Yazma terapisi
Yazma terapisi

Günümüz toplumunda psikoloji ve psikoterapiye olan ilgi belki de tüm zamanların en tepe noktasına ulaşmış durumda. Bunun en büyük sebebi duyulan ihtiyaç tabi ki. Lazım olmadan aramayız.

Düşünürler orta çağdaki 100 yılın günümüz 1 ayına denk geldiğini söylüyorlar. Değişim ve gelişim hızı bakımından kastediyorlar elbette. Yeni dünya birçok enstürmanı ile bize ve ruh sağlığımıza saldırırken, bu aşırı hızlı gelişime vücudumuz ayak uydurmakta zorlanıyor. Evrim hızı (vücudumuzun adaptasyon hızı) gelişim hızına kıyasla çok yavaş kalıyor .Hal böyle olunca vücudumuz bu yabancı ortamda yoğun kaygı ve stres altında kalıyor. Stresin tüm dünyadaki hastalıklarda en etkin sebep olduğunu da biliyoruz. Sadece ruhsal ve zihinsel değil, fiziksel hastalıkların da arttığını gözlemleyebiliyoruz bu sebepten.

Bütün bu karmaşa yetişkinleri bile savunmasız bırakırken yeni dünyanın çocukları çok daha savunmasız ve risk altında. Tam da bu yüzden son yıllarda psikoterapi için çocukları adına başvuran ebeveyn sayısı çok arttı. Bir psikoterapist olarak terapi seanslarımın neredeyse yüzde yetmişi çocuklarla yaptığım seanslardan oluşuyor. Üstelik çocuklarla çalışmak yetişkinlerle çalışmaktan çok farklı ve zor. Dolayısı ile terapide hedeflere ulaşmada zorlanmak çok doğal sonuç olarak karşımıza çıkıyor.

Tüm bu veriler eşliğinde psikoterapistlerin topluma karşı görevlerinden birinin de önleyici hizmetler olduğundan yola çıkarak bu yazı da dahil olmak üzere bir dizi duyuru yapmaya karar verdim. Bir pedagog veya psikoterapistin yerini alabilecek ve çocuklarda etkili bir koruyucu, önleyici ve iyileştirici yöntem olan “yazma terapisi” hakkında..

Yazmak çocukların anıları yeniden yaşamak ve yapılandırması için çok önemli bir araçtır.

Bellek üzerine çok önemli çalışmaları olan Amerikalı doktor Elizabeth Loftus, kendisinin de deneyimlediği üzere belleğin işleyişinde çok enteresan bazı yeni bilgilere ulaşmış ve anıları tam olarak olduğu gibi değil bazı eklemelerle hatırladığımızı ve aslında anıların gerçek yaşantılar olamayabileceğini ortaya koymuştur. Peki ne demektir bu? Bu şu demek. Travmatik anılar bırakan yaşantılar özellikle çocuklarda çok farklı şekilde algılanarak farklı bir yaşantı gibi algılanabiliyor.

Doktor loftus bunu şöyle deneyimlemiş ve aktarmış. “ Annem ben 8 yaşındayken intihar etmişti. Ben okuldan gelirken evimizin önünde bir klabalık hatırlıyorum. Sonra bir itfaiye eri beni kucağına alarak annemin öldüğünü söyledi. Bana bir oksijen maskesi taktılar. O güne dair anılarım 50 yıl boyunca bu şekildeydi. Ancak 58 yaşında bir aile toplantısında oldukça yaşlı olan teyzem bana dönüp –seninle gurur duyuyorum. Kaç çocuk 8 yaşında annesini küvette ölü bulduktan sonra toparlanıp senin gibi bir bilim insanı olabilir ki- dedi. Teyzem bu sözü söyler söylemez karnıma bir ağrı girdi. Tuvalete girdim ve o günü yeniden hatırladım. Ama bu sefer taşlar yerine oturmuştu. Aslında hatırladığım gibi ben okuldan gelirken kapının önündeki itfaiye erinden annemin öldüğünü duymamıştım. Annemin küvetin içinde yatan ölü bedenini ben bulmuştum hatta ona sarılıp oradan çıkarmaya çalışmıştım. Peki ama nasıl 50 yıl boyunca farklı bir hatıra yaratabilmiş ve inanmıştım. Çok kötü hissettim ve izin alarak geceyi evimde geçirmek üzere teyzemden ayrıldım. Eve geldiğimde bütün detaylar gözümde canlanmaya başladı. Hatta annemin üzerindeki kanlı elbiseyi bile hatırladım. Sonra telefon çaldı. Araya dayımdı. Dayım “elly seni merak ettim. biliyorsun teyzem artık çok yaşlı, kötü anıları hatırlattı. Üstelik onu senin bulmadığını defalarca anlatmamıza rağmen böyle hatırlıyor.” Dayım bunları söyleyip telefonu kapattıktan sonra adeta beynimden vurulmuşa döndüm. Az önce gerçekliğim olan bütün hatıralar yeniden yıkılmış ve yine asıl gerçek hatıram gelmişti. Gerçekte ben okuldan döndüğümde zaten annemi çoktan bulmuşlardı. Aslında onu küvette bulan ben değildim. Bunu düşündüm ve tam da üzerine çalıştığım konuyu deneyimlediğimi fark ettim. Annemi küvette buluşumla ilgili anı öyle gerçekti ki tamamıyla inanmıştım. Bu da aslında düşünce sistemimizin ve hatta toplumun, bizzat kendi yaşantısal deneyimlerimizi bile etkileyip değiştirebilme gücüne sahip olduğunu gösterdi bana.

Loftus’ un bu çalışmaları travma ile çalışan psikoterapistlere yol gösterici oldu ve zihinsel yeniden yapılandırma etkili bir travma terapisine dönüştü.

Çocuklar için en etkili terapiler kadar etkili bir yöntem olarak “yazmak” bu sebepten çok önemli.

Karizmatik adına oranla oldukça basit bir yöntem. Çocuklarınızı yazmaya yönlendirin. Serbest konular çağrışımlar içinde yazsın. Ve tabiki siz de yazın.


Mersin Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!