YENİ BEBEĞE HAZIRLANIŞ

Hamilelik ümitle, heyecanla hazırlanma ve birçok “yeni” anne baba adayı için endişe ile bekleme sürecidir. Güçlü, sağlıklı, akıllı bir bebeği düşler, büyümesi ve gelişmesi için gereken herşeyi ona nasıl sağlayacağınızı düşünürsünüz. Zihninizden çeşitli sorular geçer. Özellikle bebeğiniz bir “ilk” olacaksa bazı korkularınız olabilir; “ya hamilelikte ters giden birşey olursa...”, “ya çocuk sahibi olmak hayal ettiğiniz gibi güzel birşey değilse...”. İçiniz rahat olsun, bu endişelerinizin çoğu yersizdir. Dokuz aylık hamilelik süreci size sorularınıza yanıt bulmak, korku ve endişelerinizi yenmek ve anne veya baba olma gerçeğine kendinizi hazırlamak için gerekli süreyi tanıyacaktır.

Gebe olduğunuzu öğrendiğiniz andabazı hazırlıklara başlamanız gerekir. Doğmamış bebeğinizin (fetüs), sağlıklı bir şekilde gelişmesi için yapacağınız en önemli şey kendi sağlığınıza dikkat etmenizdir. Bol bol dinlenmek ve çok zorlanmadan egzersiz yapmak, kendinizi daha iyi hissetmenize ve gebeliğin getirdiği fiziksel sıkıntıları azaltmanıza yardımcı olacaktır.

Gebelik ilerledikçe, doğumu planlamaktan çocuk odasını hazırlamaya kadar, bir dizi konuda karar vermek durumunda kalacaksınız. Bu kararların birçoğunu belki şimdiden verdiniz,belki de, bebeğiniz size henüz “gerçek” gibi görünmediği için bu kararların bir kısmını daha sonraya ertelediniz. Bebeğin gelişine kendinizi vererek hazırlanırsanız, “çocuk” gerçeğine alışacak ve gebeliğiniz sanki daha hızlı ilerleyecektir.

Zaman zaman kendinizi bu konulara aşırı kaptırdığınızı, tüm yaşantınızın henüz doğmamış bir bebeğin etrafında döndüğünü düşüneceksiniz. Merak etmeyin, aşırıya gitmiyorsunuz, giderek artan bu yoğunluk hem çok normaldir hem de sağlıklıdır. Sizi anne baba olmanın zorlu mücadelesi için duygusal olarak hazırlamaya yardımcı olur. Bebek doğduktan sonra en azından önünüzdeki yirmi yıl boyunca, çocuğunuz için kararlar vereceğinize göre bu tür işlere şimdiden başlamanızda yarar vardır. Hatta bunlara başlamak için en ideal zaman “şimdi”dir.
Doğacak bebeğe yapılacak en önemli hazırlıklar konusunda size rehberlik edecek bilgileri aşağıda bulacaksınız.

BEBEĞİNİZE SAĞLIKLI BİR BAŞLANGIÇ SAĞLAMAK

Hamile kaldığınız andan itibaren gebelik süresince, yediğiniz ya da soluduğunuz hemen hemen herşey bebeğinize geçecektir. Bu süreç, gebe kaldığınız anda başlar. Doğmamış bebeğinizin (embriyo) dış etkenlerden ençok zarar görebileceği dönem kollar, bacaklar, eller, ayaklar, karaciğer, kalp, cinsel organlar, gözler ve beyin gibi başlıca vücut bölümlerinin oluşmaya başladığı hamileliğin ilk iki ayıdır. Sigara, alkol, sakıncalı ilaç, narkotik veya yasa dışı ilaçlar ve bazı tıbbi ilaçların içerdiği kimyasal maddeler, X ışınları,birçok enfeksiyon hastalığı,bebeğinizin hem şu andaki hem de daha sonraki gelişimini olumsuz bir şekilde etkileyebilir, hatta ciddi doğum kusurlarına (defekt) neden olabilir.

