kanalının bir bölümünü çevreler. Salgı hücreleri ve bu hücreleri çevreleyen destek dokusundan meydana gelir. Prostat kanseri salgı yapan bu hücrelerden köken alır.

Ereklerde görülen en yaygın kanserlerden biridir ve kansere bağlı ölümlerde ise ikinci sırada yer alır. Büyümesi genellikle yavaştır, başlangıçta prostat içinde sınırlı kalır ve ciddi bir zarara neden olmaz. Bazı tipleri yavaş büyüme eğiliminde olsa da bazı tipleri hızlı bir şekilde büyüyüp yayılabilir. Prostat içinde sınırlı kaldığı erken evrede yakalanan prostat kanserinde tedavi başarısı yüksektir.

Nasıl bulgu verir?

Erken evrelerde şikayetlere neden olmaz ve bulgu vermeyebilir. Daha ileri evre prostat kanserinde bazı şikayetler ortaya çıkabilir.

• İdrar yapma güçlüğü

• İdrar akışında kuvvet azalması

• Menide ya da idrarda kan görülmesi

• Boşalma esnasında ağrı

• Kasık bölgesinde rahatsızlık hissi

• Kemik ağrıları

• Sertleşme bozukluğu

Nedenleri nelerdir?

Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Hücre düzeyinde gerçekleşen genetik kusurlara bağlı bazı prostat hücrelerinin kontrol dışı büyümesi ve normal hücrelerin yerini alması ile öncelikle çevre dokulara, ileri evrede ise uzak bölgelere yayılması söz konusudur.

Ne tür sıkıntılara neden olur?

Kanserin yayılımı: Kanser çevre dokulara ya da uzak organlara yayılabilir. Kemiklere yayılım olur ise ağrı ve kırıklar ortaya çıkabilir.
İdrar kaçırma: Hem kanserin kendisi hem de tedavisi idrar kaçırmaya neden olabilir.
Sertleşme bozukluğu: Hem kanserin kendisi hem de tedavisi sertleşme bozukluğuna neden olabilir.

Kimler risk altında?

Prostat kanserinin sebepleri kesin olarak bilinmemektedir. Bulaşıcı değildir, insandan insana geçmez. Araştırmalar prostat kanseri gelişme riskini artıran bazı faktörler olduğunu göstermiştir.

• İleri yaş: Prostat kanseri riski yaş ile birlikte artar.

• Etnik köken: Siyahi ırkta prostat kanseri daha sık görülür ve agresif seyirlidir.

• Aile öyküsü: Ailede prostat ve meme kanseri öyküsü var ise risk artar.

• Diyet: Hayvansal yağ ve proteinden zengin beslenenlerde yaygındır.

• Erkeklik hormonları: Androjen adı verilen erkeklik hormonu fazla ise risk artar.

• Hareketsiz yaşam: Düzenli egzersiz yapanlarda daha az görülür.

Nasıl tanı koyulur?

Prostat Kanser Taraması

Prostat kanserini erken evrede tespit etmenin en etkili yolu tarama yapılmasıdır. Prostat kanseri düşündürecek şikayetleri olmayan sağlıklı erkeklerin test yaptırıp yaptırmaması gerektiği hala tartışmalı bir konu olsa da kabul görmüş genel öneri prostat kanseri açısından tarama yapılması yönündedir.

• Makattan parmakla muayene: Prostat, parmak makattan içeri ilerletilerek muayene edilir ve şekil bozukluğu, sert bölgeler olup olmadığı, büyüklüğü, çevre dokularla olan ilişkisi açısından değerlendirilir.

• PSA (Prostat Spesifik Antijen) ölçümü: Kan örneği alınarak prostat dokusu tarafından üretilen bir madde olan PSA ölçümü yapılır. Kanda belirli bir seviyeye kadar bulunması normal kabul edilir. Yüksek düzeylerde ise enfeksiyon, prostat büyümesi ya da prostat kanseri açısından araştırılması gerekir.

