Vajinanın ön kısmının üçte birindeki kaslarda yineleyici ya da sürekli istem dışı kasılması ve sonucunda cinsel ilişkinin olanaksız olması olarak tanımlanmaktadır.

Vajinismusa benzer bir tablonun ilk kez 11. yüzyılda İtalyan kadın bir doktor tarafından belirlendiği ve vajinismusun günümüzdeki tanımına benzer şekilde 1861 yılında Viktoryen bir hekim olan Sims tarafından tanımlandığı bildirilmektedir.

Vajinismus olan kadınlar, vajinalarının ya çok dar olduğunu ya da kendilerinde orada bir delik bulunmadığını ifade ederler.

DSM V’ e göre tanı kriterleri

Genital pelvik ağrı/penetresyon bozukluğu:

En az yaklaşık 6 ay boyunca aşağıdaki belirtilerden bir ya da daha fazlasını sürekli/tekrarlayan şekilde yaşanması ile tanı koyulur.

Vajinal ilişki/penetrasyon sırsında belirgin bir zorluk

Vajinal ilişki/penetrasyon sırsında belirgin vulvavajinal ya da pelvik ağrı

Vajinal penetrasyonda vulvavajinal veya pelvik ağrı konusunda belirgin bir korku ya da anksiyete

Vajinal penerasyon teşebbüsü sırasında pelvik kasların belirgin bir şekilde kasılması/gerilmesi

Cinsel Eğitim Araştırma ve Tedavi Derneğinin (CETAD) 2007 yılında gerçekleştirdiği araştırmanın verilerine göre vajinismus her 10-12 kadından birinde görülmektedir. Cinsel işlev bozuklukları polikliniklerinde yapılan araştırmalarda ise vajinismus sıklığı % 66-75,9 arasında bulunmuştur

Cinsel işlev bozuklukları polikliniklerinde yapılan araştırmalarda ise vajinismus sıklığı %66-75.9 olarak bildirilmektedir.

Konya Vajinismus Terapisi - Cinsel Terapi

Cinsel Terapi

Vajinismus kadının hem kendi kadınlığında bir eksiklik olduğunu düşünmesine, hem de eşine karşı suçluluk hissetmesine neden olur. Erkekte ise eşine karşı öfke, istenmeme ve reddedilme durumundan dolayı kırgınlık, ereksiyon güçlüğü bazen de bekaret konusunda şüpheye neden olabilir. Birçok çift bir süre sonra cinsel birleşmeyi denemekten vazgeçer. Bu daha sağlıklıdır çünkü tekrar tekrar yaşanan başarısızlık çiftin cinsellikten uzaklaşmasına ve kavgalara yol açar.

Son dönemde yapılan çalışmalarda cinsel taciz ve travmalar, ağrılı jinekolojik muayene, ilk cinsel ilişkinin ağrılı olması gibi travmatik yaşantıların etiyolojik bir etken olabileceği saptanmıştır.

Ayrıca bunlara ek olarak, abartılı ilk gece hikayelerinin bilinçdışında oluşturduğu olumsuz şemalar en önemli nedenlerden birisidir. Bu da aslında travma kapsamında ele alınabilir, çünkü anlatılanlar kişiler için travma etkisi yaratabilmektedir. Doğumdan sonra bile vajinismus görülebilmektedir çünkü sorun vajinada değil beyindedir.

EMDR TERAPİSİ

EMDR, türkçe karşılığıyla, göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme, etkili bir psikoterapi yaklaşımıdır. EMDR’nin gelişimi 1987 senesinde, Dr. Francine Shapiro’nun göz hareketlerinin rahatsız edici olayların şiddetini azaltabildiğini tesadüfen keşfetmesiyle başladı. Shapiro bunu travmaya maruz kalmış kişiler üzerinde uygulayıp olumlu sonuçlar almış ve ardından bu alanda yapılan çalışma ve araştırmalarla EMDR güçlü bir terapi ekolü halini almıştır.

Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (Eye Movement Desensitization and Reprocessing -EMDR) tekniği travma sonrası stres bozukluğunda (TSSB) etkili bir işleme süreci ve tedavi yaklaşımı olarak ortaya konmuştur.

İnsan zihninin hazmetme kapasitesinin üzerinde olan tüm olaylar ‘travma’ olarak adlandırılır. Nasıl ki ağzımıza ağız dolusu ekmek tıktığımız zaman çevirip çiğneyemiyor öylece kalıyorsak, travmatik olaylar da beyne adeta böyle bir etki yapmakta ve beyindeki bir çok mekanizmayı bozmaktadır.

Beynin Bilgi İşleme Mekanizması vardır ve yaşadığımız tüm an ve anılar sağ beyin sol beyin etkileşimi ile işlemlenir hazmedilir ve kayıt edilir. Ancak bazen öyle olaylar yaşarız ki bu olaylar beynin bilgi işleme mekanizmasında aksamaya yol açar ve bu olaylar işlemlenemez.

Bir bütün halde sağ beyinde kalır. FMRI görüntüleme cihazlarıyla kişiye travmatik anısı düşündürtülerek yapılan görüntülerde de sağ beyinde kırmızı renkte travmatik anının etkisi görülebilmektedir. EMDR terapisi sonrası aynı kişiler için yapılan FMRI görüntülerinde bu kırmızılığın ortadan kalktığı görülmüştür. Travmalar, bu açıdan değerlendirildiğinde adeta beynimizdeki hazımsızlıktır diyebiliriz.