Örneğin sigarayı ele alalım; gebeliğiniz sırasında sigara kullanırsanız bebeğinizin doğum ağırlığı, belirgin bir biçimde düşebilir,organ gelişimlerinde gerilik,enfeksiyon hastalıklarına dirençsizlik görülebilir.. Başkalarınının içtiği sigaranın dumanını solumanız (pasif içicilik) bile bebeğinizi etkileyebilir. Sigara içilen yerlerden uzak durun ve çevrenizdekileri sizin yanınızda sigaralarını yakmamaları için uyarın. Gebe kalmadan önce içiyor idiyseniz ve hala bunu sürdürmekte iseniz, şimdi bırakma zamanıdır. İşin dahası da var; doğuma kadar değil sonsuza kadar bırakmalısınız. Sigara içilen evlerde büyüyen çocukların bebeklik ve erken çocukluk dönemlerinde kulak enfeksiyonlarına ve solunum problemleri ile daha sık karşılaştıkları gibi büyüdüklerinde de sigara içmeye daha yatkın oldukları gösterilmiştir.

Alkol tüketimi konusunda da aynı oranda kaygı duyulmaktadır. Gebelik sırasında aşırı alkol alımı, düşük riskini arttırmaktadır. Fetal Alkol Sendromu adı verilen ve bebeklerde doğum anomalileri ve ortalamanın altında zeka düzeyinin görüldüğü bir hastalığa yol açabilir. Hamilelere ne kadar alkol'ün zarar vereceğini, ne kadarının herhangi bir zararı olmayacağını bu güne kadar kimse belirleyememiştir.

Ancak şöyle bir gerçek vardır; “ne kadar çok içerseniz bebeğinizin sağlığı o kadar büyük bir risk altına girecektir”.

Doktorunuzun, gebeliğiniz süresince uygun gördüğü tıbbı ilaçlar dışındaki bütün ilaçları terketmeniz gerekmektedir. Bunun kapsamına sadece reçeteli ilaçlar değil, aynı zamanda aspirin, soğuk algınlığı ilaçları, alerji ilaçları gibi reçetesiz alabileceğiniz ilaçlar da girmektedir. Vitaminler bile, uygun görülen dozların üzerinde alındıklarında tehlikeli olabilirler. (örneğin A vitamininin aşırı miktarda alındığında doğum defektlerine yol açtığı bilinmektedir). Gebelik süresince herhangi bir ilaç almadan önce doktorunuza mutlaka danışmanız gereklidir.

Gebelik sırasında çay kahve gibi “kafein”li içecekleri almanız da çok kısıtla ya da ölçülü olmalıdır. Normal kafein alımının, henüz kanıtlanmış yan etkileri olmasa da kafein, erişkinlerde uyanıklık ve huzursuzluk gibi etkiler yapar. Bu da, kendinizi rahatsız ve yorgun hissetmenize neden olabilir.
Doğum kusurlarının (defekt), bir başka nedeni de gebelik sırasında geçirilen hastalıklardır. Önlem almanız gereken tehlikeli hastalıklardan bazıları şunlardır:

Kızamıkçık (Rubella): Zeka geriliği, kalp anomalileri, katarakt ve sağırlığa neden olabilir. Neyse ki, bu hastalık şimdilerde bağışıklanma (aşılama) ile önlenebilmektedir. Bu aşı gebelik sırasında asla yapılmamalıdır.

Erişkin kadınların büyük bir bölümü, çocukluklarında kızamıkçık geçirdiklerinden veya aşılandıklarından dolayı bu hastalığa karşı bağışıklık kazanmışlardır.Eğer bağışık olup olmadığınızdan emin değilseniz, doktorunuza baş vurup kan testi yaptırın. Düşük bir olasılıkda olsa eğer bağışık olmadığınız ortaya çıkarsa, özellikle gebeliğinizin ilk üç ayında bu hastalığı geçirenlerden uzak durmanız gerekir. Gelecekte, bu gibi bir durumla karşılaşmamak için doğumdan sonra aşı yaptırmanız önerilir.