Makattan parmakla muayene ve PSA ölçümünün birlikte yapılması prostat kanserini erken evrede tespit etme açısından önemlidir. Yapılan bazı bilimsel araştırmalarda tarama yapılmasının prostat kanserinden kaynaklanan ölümleri azaltıp azaltmadığı tartışılsa da ülkemizde prostat kanser taraması Sağlık Bakanlığı tarafından desteklenmekte ve düzenli aralıklarla yapılması önerilmektedir.

Avrupa Üroloji Derneği tarafından yayınlanan tanı ve tedavi kılavuzuna göre 40 yaşında ilk taramanın yapılması ve kişiselleştirilmiş hasta riskine göre aralıkları düzenlenerek takip protokolü oluşturulması önerilir.

• Ailede prostat kanseri öyküsü yok ise 50 yaşından itibaren yıllık tarama
• Ailede prostat kanseri öyküsü var ise 45 yaşından itibaren yıllık tarama
• İlk değerlendirme 40 yaşında yapılan ve PSA değeri 1ng/ml ve üzerinde saptanan hastalarda yıllık tarama
• PSA değeri 2 ng/ml olarak saptanan 60 yaş üzeri hastalarda yıllık tarama

Prostat Kanserine Yönelik Tanısal Testler

Eğer makattan parmakla muayene ya da PSA düzeylerinde anormallik saptanır ise prostat kanseri olup olmadığının araştırılması için ek incelemeler gerek duyulabilir.

• Prostat biyopsisi: Prostat biyopsisi makattan içeri ilerletilen küçük bir ultrason aparatı yardımıyla prostat dokusundan doku örneği alınmasıdır. Eğer ilk sonuçlar prostat kanseri düşündürüyor ise prostat biyopsisi yapılmalıdır. Alınan doku örnekleri patolojik inceleme için laboratuvara gönderilir.

• Ultrasonografik inceleme: Prostat incelemesi için yapılan ultrasonografi değerlendirmesi makattan içeri ilerletilen küçük bir ultrason aparatı yardımıyla yapılır.

• PCA3: Makattan parmakla muayene sonrası idrar analizi ile yapılan bir testtir. PSA taramasına göre daha duyarlı bir yöntemdir. PSA değerleri yüksek seyreden ve daha önce yapılan prostat biyopsilerinde prostat kanseri saptanmayan hastalarda PCA ölçümü yapılarak tekrarlayan biyopsilere gerek olup olmadığına karar verilebilir.

Prostat Kanseri Derecesinin Belirlenmesi

Biyopsi ile kanser tespit edildikten sonraki basamak kanserin derecesinin belirlenmesidir. Laboratuvarda Patoloji Uzmanı tarafından incelenen örneklerde kanser hücrelerinin normal hücrelerden ne kadar farklılaştığı araştırılır. Yüksek dereceli kanserlerde yayılım riski de yüksektir.
Prostat kanser derecelendirmesinde “Gleason Skorlama Sistemi” kullanılır. Skorlamada iki numara yer alır ve 2 (agresif olmayan) ile 10 (çok agresif) arasında derecelendirilir.

Prostat Kanserinin Yayılımının Değerlendirilmesi

Patolojik tanı koyulduktan sonra kanserin derecesi ve riskine göre prostat dışına yayılıp yayılmadığı araştırılır.

• Kemik Taraması

• Bilgisayarlı Tomografi

• Ultrasonografi

• MRG, Manyetik Rezonans Görüntüleme

• PET. Pozitron Emisyon Tomografi

Testler tamamlandıktan sonra kanserin evresi belirlenir. Evreleme ile hastaya en uygun tedavi seçenekleri belirlenir.

• Evre 1: Kanserin prostat içinde küçük bir alanda sınırlı kaldığı ve kanser hücrelerinin mikroskobik incelemede agresif özellikte olmadığı anlamına gelir.

• Evre 2: Kanserin küçük bir alanda ancak kanser hücrelerinin mikroskobik incelemede agresif özellikte olduğu ya da prostatın her iki parçasında da bulunduğu anlamına gelir.

