Vacumed (aralıklı negatif basınçlı vakum tedavisi) nasıl ortaya çıktı? Nasıl etki eder?
Vacumed (aralıklı negatif basınçlı vakum tedavisi) nasıl ortaya çıktı? Nasıl etki eder?

Alman Uzay Bilimleri ile birlikte geliştirilen VACUMED, vücudun alt yarısı için bir pompa gibi çalışır. Ardışık olarak aralıklı negatif basınç (vakum) ve normal atmosferik basınç uygulanması, damarlarda genişleme ve yeni damar oluşumu (neovaskülarizasyon, kapillarizasyon) meydana getirir. Böylelikle daha fazla oksijen ve besleyici maddeler dokulara ulaştırılır ve birçok faydalı sonuçlar verir. Vakumed ile aralıklı negatif basınç uygulaması, birçok insanın beklediği bir tedavi yöntemidir. VACUMED ile negatif basınç tedavisi, bacaklarda ve damarlardaki hastalıklara karşı mücadelede yeni yöntemlerden teknolojilerden birisidir.

Nasıl Etki Eder?

Astronotlar, yerçekiminin olmadığı uzay araçlarında sağlıklı kalabilmek için gövde alt kısımlarında arteriyal kan akışının devamını sağlamak için, gövde alt segmentleri negatif basınç cihazı (LBNPD) kullanmak zorundadırlar.

NASA ve Alman Uzay Bilimleri bu alanda sayısız test yapmış ve aralıklı negatif basınç cihazının bacaklarda artmış perfüzyon ile etkili ve güçlü kapiller dilatasyon ve damarlanma (neovaskülarizasyon) sağladığı görülmüştür. Uzun süreli negatif basıncın herhangi bir yan etkisi görülmemiştir. Hatta bu yolla iskemik (oksijensiz kalmış) ve yetersiz beslenmiş dokular bile yeniden canlandırılmıştır.

Bu cihazın amacı bacaklar ve damarsal hastalıklar için etkili bir tedavi sağlamaktır. LBNPD ‘nin uzay tıbbında kullanılmasına karşın, VACUMED ayarlanabilir zaman aralıklarıyla negatif basınç uygulamaları yapar. Vakumed normalde uzay tıbbında kullanılan bir cihazın sivil amaçlarla kullanılmasıdır.

Birinci faz, alçak basınç fazında (negatif basınç), atardamarlar oksijenden zengin kanla dolar. Oksijenden zengin kan, ulaştığı alanlarda pH değerini arttırır, bu şekilde zararlı asidik ortam faydalı alkali ortama dönüşür. Ortamın alkali hale gelmesi, oksijen seviyesinin yükselmesi ve damarların her iki yönden de genişlemesi iyileştirici bir etki yapar. Bu şekliyle diabetik hastalar ve bacaklardaki damar hastalıklarının tedavisinde mükemmel bir iyileşme imkânı sunar. Ayrıca, vücutta dokulardaki oksijen seviyesinin artması iyilik halini ve iyileşmeyi arttırır. Alt ekstremitelerdeki oksijen seviyesinin yükselmesi bütün vücudu olumlu etkiler. Bu durum; tüm vücut için bir yenilenme ve gençleşme hissi verir. Vücutta pH dengesi, yumuşak dokuların yapı taşı olan kollajen liflerinin sağlıklı bir şekilde üretilmesinin ön koşuludur.

İkinci faz olan normal basınç fazında (atmosfer basıncı), kirli kan ve lenf sıvıları gövdeye doğru pompalanır. Bu da, karbondioksitin ve diğer atık maddelerin (laktik asid ve toksinler) uzaklaştırılmasını, venöz dolaşımın artmasını sağlar.

VACUMED, gövde alt segmentleri için uygulanan bir negatif basınç cihazı olarak geliştirilmiştir. Uzayda astronotlar tarafından kullanılmış ve selülitler, varisler, rejenerasyon yapıcı etkisi, kas yorgunluğunu giderici, lenfödem ve iyileşmeyen yaralar gibi birçok alt ekstremite problemindeki etkilerinden dolayı tıbbın kullanımına sunulmuştur. Dolaşım düzenleyici ve nöropatik problemlerdeki etkisi sebebiyle diyabet hastaları için etkili ve faydalı bir cihazdır. VACUMED’in kan ve lenf sıvısı akımının bacaklara doğru arttırması, uzvun amputasyona gitme riskini azaltır. VACUMED amputasyon kararı verilen hastaların bir kısmında amputasyonu önlemiştir. Dolaşım bozukluğu (arterial, venöz ve/veya lenfatik) çok kötü değilse uzuv kaybı genellikle önlenir.