Su Çiçeği:Doğum yaklaştıkça bebek için tehlikesi artar. Eğer henüz su çiçeğini geçirmediyseniz, bu hastalığa yakalanmış veya su çiçeği geçirmekte olan hastalara yaklaşmış olan küçük çocuklardan özellikle uzak durmanız gerekir.

Toksoplazmoz:Kedi dışkısı ile kirlenmiş gıdaların ağız yoluyla yol açabileceği bir enfeksiyondur. Bu hastalığın nedeni, kedilerde daha fazla oranda yaygın olan bir parazit enfeksiyonudur. Evde beslenen tüm hayvanların parazit aşılarının yapılmış olması, çiğ et veya dışarıdan kirli gıda almama alışkanlığının edindirilmiş olması gereklidir. Enfekte bir dışkı ile temas eden herkese hastalığın bulaşma riski vardır.

Eğer kediniz varsa, gebe kalmadan önce veya en kısa zamanda toksoplazma açısından kontrol ettirin. Kedinize bu hastalığın bulaşma olasılığını en aza indirmek için onu, bu organizmayı yok edecek yollarla hazırlanmış ticari kedi mamaları ile besleyin. Aynı zamanda size bulaşma riskini en aza indirmek için kedinizin dışkı temizliğini, gebe olmayan bir başka kişiye yaptırın.

Hepatit B:Ülkemizde yaklaşık her 14 kişiden biri hepatit B virüsünün taşıyıcısıdır. Bu oran özellikle güneydoğu bölgemizde yüksektir. Eğer taşıyıcı iseniz bu virus doğum esnasında bebeğinize geçebilir ve bu nedenle bebeğinizin doğumdan sonraki ilk 12 saat içinde hem Hepatit B immünglobulini ile hem de hepatit B aşısı ile bağışıklanması gerekir. Bebekte herhangi bir defekte yol açmasa da ilerideki yıllarda karaciğer kanseri ve siroz riskini büyük bir oranda artıran bu hastalığı ilk başta engellemek önemli ve gereklidir. Eğer taşıyıcı veya bağışık olup olmadığınızdan emin değilseniz, doktorunuza baş vurup kan testi yaptırın.

ÇOCUK HEKİMİNİN SEÇİMİ

Bütün çocuk hekimleri kendilerini anne-babaların çocuklarını; sağlıklı, kolay, rahat, zevkli ve başarılı bir biçimde, yetiştirmesine adamışlardır. Ancak, bu konuya yaklaşımlarında farklılıklar olacaktır. Bu nedenle çocuğunuzun hekimi konusunda karar vermeden önce, değişik adaylarla görüşmenizde yarar vardır. Böylelikle, ailenizin tercih ve gereksinimlerine hangi hekimin daha iyi hitap edeceğine daha sağlıklı bir şekilde karar verebileceksiniz. Bu araştırmayı, bebeğiniz doğmadan önce yapın. Böylece, seçtiğiniz çocuk hekimi yeni doğan bebeğinizin ilk muayenesini yapabilir.

Seçiminizi yaparken göz önünde bulundurmanız gereken bazı noktalar aşağıda belirtilmiştir:

Çocuk Hekimlerinin Eğitimleri

Çocuk hekimleri ülkemizde altı yıllık tıp fakültesi eğitiminin ardından, genellikle dört yıllık bir çocuk hastalıkları uzmanlık eğitimi alırlar. Çocuk hekimi bu süre içinde denetim altında en basit çocuk hastalıklarından en ciddi olanlarına kadar çok geniş bir yelpazede teşhis ve tedavi eğitimi görür ve uygular.

Eğitimin sonunda girilen uzmanlık bitirme sınavında başarılı olanlara, bu konuda yetkili olduklarına dair bir diploma verilir. Siz, bu diplomayı hekiminizin muayenehanesinde görebilirsiniz.