• Evre 3: Kanserin prostat dışına, seminal vezikül adı verilen meni kesesi ya da çevre dokulara yayıldığı anlamına gelir.

• Evre 4: Kanserin prostat yakınındaki mesane gibi organlara uzandığı ya da lenf bezi, kemik, akciğer ve diğer organlara yayıldığı anlamına gelir.

Tedavi seçenekleri nelerdir?

Kanserin büyüme hızı, yayılım durumu, hastanın genel sağlık durumu ve uygulanacak tedavinin etkinliği kadar olası yan etkilerine de bağlı olarak faklı tedavi seçenekleri bulunmaktadır.

Takip

Çok erken evrede tespit edilen prostat kanseri hemen tedavi edilmeyebilir. Bazı hastalarda hiç tedavi gerekmeyebilir. Bunun yerine takip önerilebilir.

Aktif takip adı verilen bu protokolde düzenli aralıklarla PSA ölçümü, makattan parmakla muayene ve gerekir ise tekrarlayan biyopsiler yapılarak kanserin ilerleyip ilerlemediği takip edilebilir. Takip sonuçlarına göre ilerleme tespit edilir ise diğer tedavi seçenekleri değerlendirilir. Bu protokol şikayete neden olmayan kanser varlığında ya da diğer sağlık sorunları nedeniyle cerrahi, radyoterapi, kemoterapi gibi tedavi seçeneklerinin uygulanamadığı durumlarda tercih edilebilir. Ancak kontrol dönemleri arasında kanserin büyümesi ve yayılması gibi riskler mevcuttur.

Radyoterapi

Kanser hücrelerini öldürmek için radyasyon uygulanmasıdır. Prostat kanseri tedavisinde radyasyon tedavisi iki yolla uygulanabilir;

• Vücut Dışından Uygulama / External Beam Radiation: Hastanın bir cihaza uzandığı ve cihazın hasta etrafında dönerek prostat dokusuna odaklanmış radyasyon ışınlarının vücut dışından uygulandığı bir tedavi türüdür.

• Vücut İçinden Uygulama / Brachytherapy: Çevre dokuya radyoaktif ışın yayan çok sayıda pirinç büyüklüğünde çekirdeklerin prostat dokusunun farklı bölgelerine yerleştirilerek uygulandığı bir tedavi türüdür. Radyoaktif çekirdekler uzun bir süre boyunca düşük doz radyasyonu çevre prostat dokusuna ulaştırır. Bu çekirdekler doktor tarafından ultrasonografi kılavuzluğunda özel bir iğne ile prostat dokusuna yerleştirilir ve belirlenen süre sonunda radyasyon salınımı durur. Çıkarılmaları gerekmez.

Radyoterapi uygulamaları idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, acil idrara çıkma isteği, ishal, dışkılama esnasında ağrı ve sertleşme sorunları gibi yan etkilere neden olabilir.

Hormon Baskılama Tedavisi

Prostat kanser hücreleri büyümek için testosteron adı verilen erkeklik hormonuna ihtiyaç duyarlar. Bu tedavi ile vücutta üretilen erkeklik hormonu baskılanır ve dokuların bu hormona duyarlılığı ortadan kaldırılır. Bu yöntem ile kanser hücrelerinin ölmesi ya da büyümelerinin yavaşlatılması amaçlanır.

• Testosteron üretimini baskılayan ilaçlar: Bu gurup ilaçlar ile testislerden testosteron üretimini uyaran hormon baskılanır.

• Testosteronun dokuya ulaşmasını engelleyen ilaçlar: Bu gurup ilaçlar kullanılarak üretilen testosteron hormonunun kanser hücrelerine bağlanması engellenir.

• Testislerin cerrahi olarak çıkarılması: Testosteron kaynağı olan testislerin cerrahi olarak çıkarılması ile testosteron hormonunun üretimi durdurulur.

