Zirkonyum ve dişhekimliği
Zirkonyum ve dişhekimliği

Zirkonyum (Zr) metali ilk olarak 1789 yılında Martin Heinrich Klaproth tarafından keşfedilmiş ve anca 1824 yılında Jons Jakob Berzelius tarafından izole edilebilmiştir. Avustralya, Brezilya, Hindistan, Rusya ve ABD’dedeki kaynaklardan elde edilmektedir. Bilinen mineralleri zirkon (ZrSiO4 ) ve baddeleyit (ZrO2 )tir. Baddeleyit ismini 1892 yılında onu keşfeden Joseph Baddeley’den almıştır ve zirkonyum dioksit, zirkonyum oksit ve zirkonya isimleriyle de bilinen türevleri mevcuttur. Bunlardan diş hekimliğinde kullanılan zirkonyadır.

Zirkonyumun diş hekimliğinde kullanım alanı bulmasını en önemli sebepleri sağlamlığı ve rengidir. Zirkonyum metali birçok ortamda titanyum ve paslanmaz çeliğe nazaran çok daha dayanıklı olduğunu gösteren test sonuçları vermiştir. Bu dayanıklılık ve korozyona direnç sebebiyle implantolojide implant ara parçası olarak, ortodontik braket yapımında, protetik uygulamalarda post-core olarak, kuron köprü uygulamalarında alt yapı olarak ve bazı kompozit dolgu maddelerinde materyalin sağlamlığını arttırmak adına içine eklenerek diş hekimliği klinik uygulamalarında artık birçok alanda kullanılmaktadır.

Estetiğin ön planda olduğu diş hekimliğinde en çok porselen kuron ve köprülerde alt yapı malzemesi olarak kullanılan zirkonyumun bir metal olmasına rağmen ışık geçirgenliğinin olması bu tercihin en önemli nedenidir. Sonuçta çevremizde gördüğümüz her şeyin ışık kırılması ve yansımaları sayesinde bize renkli olarak göründüğünü düşünürsek, porselen ve zirkonyumun üzerinden iç dokulardaki yansımaların bile gözümüze ulaşabilmesi, konvansiyonel metal destekli yöntemlere göre çok daha estetik kaplamaların yapılabilmesine olanak vermektedir.

Ayrıca son dönemde zirkonyum alt yapılı sabit protetik uygulamaların daha çok tercih edilmesindeki en önemli sebeplerden biri de diğer metallerdeki gibi ısı iletiminin neredeyse yok denecek kadar az olması sebebiyle sıcak/soğuk hassasiyetlerinin daha az görülmesidir. Metal destekli porselenlerde zamanla görülebilen diş eti boyama, grileşme gibi estetik kaygı oluşturabilecek riskler de zirkonyum kaplamalarda görülmemektedir. Artık teknolojilerin de tanıdığı imkanlar dahilinde CAD-CAM uygulamalarının diş hekimliğinde de uygulanabilir hale gelmesi, sabit protetik tedavi işlemleri açısından hastalara çok daha hızlı tedavi planlamaları yapılabilmesine olanak vermektedir. CEREC sistemleri kuron-köprü yapılacak dişlerin preparasyonu sonuncunda diş sayısına da bağlı olacak şekilde aynı gün veya ertesi gün işlemlerin bitirilebilmesini sağlamıştır. Dişlerin preparasyonlarının bitirilmesinin hemen ardından 3 boyutlu ölçüler bilgisayar ortamına aktarılmakta, bu aktarılan ölçüler detaylı olarak incelenmekte ve son şekil verildikten sonra CEREC cihazına aktarılan bilgiler ışığında elektronik robotik frezler yardımıyla çok kısa sürede kuron ve köprüler 0.02 mm hata payıyla üretilebilmektedir. Bu da normal ölçü kaşıklarıyla ölçü alımını müteakiben diş laboratuarlarına gidip gelerek yaklaşık 1 haftada bitirilebilen eski yöntemler düşünüldüğünde hasta ve hekim açısından çok üst düzey bir konfor sağlamaktadır. Ayrıca öğürme refleksi çok gelişmiş olan hastalarda, bir kabus olan ölçü alımı ve ölçü maddeleriyle teması da ortadan kaldırdığı için, bir çok hasta tarafından tek tercih haline gelmiştir.

İmplantolojide İlk başlarda zirkonyum implantlar üretilmişse de gerek ekonomik gerekse üretim sorunları sebebiyle sadece üst yapıda kullanımı tercih edilmiştir. İmplant üstü protezlerde zirkonyum alt yapılı bir porselen kuron veya köprü yapılacaksa mutlaka zirkonyum bir implant ara parçasına gerek duyulmaktadır. Aksi takdirde daha önce de bahsettiğim gibi ışık geçirgenliği sebebiyle metal ara parçanın gri rengi dışarıya yansımakta ve bu da estetiği kötü yönde etkilemektedir.

Zirkonyum ortodontide kulanım alanları çok geniş olmamakla beraber dişler üzerine yerleştirilen braket sistemlerinde yine estetik imkanlar sunması sebebiyle son dönemde hastalar tarafından tercih edilen bir uygulama seçeneği olmuştur. Isıtılarak elde edilen şeffaf zirkon braketler estetiği olumlu yönde etkilemekte, görsel olarak hastaların metal braket sistemlerinden kaynaklanacak kaygılarını ortadan kaldırmaktadır. Nedereyse hiç farkedilmeyen bir ortodontik uygulama, hem hastaların motivasyonunu arttırmakta hem de tedavinin başarısını olumlu yönde etkilemektedir.

Sonuç olarak zirkonyumun diş hekimliğinde kullanılmaya başlaması estetik açısından tedavi ve protetik yaklaşımlara yeni bakış açıları getirirken, gerek doku uyumluluğu gerekse uzun ömürlülüğü açısından tüm sabit protez uygulamalarını bir adım ileri taşımayı başarmıştır. Her geçen gün zirkonyum uygulamalarını tercih eden hasta sayısı artmakta ve zirkonyum alt yapılı kuron ve köprüler özellikle ön bölge restorasyonlarında artık neredeyse en çok tercih edilen protetik uygulama olmaktadır.


İstanbul Diş Hekimi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!