Uzmanlık eğitiminden sonra, bazı çocuk hekimleri alt branşlardan birinde üst ihtisas yapabilirler. Örneğin, yenidoğan hastalıkları (neonatoloji) bu üst ihtisas dallarından biridir. Bu branşta, erken doğmuş veya hasta olan yeni doğanlarla ilgilenilir. Çocuk Kalp Hastalıkları (pediatrik kardioloji) bir başka üst ihtisas dalıdır. Bu branş çocukluk çağı kalp hastalıklarının teşhisi ve tedavisi ile ilgilidir. Bir başka uzmanlık dalının görüşüne gerek olsa bile bunu çocuk hekiminizin önerisi ve yönlendirmesi altında yapmakta yarar vardır.

Çocuğunuzun Hekimini Nasıl Bulabilirsiniz?

Bu konuda araştırma yaparken başvuracağınız kaynaklardan ilki kadın doğum hekiminizdir. Kadın doğum hekimlerinin çevredeki çocuk hekimlerini tanıyıp, bunlar arasında tıbbi camiada saygı duyulan, başarılı hekimleri size önerebilir. Bebeğinizin doktorunu seçerken çevrenizdeki çocuklu ailelerin çocuk hekimleri ile ilgili deneyimlerinden yararlanabilirsiniz.

Bir kaç hekim ismi aldıktan sonra, gebeliğinizin son aylarında muayenehanelerini arayarak kendileriyle kişisel olarak görüşme talebinde bulunabilirsiniz. Birçok çocuk hekimi bu tür görüşmelere alışıktır. Eğer mümkünse, anne ve baba bu görüşmelere birlikte gitmelidirler. Bu sayede, hekimin, çocuk yetişmesi hakkındaki yöntemleri ve felsefesi konusunda her iki ebeveyn de görüş birliği içinde olabilirler. Herhangi bir konuda soru sormaktan çekinmeyin, utanmayın. Önemsiz gibi görünen bazı sorular sizin için en önemlileri olabilirler. Bu görüşmeye hazırlanmanıza yardımcı olabilecek birkaç önerimiz aşağıda yer almaktadır.

■ Çocuk hekiminiz bebeğinizi doğumdan ne kadar zaman sonra görecek?

Bir çok hastane, doğuma gittiğiniz zaman çocuk hekiminizin adını sorar. Eğer onlar sormazlarsa siz bildirip onu aramalarını isteyebilirsiniz. Bu şekilde, doğum hemşiresi, doğumdan sonra en kısa zamanda hekiminizi çağırma imkanına sahip olur. Gebelikte ya da doğum sırasında herhangi bir sorunla karşılaştıysanız, bebeğinizin doğar doğmaz muayene edilmesi gerekir. Herhangi bir sorun yoksa ilk muayenenin 24 saat içinde yapılması yeterlidir. Çocuk hekiminize, bu muayenenin sizin yanınızda yapılıp yapılmayacağını sorun. Bu ilk muayeneyi izlerken yeni doğan bebeğinizi daha iyi tanıma ve sorularınıza yanıt bulmak olanağını bulacaksınız.

■ Bebeğinizin bir sonraki muayenesi ne zaman yapılacak?

Çocuk hekimleri, genelde yeni doğanların muayenesini ve anne-baba ile konuşmayı siz hastaneden çıkmadan yapmak isterler. Bu işlem hekime, ortaya çıkan veya çıkması olası problemleri belirleme; size de bebeğinizle evde baş başa kalmadan önce aklınıza takılan soruları sorma olanağı sağlar. Çocuk hekiminiz, aynı zamanda, bir sonraki muayene randevusunu (genelde 2-3 haftalıkken) verir. Bu arada herhangi bir tıbbi problemin ortaya çıkması halinde kendisine nasıl ulaşılabileceğini anlatır.

■ Hekimi telefonla ne zaman arayabilirsiniz?