Hormon baskılama tedavisi ileri evre prostat kanserli hastalarda kanserli dokunun küçülmesi ve büyümesinin yavaşlatılması amacıyla uygulanır. Erken evre prostat kanserli hastalarda tümörlü dokunun küçülmesi ve bu sayede radyasyon tedavisinin başarısının arttırılması amacıyla da uygulanabilir. Sertleşme bozukluğu, cinsel istek azalması, kemik erimesi, sıcak basmaları ve kilo alımı gibi yan etkileri mevcuttur.

Cerrahi Tedavi

Prostatın cerrahi olarak, seminal vezikül adı verilen meni kesesi, sperm kanallarının başlangıç kısmı, prostatı çevreleyen kapsül dokusu ve lenf bezleri gibi çevre dokular ile birlikte, çıkarılması işlemine radikal prostatektomi adı verilir. Hastanın anatomik yapısına ve kanserin derecesine göre pek çok farklı teknik ile yapılabilir.

• Laparoskopik radikal prostatektomi: Batından yapılan yaklaşık 1 cm boyutunda cerrahi kesiler yoluyla yerleştirilen özel ekipmanlar kullanılarak kapalı olarak gerçekleştirilir.

• Robot yardımlı laparoskopik radikal prostatektomi: Laparoskopik yönteme benzer. Laparoskopik ekipmanlar bu operasyon için özel tasarlanmış, ileri teknoloji bir cihaza bağlanır ve cerrah bilgisayar ile yönlendirilen bir cihazda oturarak operasyonu gerçekleştirir.

• Retropubik radikal prostatektomi: Göbek altından yapılan yaklaşık 15 cm’lik cerrahi kesi ile açık olarak gerçekleştirilir.

• Perineal radikal prostatektomi: Perine adı verilen testis kesesi ve makat arasındaki bölgeden yapılan cerrahi kesi ile gerçekleştirilir.

Cerrahi tedavi yöntemlerinin sertleşme bozukluğu ve idrar kaçırma gibi yan etkileri vardır.

Prostat Dokusunun Dondurulması

Kriyoterapi adı verilen bu yöntemde prostat dokusu içine ultrasonografi eşliğinde yerleştirilen küçük iğneler aracılığı ile önce soğuk uygulanarak kanserli doku, çevresindeki sağlıklı doku ile birlikte dondurulur, sonrasında doku yeniden ısıtılarak çözülür. Bu dondurma ve çözme döngüleri ile kanserli hücrelerin öldürülmesi amaçlanır.

Kemoterapi

Kemoterapi kanser hücresi gibi hızlı büyüyen ve çoğalan hücreleri öldürmek için kullanılır. Ağızdan ya da damar içine verilerek uygulanabilir. Hormon baskılama tedavisine yanıt alınamadığı, prostat kanserinin vücuda yayıldığı durumlarda tercih edilir.

Prostat kanseri önlenebilir mi?

Yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarını düzenleyerek risk azaltılabilir ve düzenli doktor kontrolleri ile erken evrede yakalanarak istenmeyen yan etkiler önlenebilir.

• Sebze ve meyve ağırlıklı sağlıklı bir diyet riski azaltabilir. Yağlı besinlerden uzak durulmalı bunların yerine çeşitli sebze, meyve ve tam tahıllı ürünler tercih edilmelidir. Diyetin prostat kanserini önleyip önlemediği henüz tam olarak kanıtlanmamıştır ancak sağlıklı beslenme alışkanlıkları genel sağlık durumu açısından da faydalı olacaktır.

• Destekleyici vitamin tabletleri yerine sağlıklı besinler tercih edilmelidir. Bu tür gıda takviyelerinin prostat kanseri riskini azalttığına dair araştırma bulunmamaktadır. Bu ürünlerin yerine vitamin ve mineralden zengin beslenme vücut için gerekli desteği sağlayacaktır.

• Düzenli egzersiz ile sağlıklı kiloda kalarak daha sağlıklı yaşam mümkündür. Yapılan çalışmalarda düzenli egzersiz yapanlarda prostat kanseri riskinin azaldığı tespit edilmiştir.


Antalya Ürolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!