Lenfatik sistem vücudun " atıkları uzaklaştırma sistemi " dir. Selülit bağ dokusunun zayıflığından ve lenfatik drenajın iyi olmamasından kaynaklanan bir tablodur. Vakumed ve benzeri eksternal lenf drenajını artıran sistemler selülit tedavisinde oldukça başarılıdır. Vakumed dolaşımı artırarak ve doku pH sını yükselterek kollajen sentezini de artırır.

Fizyolojik ilkeler

VACUMED tedavisi, negatif basıncın vücuttaki kesikli (aralıklı) etkisine dayanır. Fazları şu şekilde gerçekleşir:

-Kapiller genişleme (kılcal damar dolaşımın artması)

-Damarlaşma (neovaskülarizasyon)

-Yüzeyde ve kas dokusunda beslenmenin artması (mikro beslenme )

Negatif basınç ile karşılaştırıldığında, normal basınç fazı (atmosfer basıncı) da şunları sağlar:

-Artmış venöz dolaşım,

-Aktive olmuş lenf sıvısı dolaşımı / lenf drenajı

TEDAVİ UYGULAMALARI

Kronik venöz yetmezlik (venöz ülserler ve varisler)

Kronik venöz yetmezlik, bacaklardaki toplardamarların duvarlarının ve/veya kapaklarının düzgün çalışmayıp, kanın bacaklardan kalbe geri dönmesini zorlaştırdığında ortaya çıkar. Kronik venöz yetmezlik, toplardamarlarda birikmeye veya göllenmeye sebep olur.

Post – Trombotik Sendrom

Post trombotik sendrom, bacaklarda derin toplardamarlardaki venöz tromboz sonrası ortaya çıkan uzun dönem etkileri tarif eder. Damar duvarındaki yüksek basınç, normalde venöz kanın toplardamarlardan kalbe doğru pompalanması için çalışan kapakçıklara zarar verir. Zayıf kan akımı, ağrı, şişlik, bacak ülserleri gibi post trombotik sendrom semptomların ortaya çıkmasına sebep olur.

Ödem

Sıvı toplanması, sıvının toplandığı dokunun şişmesine sebep olur. Şişme, bir yaralanma sonucu vücudun belli bir bölgesinde olabileceği gibi, vücudun genelinde de olabilir. Ödem, kalp yetmezliği veya böbrek yetmezliği gibi sağlık sorunlarında genellikle ortaya çıkan bir durumdur. Ödem, aşağıdaki durumlara da sebep olur;

-Cilt renginde solma

-Gode bırakan ödem (bastırılınca iz kalması)

-Ağrı ve hassasiyet

-Eklem sertliği

-Kilo alma veya kilo kaybı

-Kan basıncı ve kalp atım sayısında artma

Hangi durumlar ödeme sebep olur?

Ödem genellikle altta yatan bir sağlık probleminin sonucudur. Aşağıdaki durumlarda ya da tedavilerinin sonucunda ortaya çıkabilir;

-Hamilelik

-Böbrek hastalıkları

-Kalp yetmezliği

-Kronik akciğer hastalıkları

-Tiroid hastalıkları

-Karaciğer hastalıkları

-Yetersiz beslenme

-İlaçlar (kortikosteroidler, hipertansiyon ilaçları)

-Doğum kontrol ilaçları

Bacaklardaki ödemin sebepleri de kan pıhtıları, varisler, tümör ya da kistler olabilir. Karın organlarında tümor ve tümöre benzer hastalıklar karın bölgesinden geçen venleri ve lenfatikleri sıkıştırarak ödeme sebep olabilir. Aynı zamanda uzun süreli hareketsizlik, oturarak va ayakta çalışma, sıcak hava, yüksek rakıma maruz kalma, cilt yanıkları durumlarında da gelişir.

Ülserler ve İyileşmeyen Yaralar

İyileşmeyen ya da kronik yaralar, 4 hafta içinde düzelme göstermeyen yada 8 hafta içerisinde iyileşmeyen yaralar olarak tarif edilir. Bunlar büyük ameliyat sonrası yaralar, tekrarlayan kazalara bağlı yaralar, damarsal kaynaklı ülserasyonlar ve diyabetik ayak yaralarıdır.

Eğer diyabet hastasıysanız, yaranın ne kadar zamandır olup olmadığı gözetilmeksizin, ayaklardaki herhangi bir ağrının varlığı durumunda mutlaka bir hekimle görüşülmelidir.

Ameliyat Sonrası / Travma Sonrası Şişkinlik

Ameliyatlar kontrollü travmalardır fakat sonuçta bir çeşit travmadır. Vücudumuz da travmaya karşı şişme ile cevap verir. Şişme, ameliyat başlar başlamaz ortaya çıkan uzun soluklu bir durumdur. Ameliyat sırasında veya hemen sonrasında zirveye ulaşmaz; aksine birkaç gün sonra artar ve yavaşça iyileşir. Kaynaklarda ameliyat sonrası 48-72 saatte maksimum geliştiğinden bahsedilmektedir.