Çocuk hekiminizden sorularınızı telefonla sorabilmek için belirlenmiş herhangi bir saatin olup olmadığını veya kendisini arayabilmek için en uygun zamanın ne olduğunu öğrenin. Eğer sürekli olarak hekim dışı kişilerle konuşmak zorunda kalıyorsanız onların bu konudaki deneyimlerinin eğitiminin ne olduğunu öğrenmenizde yarar vardır. Hekiminizden ne tür sorunların telefonla çözümlenebileceğini ve hangilerinin muayene gerektirdiğini öğrenin.

■ Hekim hangi hastaneyi tercih ediyor?

Hekiminize, ciddi bir hastalık veya yaralanma durumunda hangi hastaneye gitmeniz gerektiğini sorun. Eğer bu hastane bir eğitim hastanesi ise ve burada tıp öğrencileri ve asistanlar çalışıyorsa, yattığı taktirde çocuğunuzu kimin takip edeceğini öğrenin.

■ Acil bir durumda ne yapmanız gerekir?

Çocuk hekiminizi acil durumlarda geceleri arayıp arayamayacağınızı sorun, onu bulamadığınız durumlarda ne yapmanız gerektiğini öğrenin. Günlük muayene saatleri dışında muayenehanesine gidip gidemeyeceğinizi, bu mümkün değilse bir acil servise mi gitmeniz gerektiğini sorun. Olanaklar elveriyorsa hekimi muayenehanesinde ziyaret etmek daha rahat ve hızlıdır. Çocuğunuzun hastanede hekim tarafından görülmesi ve kağıt işlemlerinin tamamlanması daha uzun bir zaman alır. Ancak araştırma ve tedavi olanakları hastanelerde genellikle daha geniştir bu nedenle ciddi veya karmaşık sorunlar için hastaneler daha uygundur.

■ Hekiminiz müsait olmadığı zamanlarda onun yerine kime başvurabilirsiniz?

Eğer hekiminiz belirli bir grup ile çalışıyorsa onun yokluğunda çocuğunuzla ilgilenecek hekimlerle tanışın. Eğer hekiminiz tek başına çalışıyorsa yerine bakabilecek kişiyi kendisi saptayıp ona ulaşabilmeniz için gerekli önlemleri alacaktır. Ancak, siz yine de onunla temas kuramayabileceğiniz zamanları düşünerek acil durumlarda başvurulabilecek diğer hekim veya kurumların isim ve adreslerini edinmeye çalışın.
Eğer çocuğunuzu geceleri veya hafta sonu başka bir hekime gösterdiyseniz, kendi hekiminizi hemen ertesi sabah ya da pazartesi günü arayıp durumu ona da iletmeniz gerekir. Hekiminiz bundan haberdar olsa bile ona gelişmeler hakkında bilgi vermeniz onun için önemlidir. Siz de herşeyin kendi hekiminizin kontrolünde olduğunu bilmenin huzurunu yaşarsınız.

■ Çocuk hekiminiz, bebeğinizi, kontrolleri ve aşıları için hangi sıklıkta görmelidir?

Amerikan Çocuk Hekimliği Akademisi, bebek kontrollerinin 1., 2., 4., 6., 9., 12., 15., 18., 24. aylarda, bundan sonra ise yılda bir kez yapılmasını önermektedir.Eğer hekiminiz size daha sık ya da daha seyrek randevu veriyorsa bunun nedenini araştırın.

■ Tıbbi bakımın ücreti nedir?

Çocuk hekiminiz, hastane ve ofis (muayenehane) için standart bir ücret almalıdır. Bunun dışında, eğer yapıyorsa, ev ziyareti ve günlük muayene zamanı dışındaki ziyaretler için de önceden belirlenmiş ek bir ücret talep eder. Hekimin ofisinde aşı uygulayıp uygulamadığını ve uyguluyorsa bu aşıların ücretlerini öğrenin.