Bir olayın travma olabilmesi için yalnızca onu bire bir yaşamış olmamız gerekmiyor, bazen tanık olduğumuz ama bizim başımıza gelmeyen bir olay ya da sadece bize anlatılan kötü bir olay da bizim için travma olabilir. Örneğin, evlilik aşamasında olan Ayten’ e evli olan yakın arkadaşı tarafından ilk gece ne kadar çok acıdığı ve ne kadar çok kanadığı ile ilgili anlatılan hikayeler, kendisi olayı yaşamamış olmasına rağmen Ayten için travmadır.

EMDR Terapisi ekolüne göre, tüm psikolojik sorunlar geçmiş bir ya da birden fazla travmatik anıdan kaynaklanmaktadır. Bu anılar bir bütün halde sağ beyinde kaldığı ve işlemlenemediği için, sık sık tetiklenerek psikolojik sorunlara neden olmaktadır.

Travmatik olaylardaki; olayla ilgili görüntüler, olayda kişinin zihninden geçen düşünceler, olayda hissedilen duygular, olayda hissedilen beden duyumları tetiklenerek psikolojik sorunlara yol açmaktadır. Örneğin, travmatik anıda oluşan ‘tehlikedeyim, öleceğim’ inancı tetiklenerek kişi sürekli sağlığı ile ilgili obsesyonlar geliştirebilir.

Günümüzde travma konusunda en hızlı ve en etkili tedavi terapilerden birisi de EMDR terapisidir.

EMDR’de kişiden, olayı en iyi temsil eden bir resmi aklına getirmesi ve bu resmi akılda tutarken kendisi ile ilgili negatif kognisyonu (NK) düşünmesi istenmektedir.

Daha sonra, o resmi aklına getirdiğinde kendisi ile ilgili neye inanmak istediği sorulmaktadır (pozitif kognisyon- PK). Ve sonrasında PK’nin kendisine ne kadar inandırıcı geldiği (Validity of Cognition-VoC) sorulmaktadır. VoC 1 den 7’ye kadar oluşan, 1’in tamamen yanlış 7’nin ise tamamen doğru olduğu bir ölçektir.

Daha sonra resim ile birlikte NK aklına getirildiğinde ortaya çıkan duygular sorulmaktadır. Bu aşamadan sonra, bütün bunların kendisinde ne kadar rahatsızlık yarattığı (SUD) 0-10 arası bir ölçekte değerlendirilmektedir. 0 nötr, 10 ise en yüksek rahatsızlık derecesini göstermektedir.

SUD belirlendikten sonra ise bu rahatsızlığı vücudunun neresinde hissettiği üzerine odaklanılmaktadır.

Eğer herhangi bir his bildirilirse, bu his ortadan kalkıncaya kadar iki yönlü uyarılarla işleme sürecine devam edilmektedir. Bütün bu aşamalardan sonra iki yönlü uyarılarla duyarsızlaştırma aşaması uygulanmaktadır.

VAJİNİSMUS TERAPİSİNDE EMDR UYGULAMALARI

EMDR’nin cinsel travmaların tedavisinde kullanımı ile ilgili yapılan çalışmalarda, çocukluk döneminde cinsel travma yaşadığını bildiren erişkin dönemdeki kadınlarda, EMDR’nin travmaya bağlı semptomlarda azalma veya iyileşme sağladığı bildirilmiştir.

Toplumumuzda cinsel bilgilenme oldukça yetersizdir ve kişiler resmi olmayan kaynaklardan yanlış bilgiler edinmekte ve cinsellikle ilgili yaygın yanlış inanışlar içerisinde olmaktadır.

Travmanın eşlik ettiği vajinismus olgularında EMDR terapisi alternatif bir tedavi olarak düşünülebilir.

Konya Vajinismus Terapisi - Cinsel Terapi

Travmanın eşlik ettiği vajinismus vakalarında EMDR terapisi uyguladığımda terapi süresinin kısaldığını ve sürecin daha kolay ilerlediğini gördüm çalıştığım vajinismus vakalarında. Travmanın eşlik etmediği Vajinismus vakalarında ise, ilk cinsel deneyim ve cinsellikle ilgili anlatılan hurafeler de aynı zamanda travma olduğu için, bunların EMDR ile çalışılmasının da cinsel terapi sürecinde kolaylaştırıcı etki yaptığını gözlemledim.

Özetle, Vajinismus Terapisi konusunda EMDR tek başına her zaman yeterli olmasa da son derece kolaylaştırıcı bir rol oynamaktadır. Bu nedenle Vajinismus konusunda yardım alacağınız Cinsel Terapistin aynı zamanda EMDR Terapisti olmasına dikkat edilmesi sorunun daha kısa sürede, daha az yıpranma ile ve daha kalıcı olarak çözülmesini sağlayacaktır. %100 ücret iade garantisi verilerek garantili olarak çözülebilen bir cinsel işlev bozukluğudur vajinismus ve bu nedenle vajinismus hastaları bu durumun geçici olması açısından şanslıdırlar.


Konya Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!