Periferik Arter Hastalığı - Bacaklar

Periferik arter hastalığı, bacakları ve ayakları besleyen arterlerin daralması ve sertleşmesiyle sonuçlanan damar hastalığı durumudur. Daralan kan damarları, sinirleri ve dokuları zedeleyecek azalmış kan akımı ile sonuçlanır. Atheroskleroz ve şeker hastalığı periferik arter hastalığının en önemli ve en sık karşılaşılan sebepleridir.

Kronik ağrı (bel, bacaklar, artritler, yaralar)

Birçok insan altı aydan fazla süren kronik ağrılardan yakınır. Kronik ağrı hafif ya da şiddetli, aralıklı ya da sürekli devam eden, hayat kalitesini bozan ya da bazen ciddi engellemelere yol açan ağrılardır.

Kronik ağrı durumunda, ağrının sinyalleri sinir sistemi içerisinde haftalarca, aylarca hatta yıllarca kalabilir. Bu da insanda hem fiziksel hem de duygusal olarak büyük hasar bırakır.

Kronik ağrı; travma, yaralanma veya enfeksiyondan ya da devam eden bir ağrıdan kaynaklanabilir. Bununla beraber bazı insanlar da herhangi bir yaralanma yada hasar olmaksızın kronik ağrı yaşarlar.

Duygusal durumlar da ağrının kronikleşmesine ve şiddetli olmasına sebep olur. Anksiyete (kaygılı olma durumu), stres, depresyon, asabiyet ve yorgunluk, kronik ağrı ile birbirini kompleks yollarla etkiler. Bu durum vücudun kendi doğal ağrı kesici maddelerinin miktarını azaltır; üstelik bazı olumsuz hisler de ağrı hissini arttıran maddelerin miktarını arttırabilir. Hatta bu durumda vücudun savunma mekanizmasını da tehlike altında olabilir. Sürekli ağrının bağışıklık sistemini bastırdığına dair önemli kanıtlar vardır.

Beden ruh arasındaki bağın kronik ağrı ile ilişkili olmasından dolayı fiziksel tedavi kadar psikolojik duruma yönelik de etkili bir tedavi uygulanması gerekir.

Diyabetik nöropati

Bacaklardaki sinir hasarlarının sebep olabileceği ayaklardaki yanma hissi nöropati olarak adlandırılır. Birçok tıbbi durum ayak yanmasına sebep olabilir. Ancak pratikte ayak yanmasının en sık karşılaşılan sebebi diyabettir. Ayak yanması tedavileri daha fazla sinir hasarı oluşumunu önleme ve ağrıyı azaltmaya yöneliktir.

Ayak yanmasının sebebi çoğunlukla nöropati ya da sinir hasarıdır.

Nöropatinin Sebepleri,

Diyabet, bacaklardaki nöropatinin en sık karşılaşılan sebebidir. Diğer birçok durum da nöropatiye bağlı ayaklardaki yanma hissine sebep olur.

Bunlar:

-Kronik böbrek hastalığı

-Vitamin eksikliği (B12 ve B6)

-Aşırı alkol

-Tiroid hastalıkları (Hipotiroidi)

-Lyme hastalığı

-HIV/AIDS

-Polinöropati

-İlaç yan etkileri (kemoterapi ilaçları, aşırı B6 vitamini yüklenmesi, HIV ilaçları)

-Ağır metal zehirlenmeleri

-Vaskülit (Kan damarlarının enflamasyonu)

-Sarkoidoz

-Gullian Barre Sendromu

-Arterial hastalıklar

-Ödem ya da sıvı tutulumu

-Hipertansiyon

Nöropatinin yanında, ayaktaki enfeksiyon ve enflamasyon da ayakta yanma hissine sebep olur. Bu duruma da çoğunlukla ayaktaki mantarlar sebep olur.

Periferik arter hastalığı da aynı zamanda ayak yanmasına sebep olur. Ayaklardaki zayıf kan dolaşımı, özellikle ağrı, karıncalaşma, yanmaya sebep olur.

Diyabet ve Yara Kontrolü

Diyabet, toplumun hemen her yaş grubunu etkileyen ciddi bir durumdur. Yapılan araştırmalara göre diyabet, yüzeydeki kan damarlarına zarar vererek zayıf dolaşım ile sonuçlanan bir durum ortaya çıkarır. Bu durum da kendini ağrılı yaralar, yavaş iyileşen yada hiç iyileşmeyen yaralar şeklinde kendini gösteren periferik damar hastalığına yol açar. Kan dolaşımı- hem yaşam hem he iyileşme- vücutta hücrelerin besin ve oksijen ihtiyacını karşılamak için temel bir gerekliliktir. Diyabet aynı zamanda sinirleri besleyen vazo nervorum adlı kılcal damarlara zarar vererek diyabetik nöropatiye sebep olur.


İstanbul Fizik Tedavi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!