Bu görüşmelerden sonra, çocuk hekiminizin felsefesi, tutumu,ofis (muayenehane)'i ve çalışma tarzından memnun olup olmadığınızı kendinize sorun. Ona güvenebileceğinizi, sorularınıza cevap alabileceğinizi, endişelerinize duyarlı bir şekilde yaklaşılacağını hissetmeniz gerekir. Ofisdeki genel hava ve çalışanlar konusunda da kendinizi rahat hissetmelisiniz.

Seçtiğiniz çocuk hekimi en önemli sınavını bebeğiniz doğduktan sonra onun ve sizin sorunlarınıza yaklaşım tarzı ile verir. Eğer kendinize ya da çocuğunuza yaklaşımı konusunda bir rahatsızlığınız varsa bu problemi, direkt olarak hekiminizle konuşmalısınız. Eğer yanıtı sizi huzursuz eden konulara ışık tutamıyorsa veya çözülemeyecek bir sorun varsa hekiminizi değiştirmekte tereddüt etmeyin.

SÜNNET
Yeni doğan erkek çocukların penisinin uç kısmını örten bir deri parçası vardır. Sünnet bu derinin bir kısmının alınarak penis ucunun (glans) ve idrar yollarının ağzının havayla temas etmesini sağlayan bir operasyondur. Bu işlem birçok ülkede ve birçok hastanede yaygın bir şekilde ve doğumdan 1- 2 HAFTA sonrasında yapılmaktadır. Tecrübeli bir hekimin yaptığı sünnet sadece birkaç dakika sürer ve bir problem olasılığı çok düşüktür. Hekimlerin küçük bir bölümü, bebeğin rahatsızlığını en düşük düzeye indirgemek amacı ile lokal anestezi uygulamaktadırlar. Lokal anestezi uygulayıp uygulamamak konusundaki kararınızı hekiminizle görüşerek veriniz.

ÇOCUK HEKİMİNİZLE TARTIŞACAĞINIZ KONULAR

Kendinizi rahat hissedebileceğiniz bir çocuk hekimi bulduktan sonra, onun, çocuğunuzun temel bakımı ve beslenmesi konularını planlarken size yardımcı olmasına izin verin. Bebek dünyaya gelmeden önce tamamlanması gereken birtakım hazırlıklar ve alınması gerekli bazı kararlar vardır.

Örnek vermek gerekirse hekiminiz size şu konularda yardımcı olabilir:

Bebek Sünnet Edilmeli midir?
Eğer bebeğiniz erkekse, sünnet olup olmaması konusunda karar vermeniz gerekir. Bebeğinizin kız olacağından emin değilseniz bu kararı doğumdan önce vermeniz sizi bu konuyla doğumun bitkinliği ve heyecanı sürerken uğraşmaktan kurtarır.

Sünnet, binlerce yıldır dini bir uygulama olarak sürmektedir. Ülkemizde erkek çocukların sünnet edilmesi hem dini hem de sosyal bir olgudur. Çocuk sünnet edilir çünkü; ”artık erkek olacaktır” veya annesi babası ve diğer büyükler onun “mürüvvetini” görecektir. Az da olsa bazı erkek çocuklar tıbbi nedenlerden ötürü sünnet olur.

Sünnetin tıbbi açıdan önerilmesi gerekip gerekmediği konusu tartışmalıdır. Yapılan son araştırmalarda sünnet olmamış erkek bebeklerin idrar yolu enfeksiyonlarına daha sık yakalandığı sonucuna varılmıştır, yani yeni bilgiler sünnetin tıbbi açıdan bazı yararları olduğu yönündedir. Şimdilik, bu bilgileri değerlendirirken dikkatli davranılmalıdır. İleride yapılacak araştırmaların sonuçları ve bu tür idrar yolu enfeksiyonlarının sağlık açısından öneminin belirlenmesi hekimlerin sünnet konusunda daha net bir tavır almalarını sağlayabilir.

Çok seyrek rastlanan bir sorun olan penis kanserinin hemen hemen sadece sünnetsiz erkeklerde oluştuğu uzun bir süredir bilinmektedir . Ayrıca, son yıllarda yapılan araştırmalar serviks (rahim ağzı) kanserinin sünnetsiz erkeklerin eşlerinde daha sık görüldüğü yönündedir. Sünnet ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında benzer bir ilişki olduğunu gösteren bulgular vardır. Ancak, şu ana kadar yapılan araştırmaların hiçbiri kesin bir sonuca ulaşmamıştır.

Öne sürülen olumlu tarafları yanında sünnetin, enfeksiyon ve kanama gibi belirli bazı riskleri vardır. Eğer bebek prematüre (vaktinden önce) doğmuşsa, doğumda bir hastalığı, doğumsal bir kusuru veya kan problemi varsa, kesinlikle hemen sünnet edilmemelidir. Sünnet sadece sağlıklı bebeklere uygulanmalıdır.

Amerikan Pediatri Akademisi, sünnetin, dini kurallar haricinde, her erkek çocukta rutin olarak yapılmasını önermemektedir. Ancak, sünnet bizde olduğu gibi, er veya geç yapılacaksa, bu işlemin; çocuk ayaklanmadan genel anestezi gereksinimi olmadan ve sünnet ile ilgili bazı korkular gelişmeden erken dönemde yapılmasının daha az riskli ve daha sağlıklı olduğu kanısındayım. Bu kararı, anne-baba ve çocuk hekiminin ortaklaşa alması gerekir. Hekiminiz, sünnetin risklerini ve yararlarını sizinle tartışacaktır.

Emzirmeli miyim, Yoksa Biberonla mı Beslemeliyim?

Bebeğiniz doğmadan önce, emzirme ya da hazır mama ile besleme konusunda karar vermek isteyeceksiniz. Tam anlamıyla eşdeğer olmasalar da, birçok hazır mama, anne sütüne yakın oranda besleyici ve hazmedilebilir özelliktedir. Her iki yöntem de bebeğiniz için güvenli ve sağlıklıdır. İkisinin de değişik avantajları vardır. Amerikan Çocuk Hekimliği Akademisi, bebek beslenmesinin ideal yöntemi olarak emzirmeyi teşvik etmektedir.

Amerikan Çocuk Hekimliği Akademisi, bebek beslenmesinin ideal yöntemi olarak emzirmeyi teşvik etmektedir.

Emzirmenin görünür yararları, kolaylığı ve ucuzluğudur. Ancak tıbbi açıdan gerçek faydaları da vardır. Emzirme, bebeğinize, belli bazı hastalıklara karşı koruyucu doğal antikorları sağlar. Anne sütü alan bebeklerin allerjik sorunlarla karşılaşma olasılığı inek sütü kaynaklı biberon mamaları ile beslenenlere göre daha azdır.

Eğer emziremiyorsanız veya emzirmeyi tercih etmiyorsanız, bebeği biberonla beslerken de benzer duygular hissedebilirsiniz.

Emziren anneler bunun getirdiği duygusal ödüllerden söz ederler. Süt gelmeye başladıktan ve bebek de bunu iyi bir şekilde almayı başardıktan sonra; anne ve bebek arasında inanılmaz ölçüde bir yakınlık ve rahatlık duygusu oluşur. Bu bağ bebeklik çağı boyunca sürer.

Eğer emziremiyorsanız ya da emzirmemeyi tercih etmiyorsanız, bebeği biberonla beslerken de benzer duygular hissedebilirsiniz. Onu sallamak, okşamak, bağrınıza basmak ve bebeğinizle göz göze gelmek, sütün kaynağı ne olursa olsun her ikiniz içinde olağanüstü bir deneyim olacaktır.
Bu konuda kararınızı vermeden önce dördüncü bölümü okuyun. Böylece, emzirme ve biberonla besleme konusunda bir tercih yaparken bunların avantajlarını ve dezavantajlarını tam olarak anlayacak ve bu konudaki tüm seçenekleri değerlendirebileceksiniz.


İzmir Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!